KOMİSYON KONUŞMASI

İSMAİL ATAKAN ÜNVER (Karaman) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri, Sayın Bakan; konuşmama başlarken... Bakanlığın sunumunda Sayın Bakan, tarımla ilgili olarak ağırlık olarak ve belki de tek konu olarak desteklemelerden bahsetti.

1991 yılında Tarım Bakanlığında çalışmaya başlamış ve Tarım Bakanlığının meslek liselerinde okumuş ve on üç yıl da Bakanlık bünyesinde çalışmış bir kişi olarak söylüyorum ki Tarım Bakanlığının işi sadece desteklemelerden ibaret görülemez. Tarım Bakanlığının ürün ıslahı, hayvan ıslahı, tarımsal üretimin artırılması, verimliliğin artırılması gibi birçok konuda yapacakları ve söyleyecekleri olması lazım. Bakanlığın sunumunda maalesef, biz bunları göremedik.

Yine, Sayın Bakan sunumunda tarım-dış ticaret dengesinin 4,1 milyar dolar fazla verdiğini ifade etti. Doğrudur ancak bu 4,1 dış ticaret fazlası kime gitti? Çiftçiye gidiyor mu, yetiştiriciye gidiyor mu yoksa bu aradaki işte o hep bahsettiğimiz, "aracı" dediğimiz, kim olduğu da belli olmayan kesimlere mi gidiyor? Yeniden tarımsal üretime bu 4,1 milyar dolarlık dış ticaret fazlasını katabiliyor muyuz, asıl cevaplanması gereken soru bu soru.

Desteklemelerde de amaca ulaşılıp ulaşılmadığı konusunda bir tereddüt var. Daha doğrusu bizim açımızdan tereddüt yok da sunumla bizim düşüncelerimiz arasında bir çelişki var. Desteklemeler amaca ulaşıp tarımsal üretimi artırmış mı ona bakalım.

Yine Bakanlığın 2019 yılı bütçe sunumunun 74'üncü ve 75'inci sayfalarında "Bitkisel Üretim Durumu" başlığı altında iki tane tablo var. Bu tablolardan ana gruplar bazında bitkisel üretim tablosunda ürün grupları, tarla bitkileri üretimi, meyve ürünleri, çay ve baharat bitkileri üretimi, sebze üretimi, bu 3 ürün grubunda da 2018'deki üretim tahminimiz 2017'den daha az. Bir sonraki sayfada, 75'inci sayfada, ürünler bazında bitkisel üretim tablosu var, bu tabloda da 18 ürün var; 18 üründen sadece 5 tanesinde üretim artışı var, 1 tanesi aynı kalıyor, geri kalanlarda da üretim azalıyor. Demek ki destekliyoruz ama üretimi artırmayı beceremiyoruz. Asıl burayı çözmemiz lazım, buradaki problemi görmemiz lazım.

Bu arada mısıra değinmeden de geçemeyeceğim. Karaman, İç Anadolu Bölgesi'nde, eskiden buğday ambarı olarak bildiğimiz Konya Ovası'nın bir uzantısı ve yaygın şekilde, yıldan yıla artan şekilde mısır ekimi yapılıyor. Toprak Mahsulleri Ofisi, 3 Ekimde çiftçiye "Mısırınızı emaneten alacağız." dedi, çiftçi gitti, elinde kalan, satılmayan mısırlarını Toprak Mahsulleri Ofisine bıraktı. 14 Ekimde Toprak Mahsulleri Ofisi mısır alım fiyatı açıkladı, bunu açıkladıktan sonra da çiftçiye "Ofise bıraktığınız mısırı çıkarın, ya satın ya da çıkarın." dedi.

Şimdi, tonu 950 lira olarak açıklanan fiyat şu anda tekrar 800-850 liraya düşmüş durumda. Toprak Mahsulleri Ofisi mısır alımı yapmıyor. Dışarıdan 1.200-1.300 liraya mısır alındığının konuşulduğu bir ortamda, çiftçinin mısırının 800-850 liraya satılıyor olması, tüccarın eline bırakılmış olmasını hangi vicdanlar kabul eder?

Mısır bu şekilde ancak sulamayı da beceremiyoruz. Karaman'ın toplam alanının yüzde 39'u tarım alanı, bu tarım alanlarının da yüzde 73'ü sulanabilecek alan fakat biz bunların ancak yüzde 43'ünü sulayabiliyoruz, yüzde 57'sini sulayamıyoruz. Yani Bakanlık olarak sulamayı da beceremiyoruz.

Bunu da beceremezsek Karaman ve Konya'ya...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)