KOMİSYON KONUŞMASI

AHMET HALUK KOÇ (Ankara) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Öncelikle, tekrar bir siyasi demagoji yaşanmaması için girişi şu şekilde kurmak istiyorum. Filistin sorunu bizim millî sorunlarımızdan bir tanesidir. Filistin halkına Türkiye Cumhuriyeti'nin her alanda yapacağı her türlü katkı her türlü siyasi iç değerlendirmenin üstündedir. Yapabileceğinin çok daha üstünde katkı sunabileceği tüm alanlar araştırılmalı ve İsrail'in Vandal devlet yönetimiyle eziyet çeken Filistinli kardeşlerimizin bir nebze de olsa rahatlatılması için Türkiye her alanda üstüne düşeni yapmalıdır, bu konuda en ufak bir tereddüt yok. Bunların altını şunun için çiziyorum: Daha sonra söylediklerim -daha önceki konuda olduğu gibi- demagojik birtakım tartışma noktalarına çekilmesin diye bir ön girizgâh olarak bunları müsaadenizle ifade ediyorum.

Bu çerçevede, Gazze'de açılması planlanan Filistin-Türkiye Dostluk Hastanesi üç yıl süreyle Türkiye ve Filistin tarafından ortak yönetilecek, sonrasında yönetim Filistin'e devredilecek, bu öngörülüyor. Ama hepimiz biliyoruz, Filistin'de bir reel politik durum var. Batı Şeria yani Ramallah ve bir de Gazze merkezde olmak üzere çift başlı bir siyasi yapılanma söz konusu Filistin'de. Gazze'deki hastanenin inşaatı konusunda Türkiye'nin Gazze'de siyasi yönetimde ağırlığı olan Hamas'la herhâlde bir ilişki geliştirmesi gerekli olacaktır; olacak mıdır, olmayacak mıdır, sorulardan bir tanesi bu.

Protokolün 1'inci maddesi uyarınca bu protokolle Türkiye'de uygulanan Sağlıkta Dönüşüm Programı'nın uygun taraflarının Filistin'e aktarılması amaçlanmaktadır. İşin reklam, promosyon, iç siyasetteki sağlık konusunun değerlendirilmesinin dışına çıkıyorum, bir hekim olarak da kendi görüşümle bağdaşık bir değerlendirme yapabilirim. Türkiye'de sağlık hizmetleri baştan sunulduğu gibi, maalesef tarım politikası gibi çok başarılı gitmemekte yani iyi bir örnek oluşturmamakta. Bunun karşıtını savunabilirsiniz, gayet doğaldır, o politikayı uyguladınız ama sonuçları önümüzdeki dönemde şehir hastanesi uygulamalarıyla beraber ciddi sıkıntılara yol açacak hem ekonomik boyutta hem sağlık hizmeti sunanlar bakımından hem sağlık hizmeti alanlar bakımından ciddi sıkıntılar yaratacaktır. Nasıl bir tecrübeyi aktaracağız, bunun hangi boyutunu aktaracağız? Yani bu tıkanıklıkları mı aktaracağız tecrübe olarak Sağlıkta Dönüşüm Programı'nda? Yani sağlığın ticarileşmesini mi aktaracağız? Sağlık ve eğitim Türkiye'de ticarileşmiştir. Artık ne kadar katkı payı sunarsanız çocuğunuza o kadar iyi eğitim alabilirsiniz, ne kadar katkı payı sunarsanız sağlık hizmetini de o kadar kaliteli ve daha üst düzeyden alabilirsiniz. Bu ayrı bir konu.

Türk tarafı hastanenin üç yıl ortak işletilmesi için 42 milyon dolar verecek, bu taahhüt altına alınmış madde 7'de. Filistin tarafının bu konuda bir taahhüdü anlaşmada yer almamakta, bunu göremiyoruz, bununla ilgili bir açıklama yapabilir misiniz?

"Personelin sorumluluğu" başlıklı 9'uncu maddede yer alan ifade oldukça düşündürücü, bunu bütün Komisyon üyesi arkadaşlarımın dikkatine sunmak istiyorum ve burada demin girizgâh yaptığım için, o hassasiyetlerimi vurguladığım için lütfen bir iç, başka tartışma boyutuna getirilmesin ama çok düşündürücü bir nokta burası.

Bakın, Gazze şeridi Hamas'ın kontrolünde ve siyasi etkinliğinde. Söz konusu hastanede çalışan Türk vatandaşları Hamas yönetimiyle bir ihtilaf yaşarlarsa hangi mevzuata tabi olacaklar? Yani "Filistin tarafı, Türkiye'den görevlendirilen personel ve yakınlarının tutuklanması hâlinde Türk tarafını derhâl durumdan haberdar edecektir." cümlesi var. Bu cümleyi bir daha okuyorum: "Filistin tarafı, Türkiye'den görevlendirilen personel ve yakınlarının tutuklanması hâlinde Türk tarafını derhâl durumdan haberdar edecektir." Yani Hamas yönetimiyle bir sıkıntı oldu, dediğim gibi sağlık personeli veya yakınları tutuklandı. Acaba merkezî Filistin yönetimi bu ihtilafı çözme konusunda ne kadar etkili olacaktır? Belirtilen, çizilen, dercedilen cümle çerçevesinde bu soruyu soruyorum. Onun için bu hastanenin inşaatı konusunda Hamas'la ilişkilerin akıbetinin belirsizliği ve diğer sorunlar bakımından da Filistin halkına Türkiye'nin her boyuttaki katkısının tartışmasız olduğunun altını bir daha çizerek bu sorunların da gündemde değerlendirilmesinin uygun olacağını düşünüyorum.

Çok teşekkür ederim Sayın Başkanım.