KOMİSYON KONUŞMASI

SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Sayın Başkan, değerli Komisyon üyeleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Metin Akpınar ve Müjdat Gezen'i gözaltına almak kolay. Kaçak gökdelen dikip haksız kazanç elde eden müteahhitleri ve buna göz yuman yetkilileri gözaltına almak için ne bekleniyor? Önce bunu sormak lazım. Diğer yandan, üçüncü havalimanı inşaatı eşi görülmemiş bir işçi zulmüne sahne oldu. Kanunlara aykırı şekilde iş sağlığı ve iş güvenliği tedbirlerini almayan, işçilerin parasını elden ödeyerek vergi kaçıran müteahhitlere neden işlem yapmıyorsunuz?

Sayın Erdoğan geçtiğimiz yıl yaptığı konuşmalarda AKP'nin yönettiği İstanbul için "Biz bu şehrin kıymetini bilemedik; biz bu şehre ihanet ettik, hâlâ da ediyoruz." diyerek bir itirafta bulunmuş ve bundan kendisinin de sorumlu olduğunu söylemişti. Bu sözlerin arkasından önümüze bir yasa getiriliyor.

Boğaziçi Kanunu'nun ilk maddesinde de belirtildiği üzere, kanunun düzenlenmesindeki amaç, İstanbul Boğaziçi Alanı'nın kültürel ve tarihî değerlerini ve doğal güzelliklerini kamu yararı gözetilerek korumak ve geliştirmek ve bu alandaki nüfus yoğunluğunu artıracak yapılanmayı sınırlamak için uygulanacak imar mevzuatını belirlemek ve düzenlemektir. Burada üzerinde durulması gereken asıl noktanın kamu yararı olduğu aşikârdır. Kültürel, tarihî ve doğal değerlerin korunmasında da, yapılacak yapılarda gözetilecek kriterlerde de kamu yararı ön planda olmak zorundadır. Kanunun "Genel esaslar" başlıklı 3'üncü maddesinin (e) bendindeki "Boğaziçi Alanındaki yapılar bu Kanun hükümlerine ve imar planları esaslarına göre yapılır, aykırı olanlar derhal yıkılır veya yıktırılır." hükmü ile (i) bendindeki "Boğaziçi Alanında kıyılar ancak kamu yararına kullanılır." hükmü de bu amacı destekler niteliktedir. Kanunun 10 ile 13'üncü maddelerini kapsayan ikinci bölümünde de imar uygulamalarının nasıl olması gerektiği, planların denetimi ve yıkım işlemlerinin nasıl olması gerektiği düzenlemelerine yer verilerek kanunun amacı ve işlevi pekiştirilmeye çalışılmıştır. Fakat ne yazık ki anılan kanun teklifiyle getirilmeye çalışılan düzenleme eğer ki kabul edilirse, Boğaziçi Kanunu'nun amaç ve işlevinden söz etmek mümkün olmayacak ve kamu yararını gözetmek amacı taşıyan bir kanunun hükümleri işlevsiz kalacaktır.

Söz konusu teklifin gerekçesinden de anlaşıldığı üzere, Boğaziçi sahil şeridi ve öngörünüm bölgesindeki taşınmaz maliklerinin de İmar Kanunu'nun geçici 16'ncı maddesi uyarınca yapı kayıt belgesi alabilmesinin önünün açılması hedeflenmekte ve yıkım kararları ile idari para cezalarının iptal edilmesi amaçlanmaktadır.

Gündeme geldiği ilk andan beri, imar barışının imar affı özlü uygulamasının halkın yararını düşünmekten ziyade orman, mera, kıyı, kent toprakları gibi bütün kamusal alanların işgalinin ve talanının önünü açacağını; kaçak yapılaşmalar neticesinde doğal değerlerin tahribatının ve hukuksuzluğun özendirileceğini, çarpık ve düzensiz kentleşmenin kalıcı hâle getirileceğini, yasalara ve kurallara uygun yaşayan bireyler için yasalara uymayanlar lehine yapılan düzenlemelerle oluşturulan eşitsizlik olgusuyla devlete, hukuka ve adalete olan güvenin sarsılacağını; bu tür uygulamaların bedelinin hep birlikte ödeneceğini; Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası başta olmak üzere, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği ve bileşenleri her fırsatta dile getirmiştir.

Halkın yararına olduğu ve halkın çıkarını koruma amacı taşıdığı ileri sürülerek yürürlüğe giren ve uygulanan imar affında asıl amacın belli kesimlerin çıkarlarını korumak olduğu, getirilmek istenen bu düzenlemeyle bir kez daha anlaşılmıştır. İstanbul'un tarihî ve doğal güzelliği olan Boğaziçi'ndeki kaçak yapıların yasal hâle gelmesi, yıkım kararları ve idari para cezalarının iptal edilecek olması sadece kamu vicdanında değil dünya mirası İstanbul kentinin kültür, tabiat varlıklarının geleceğinde de iyileştirilmesi olanaksız derin yaralar açacaktır.

Boğaziçi bölgesine has bu uygulamanın neden İmar Kanunu'nun geçici 16'ncı maddesi değişikliğinin yürürlüğe girdiği zaman yapılmayıp bugün gündeme geldiği de ayrı bir soru işaretidir. Boğaziçi Kanunu'nun çıkarıldığı tarih olan 1983'ten bu yana tarihî, kültürel ve doğal alanlara olan bakış açısı değişmiş, kamu yararını ön planda tutma gayesi yerini rant odaklı girişimlere bırakmıştır. Boğaziçi Kanunu'nun gerekçesinde ve amacında ne gibi bir değişiklik olmuştur da bugün bu düzenlemenin getirilmesi gereği doğmuştur? "İlk günden beri tartışmalara açık olan imar affında Boğaz'daki kaçak yapılara göz yumulması yaklaşan yerel seçimler öncesi bir seçim yatırımı mıdır?" sorusunu akıllara da getirmektedir. Her ne şartla ve amaçla olursa olsun, bu düzenlemenin kamu yararı gözetmediği ve aksine, kamu yararını zedeleyeceği, dünya mirası olan İstanbul kentinin kültür, tabiat varlıklarının ve çevre değerlerinin ranta kurban edilmesinin İstanbul'la birlikte ülkemizin dünyadaki kültür turizmindeki yerini inanılmaz derecede yıkıma uğratacağı açıktır. Ekmeğini zor kazanan, evine ekmeğini zor götüren dar gelirli yurttaşlarımızın -başını sokacak evi zar zor yapmış olan vatandaşlarımızı ayırarak söylüyoruz- mağduriyetlerinin giderilmesine evet, ancak rant ve suiistimallere hayır diyorum, saygılar sunuyorum.

Teşekkür ediyorum.