KOMİSYON KONUŞMASI

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Teşekkür ederim Değerli Başkanım.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, değerli kamu denetçisi arkadaşlarım, Başdenetçimiz, basın mensubu arkadaşlarımız, bürokratlar; hepinizi saygı ve hürmetle selamlıyorum.

Şimdi, öncelikle geçmiş dönemdeki raporlar nedeniyle herkes serzenişte bulundu. O dönem, Kamu Denetçiliği Kurumu "Biz, bundan sonra bu eksikliği gidereceğiz, vaktinde vereceğiz." dediler. Sözlerini tuttukları için teşekkür ediyorum kendilerine.

Çalışma, ayrıntılı bir çalışma. Alt komisyon üyesi arkadaşlarımız bunun üzerine çalışacaklar ancak fazla uzatmadan birkaç öneride bulunmak istiyorum ben.

BAŞKAN - Buyurun.

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Öncelikle, efendim "Kamu Denetçiliği Kurumunun tek çatı altında toplanması, koordine edilmesi." dediniz. BİMER'in, CİMER'in görevleri ayrı, Eşitlik Kurumunun görevleri ayrı, Kamu Denetçiliği Kurumunun görevleri ayrı. O anlamda bunları eğer tek çatıya düşürürsek tek ses olacak ki bu, esasen, kuruluş amacına aykırı olmuş olur. Yani sataşma olsun diye ben bunu söylemek istemiyorum.

Ben dilerim ve isterim ki Türkiye Eşitlik Kurumu, Kamu Denetçiliği Kurumunun bu kadar aktif çalışmasını kendilerine rehber edinir. Kendilerine en azından böyle bir örnek var. Şu anda, Türkiye Eşitlik Kurumu, bu kadar sıkıntının, liyakatsizliğin, eşitsizliğin olduğu bir ülkede Türkiye Eşitlik Kurumunun sesi hiç duyulmuyor yani bu konuda...

FAHRETTİN YOKUŞ (Konya) - Öyle bir kurum mu var ya!

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Öyle bir kurum var, İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu. Yani Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumunun sesi duymuyor. Kamu Denetçiliği Kurumunun bu sesini onların da duymalarını diliyorum ve istiyorum.

Burada, Kamu Denetçiliği Kurumunun başarılı olmasını, şeffaf idarenin, idarenin hukuka uygun olmasını, daha rahat ve etkin olmasını istiyorsak bir mevzuat değişikliğine vermiş olduğumuz kanun teklifleri var. Bu bilgi almayla, belge almayla ilgili kanun teklifi Mecliste hazır duruyor.

Sizden ricam, sizler 2 Başkan olarak ağırlığınızı koyun. Yani iktidar tabii şu anda yok, siz şu anda birinci partinin, çoğunlukta olan partinin milletvekillerisiniz... Evet "İktidar yok." diyorum ama Başkan gülüyor.

BAŞKAN - Gülüyorum çünkü biz iktidarız.

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Yani bu hükûmet sisteminde iktidar olmaz, Cumhurbaşkanlığı sistemi var, iktidar yok yani teknik deyim olarak diyorum ben.

İkincisi: Yani bu belge, bilgiyle ilgili kanun teklifimi vermiştim Meclise. Yani bu birinci parti, çoğunluk partisi eğer hoşunuza gitmiyorsa getirin kurullara, getirin komisyona eksiğiyle, fazlasıyla düzeltelim yani bu hoşunuza gitmiyorsa ben geri çekeyim, siz verin de bari hiç olmazsa bu düzelsin.

FEHMİ KÜPÇÜ (Bolu) - O zaman "Muhalefet de yok." denir.

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Yok efendim yani keşke olabilse.

Bakın, saat 11.00'de açıldı, saat 12'yi 10 geçiyor; 2 başkanımız konuştu, iktidar milletvekili, birinci partinin milletvekili konuştu. Şimdi, topu çevirdiniz, ancak sıra bize geldi. Ben üç dakika konuşacağım, fazla uzatmayacağım.

ERGÜN TAŞCI (Ordu) - "İktidar milletvekili" demeyin, önce tuşa bastım.

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Özür dilerim. Önce girmiştik. Uzatmayacağım ben.

Şimdi gelelim "Tavsiye kararları emredicidir." hükmüne... Kanun teklifini verdik. Ben bunu komisyonda da söylemiştim, bunu hemen getirelim, resen hareket edebilme olayını. Ne olur, kanun teklifini verdik, Meclise hemen getirebilelim.

Kadro yetersizliği... Hep söyledik, bunu hemen getirelim çünkü bir an önce... Israrla nüfus oranını dediniz, şikâyeti vesaire. Arkadaş, bu kadroyla bu şikâyetler karara bağlanamaz. Artı, o şikayet oranı vesairesi halk bilinci, bir de ülkelerin demokratik rejim yapısıyla da alakalı yani sayı azdır diye, bizde sayı çoktur diye biz şununla bununla övünmeyelim. Yani demek ki vatandaşa bu kurumlara müracaat etme imkânı doğuyor, demek ki hukuka uyuyor diye de akla gelebilir yani bu, rejimle orantılı olan bir husus.

Okul müfredatlarında -hep söyledik- Kamu Denetçiliği Kurumunun önemini anlatmak lazım, müfredatlara girmesi lazım. Okul müfredatlarında bu yok yani bunun olması.

"Tavsiye kararlarına uyulmuyor..." Uyulmuyorsa, o zaman, tavsiye kararlarına uymayan kurumun yöneticisi, yetkilisi kimse, o uymadığı için doğabilecek tazminatları o kurumun yetkilisine ve başkanına rücu etmek lazım çünkü mal canın yongasıdır, eğer biz tazminatı ona yüklersek ne olacak?

AHMET SALİH DAL (Kilis) - Öyledir zaten.

MAHMUT TANAL (İstanbul) - "Öyledir." değil Üstat, kanun hükmünde kararnamelerle bunları kaldırdık yani keşke tekrar yine eski düzene dönebilse yani tazminatla ilgili eski düzene dönebilse çünkü tazminatı o kurumun yetkilisine rücu ettik mi, kişi diyor ki: "Aman, aman..." Bir sefer düşünecekse kırk sefer düşünecek çünkü bu işin ucunda tazminat var. Devlet, Anayasa 129'a göre bana rücu edecek. Bana rücu etmemesi için, efendim, ben daha dikkatli olayım. Onun için, bu kurumun verdiği kararlara uymayan kurumların, ondan zarar doğması hâlinde o kişilere rücu edilmesinde yarar var.

Bir de Kamu Denetçiliği Kurumunda arkadaşlarımız dört yıllığına seçildi çünkü o dönem bu yasa geçerken Parlamentonun seçimi de dört yıllıktı. Parlamentonun seçimini beş yıllığa çıkardıysak o zaman kamu denetçiliği seçimini de beş yıla çıkarmakta yarar var. Yani nedir? Çünkü o dönemde, efendim, gerekçe oydu: "Parlamentonun seçimi dört yıllıktır, biz onun için Kamu Denetçiliği Kurumuna üyeleri de dört yıllığına seçelim." Belki o iktidarla çalışmayabilir vesairesi akıllarına gelmiştir. O zaman bunu da eş güdümlü olarak beş yıla çıkarmakta yarar var.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) - İktidar değişmeyeceği için problem yok.

MAHMUT TANAL (İstanbul) - İktidar yok üstadım, ne iktidarı ya? Birinci parti var, iktidar yok üstat, Cumhurbaşkanlığı sistemi var, lütfen, ağabeyciğim ya.

BAŞKAN - Sayın Mahmut Tanal, toparlayalım lütfen.

Toplantımız son derece verimli ve esprili geçiyor ama zaman da geçiyor, toparlayalım lütfen.

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Şimdi, burada okullarla ilgili, evet, verilen o kararlar iyi, güzel, yerinde.

Benim söyleyeceklerim bunlar.

BAŞKAN - Değerli meslektaşım, teşekkür ediyoruz.

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Ama ben teşekkür edeceğim.

Söz verdiğiniz için, dinlediğiniz için -bu tavsiye kararlarımızı inşallah dinlersiniz, nazara alırsınız ve masaya getirirsiniz- teşekkür ediyorum, saygı ve hürmetlerimi sunuyorum.

Yarınki toplantıya gelmek isterim. İşte, bu birinci parti var ya, bu birinci partinin benim hakkımda düzenlediği fezlekelerden dolayı yarın İstanbul'a duruşmaya gideceğim, yoksa tutuklama kararını verecekler. Yani onun için, yarınki toplantıya gelemeyeceğim, şimdiden başarılar diliyorum.

BAŞKAN - Şimdi, Mahmut Tanal arkadaşımız meslektaşım, yıllarca birlikte de adliyelerde koşturduk.

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Hâlen davamız da bitmedi ama.

BAŞKAN - Dava kazanamıyoruz. Ben yapmıyorum artık, yeni arkadaşlar yapıyorlar.

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Ben de yapmıyorum da ama hâlâ dava bitmedi.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Davayı hiç kazanamıyor mu size karşı?

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Nasıl?

BAŞKAN - Neyse, konuyu kapatalım şimdi.

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Ben davayı mı kazanamıyorum? Bilirkişi lehimize karar vermiş.