| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/276) ile 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/275) ve Sayıştay tezkereleri a)Çevre ve Şehircilik Bakanlığı b)Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 2 |
| Tarih | : | 21 .11.2018 |
SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Sayın Başkan, sayın Komisyon üyeleri, Sayın Bakan; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Bakan, yapılan düzenlemelerle Çevre ve Şehircilik Bakanlığına tüm ülkenin tapusunu istediği gibi kullanma yetkisi verilmiştir. Şehir plancılığı hizmetlerinde kamusal fayda anlayışı hâkim olmalıdır ancak bundan vazgeçilmiştir. Serbestleştirme, ticarileştirmenin aracı hâline getirilmiş rant odaklı projelere teslim edilen kentlerde plansızlık egemen kılınmıştır. Tüm bu sorunlara karşı da demokratik katılımın sağlanması çok önemlidir.
Sayın Bakan, ben Muğla özelinde tüm ülkeyi de ilgilendiren birkaç konuya değinmek istiyorum.
5216 sayılı Kanun'un 7/b maddesinde büyükşehir ve ilçe belediyelerinin görev ve sorumlulukları "Çevre düzeni plânına uygun olmak kaydıyla, büyükşehir belediye sınırları içinde 1/5.000 ile 1/25.000 arasındaki her ölçekte nazım imar plânını yapmak, yaptırmak ve onaylayarak uygulamak; büyükşehir içindeki belediyelerin nazım plâna uygun olarak hazırlayacakları uygulama imar plânlarını, bu plânlarda yapılacak değişiklikleri, parselasyon plânlarını ve imar ıslah plânlarını aynen veya değiştirerek onaylamak ve uygulanmasını denetlemek; nazım imar plânının yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde uygulama imar plânlarını ve parselasyon plânlarını yapmayan ilçe belediyelerinin uygulama imar plânlarını ve parselasyon plânlarını yapmak veya yaptırmak." şeklinde tanımlanmıştır.
Bu kapsamda, sınırları il mülki sınırlarına dayanan büyükşehir belediyesinin yetki alanının il bütününde değerlendirilmesi gerektiği, dolayısıyla planlama çalışmalarının bütünsellik ilkesi çerçevesinde gerçekleştirilmesi gerektiği değerlendirilmektedir.
1.480 kilometre kıyı uzunluğuna sahip 13.247 kilometre yüzölçümüne sahip Muğla ilinin yüzde 25'i özel çevre koruma bölgeleri, doğal sit alanları, millî parklar, tabiat parkları ve benzeri korunan alanlar ile turizm merkezleri, kültür turizm koruma ve gelişim bölgelerinden oluşmaktadır. Bu alanlar, Muğla Büyükşehir Belediyesinin plan onama yetkisi dışında, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve Kültür ve Turizm Bakanlığının plan onama yetkisindedir. Muğla Büyükşehir Belediyesi plan onama yetkisindeki ilin yüzde 75'lik kısmının yüzde 62,5'i orman alanı ve yüzde 20,9'u tarım alanı olmakla birlikte, plan kararı geliştirilebilecek alan 992.192 hektarlık plan onama alanının sadece yüzde 5,4'ünü oluşturmaktadır. Ancak bu alanlara her ne kadar hizmet sağlanmaya çalışılsa da söz konusu korunan alanlar arasında alt ölçekli imar planları bulunmadığından, 6360 sayılı Kanun kapsamında bu alanlara hizmet götürmekte aksaklıklar yaşanmaktadır.
Bu kapsamda, Muğla il genelinde vatandaşlarımıza hizmetin daha hızlı ulaştırılması, içme suyu hattı, yol, kanalizasyon gibi belediye hizmetlerinin hızlandırılması ve kaçak yapılaşmanın önlenmesi için imar planlarının yapılması, mağduriyetlerin önlenmesi bakımından aciliyet arz etmektedir.
Sayın Bakan, 6360 sayılı Büyükşehir Yasası'yla, bildiğiniz gibi, köy statüsünde kırsal yerleşim birimleri -orman köyleri de dâhil- bir gecede büyükşehirlerin mahalleleri olmuştur. Köy tüzel kişilikleri kalkmış ve birçok köylülük hakları ortadan kaldırılmıştır.
Kanunun geçici 1'inci maddesinin 14'üncü fıkrasında, bu kanunla mahalleye dönüşen köylerde kanunun yayımlandığı tarihe kadar bitirilmiş olan yapıların ruhsatlandırılmış sayılacağı ve ayrıca bu yapıların elektrik, su ve bunun gibi kamu hizmetlerinden yararlandırılacağı belirtilmiştir. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Yapı işleri Genel Müdürlüğünün (2013/5) sayılı Genelgesi'yle de uygulamaların tespit ve değerlendirme raporu örneğine göre yürütülmesi gerektiği bildirilmiştir. Ancak uygulamalar sırasında muhtarlıklar izniyle o köyün yöresel dokularına göre yapılan yapılar, Bakanlık görüşleri nedeniyle, yapı yaklaşma mesafeleri gibi basit nedenlerle bu maddeden faydalanamamıştır. Yani köylüyü köyünde yaşatabilme ilkesi gereği muhtarlık izniyle yapılan köy yapıları ruhsatlanmış sayılamamıştır. Maalesef, büyükşehirlerde kırsalda yaşayan köylülerimiz imar barışına müracaatla yapı kayıt belgesi almak ve para yatırmak zorunda kalmışlardır. Bu nedenle, büyükşehirlerde mahalleye dönüşen köylerdeki 6360 sayılı Yasa kapsamındaki muhtarlık izniyle yapılan yapıların tespit ve değerlendirme işlemlerinin bu kapsamda değerlendirilerek, yasanın özüne uygun olarak ruhsatlı sayılması ve imar barışı masraflarından kurtarılması gerekmektedir.
Sayın Bakan, Muğla'mızın tek sorunu sadece imar uygulamalarında yaşanan sorunlar değildir. Ne yazık ki doğal güzelliklerimize sahip çıkma ve koruma adına ciddi sorunlarımız vardır.
Bakınız, Milas ilçesi ile Aydın'ın Söke ilçesi sınırları arasında yer alan Bafa Gölü, oluşumu, doğal yapısı, tarihî zenginliği, bitki, hayvan, balık ve kuş çeşitliliğiyle olağanüstü zenginliğe sahip bir doğa cennetidir. Ne var ki son yıllarda Bafa Gölü sürekli olarak kirliliği ve balık ölümleriyle gündeme gelmektedir. 2013 yılında yapılan sayımlarda Bafa Gölü'nde 27 farklı kuş türünden 78.101 kuş sayılmıştır. 2014 yılındaki sayımda ise kuş türü sayısı 21'e, kuş sayısı da 50 bine inmiştir. Balık ölümleri ve aşırı yosunlaşmayla birlikte çevrede aşırı derecede kötü koku oluşmaktadır. Gerek insanlar ve gerekse diğer canlılar için çok ciddi boyutta yaşamsal tehdide neden olan bu durumun önümüzdeki bahar ve yaz aylarında yine yaşanmaması için ivedilikle önlem alınması gerekmektedir. Bu amaçla,
Bafa Gölü'ne Büyük Menderes Nehri'nden kirli su girişi ve zeytinyağı fabrikasından kara su girişi önlenmelidir. Uzmanlar tarafından Bafa Gölü'nde yapılan araştırmalarda olması gerekenin 140 katı azot bulunduğu, göl dibindeki aşırı yosunlaşmanın gölün oksijen değerini düşürdüğü ve alg patlamasına neden olduğu ifade edilmiştir. Bu nedenle, uzmanların da dile getirdiği gibi, Bafa Gölü'nde ivedilikle ve mutlaka mekanik temizlik yapılarak yosunların azaltılması gerekmektedir.
Sayın Bakan, sunumunuzda belirttiğiniz diğer bir konu da fıstık çamları. Muğla'nın Yatağan ilçemize bağlı Gökgedik ve Zeytinköy Mahallelerimizde anıt ağaç statüsünde olan ve koruma altında olması gereken fıstık çamları dâhil 2.500 civarı ağaç ÇED raporlarının hileli yorumlanmasıyla yasaya aykırı biçimde kesilmiştir. Köylülerin tepkisi sonunda kesim işi şimdilik soğumaya bırakılmıştır. Madencilik faaliyetlerinde 3 hektarın altındaki alanlar ÇED'den muaf tutuluyor, madencilik faaliyeti başlıyor ve daha sonra "zenginleştirme" adı altında alan 30 hektara kadar genişliyor.
Sayın Bakan, Yatağan Zeytinköy ve Gökgedik'te köylüler ormanı ve ağacı koruyor, ekmek teknelerini koruyor ama öyle bir ironi ki Orman Müdürlüğü ise şirketin çıkarı doğrultusunda sabaha karşı saat 04.00'te fıstık çamlarını kesiyor. Bu saatte bunu ancak kaçakçılar yapar.
Adının içinde "çevre" olan bir Bakanlık olarak, özellikle maden şirketlerinin yasanın arkasından dolanarak "zenginleştirme" adı altında, ÇED raporu alanı dışında faaliyet yapmasını engel olmaya yönelik bir çalışmanız olacak mıdır Sayın Bakan? Maden 1 kez çıkar ve biter. Fıstık çamları hem doğaya hem de köylülerimize yüzyıllarca katkı sağlar. Köylülerin mağduriyetini önlemek için bir tedbir almayı düşünüyor musunuz?
Sayın Bakan, bakınız, Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan bir cümle kurdu, İstanbul'un kıymetinin bilinmediğini belirterek "Biz bu şehre ihanet ettik, bundan ben de sorumluyum." dedi.
Sayın Bakan, İstanbul'da durum bu. Peki, Muğla'da farklı mı?
Bakınız, örnek vermek istiyorum, Sayın Bakan: Şurası Bodrum'a giderken Güvercinlik'teki Pina Yarımadası. Üstteki yarımadanın önceki hâli, alttaki de inşaatın başladığı hâli. "Şimdiki hâli nasıl?" derseniz, şimdiki hâli de bu Sayın Bakan.
2007 yılında Bodrum Pina Yarımadası yakıldığında zamanın Turizm Bakanı "Bu bölge yapılaşmaya açılmayacak." diye söz vermişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan da bu bölgede tekneyle dolaştı ve bölgede ciddi imar kirliliği ve vahşi bir yapılaşma olduğunu belirtti.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
(Oturum Başkanlığına Başkan Süreyya Sadi Bilgiç geçti)
BAŞKAN - Sayın Girgin, son cümlenizi alayım lütfen.
SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Tabii, tamamlıyorum, bir dakika rica edeceğim Sayın Başkan.
Fakat 2011'den sonra yapılaşmanın önü açıldı, şu anda o yarımadada yedişer katlı, yeşil alan bırakılmadan yüzde 100 beton yığını 4 dev otel karşımızda bir utanç abidesi olarak duruyor.
Şimdi, ben size sormak istiyorum Sayın Bakan: Mesela Muğla Bodrum'daki Pina Yarımadası'ndaki bu yaşananlar da bir ihanet midir, bu noktada yaşadığınız bir sorumluluk duygusu var mıdır?
Sayın Bakan, bilindiği üzere, Kargı Koyu Bodrum'un en güzel koylarından biridir. Çevrede oldukça yoğun siteler vardır. Sahil bandı da günübirlik teknelerin uğrak yeridir. Bu özelliklere bağlı olarak Kargı Koyu'nun Bodrum'un deniz, kum, güneş turizminin en değerli noktalarından biri olduğunu söyleyebiliriz, böyle bir yere külliye yapılıyor Sayın Bakan. 2016'daki ihale bedeli 30 milyon TL olan külliyenin bugünkü ekonomik konjonktür ve kriz ortamındaki aciliyeti, gerekliliği ve maliyeti nedir? Arazinin Diyanet Vakfına külliye amaçlı tahsisi herhangi bir ihale sonucunda mı yapılmıştır? Külliyenin yapılacağı arazinin sahibinin FETÖ'den yargılanan biri olduğu iddiaları doğru mudur? Külliyenin yapılması ve yer seçimi noktasında yerel yönetimlerden, sivil toplum örgütlerinden, kent konseyi, oda ve derneklerden, kısaca Bodrum halkından görüş alınmış mıdır? Yapılan kent konseyi toplantısında bölge halkı bu külliyeyle bölgede bir cemaat ve tarikat yapılanmasının oluşmasından ve bu yapıların bölgede faaliyet göstermesinden ciddi anlamda endişe duymaktadır. Geçtiğimiz dönemlerde yaşanılan acı tecrübelere baktığımızda bu endişede haklılık payı yok mudur? Bu konuda nasıl tedbir almayı düşünüyorsunuz?
Sayın Bakan, şehir ve çevre sorumluluğu üzerinizdedir. Türkiye'nin yarınları için karar almaktasınız. Çocuklarımıza beton ormanları bırakmak istemiyoruz. Bu anlamda bütçenizin hayırlı olmasını diliyorum.
Teşekkür ediyorum.