KOMİSYON KONUŞMASI

SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri, değerli basın mensupları, Sayın Bakan; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle 2019 bütçesinin hayırlı olmasını diliyorum.

Gerçekten dev bir bakanlık. Gerek görev ve sorumluluk gerekse personel bakımından her anlamda çözüm bekleyen birçok sorun var. Sayın Bakan, öncelikle sendika başkanlığı yaptığım dönemlerde özelleştirmeye karşı yaptığımız eylemler sırasında kendisi ve işçi arkadaşları bizzat polis şiddetine maruz kalmış birisi olarak devlet eliyle uygulanan şiddeti eleştirmek istiyorum.

Devlet ve dolayısıyla devlete bağlı kolluk kuvvetleri toplantı, gösteri, miting, protesto, basın açıklaması gibi hak arama eylemlerini demokrasinin vazgeçilmez değerlerinden biri olarak korumak ve kolaylaştırmakla yükümlüdür. Ancak ülkemizde kolluk kuvvetleri bu tür olaylarda orantısız güç kullanmakta, devlet kendi vatandaşını âdeta dayakla ıslah etmeye çalışmaktadır. Bunun en acı örneğini, 2013 yılındaki Gezi Parkı eylemlerinde yaşadık. Orantısız güç kullanımı sebebiyle 7 tane pırıl pırıl gencimizi toprağa verdik. Bunun yanı sıra kolluk kuvvetleri direkt göze sıktıkları biber gazıyla, bilinçli olarak kafaya attıkları plastik mermilerle birçok vatandaşımızın da sakat kalmasına sebebiyet vermektedir.

Sayın Bakan, sizler Yatağan'a geldiniz. MADEN-İŞ Sendikasına misafirimiz de oldunuz hatırlarsanız. O zaman Demokrat Parti Genel Başkanıydınız. Ve size o dönemlerde çalışma hayatıyla ilgili konuları da arz etmiştik. Bu konuları o dönemlerde de gündeme getirmiştik. Ben bunu özellikle belgesi olsun diye göstermek istiyorum.

Bakın, şu resim Yatağan'daki işçi direnişinin... Yatağan Yeniköy ve Kemerköy'deki maden ve enerji işçilerinin Ankara Özelleştirme İdaresi karşısında üç ay yapmış oldukları gayet masum bir hak eylemi bu. İşçi kendisini bakanlığa zincirlemiş, gidecek bir yeri yok. Sadece ve sadece meşru bir hak eyleminde bulunuyor. "Özelleştirme bu vatana âdeta ihanet niteliğindedir, vazgeçin." diyor. Bunu ben size özellikle vermek istiyorum. Yani devletin vatandaşına insani amaçla davranması gerekir iken bizler ne polislerimizle ne jandarmalarla karşı karşıya gelmek istemiyoruz. Ancak bu uygulamayı abesle iştigal görüyorum. Yeterli mi? Şu plastik mermi Sayın Bakan. Bu insanlar sadece hak arama eylemi... Çok yakından ve yüze sıkılmış bir olaydır bu. Bunu tekrar gündeminize almanızı ve hak arayan insanlara bu şekilde davranılmamasını özellikle sizlerden istirham ediyorum.

Sayın Bakan, bu noktada size Şeyh Edebali'nin "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın." sözünü hatırlatmak isterim. Gerçi bakanlığınız döneminde şahsınızın uyguladığı tutum ve davranışlarınıza baktığımız zaman yatıştıran, herkesi kucaklayan, yapıcı bir görüntü sergileyemediğinizi ve kolluk kuvvetlerinin orantısız güç kullanımı konusunda herhangi bir tedbir almadığınızı da üzülerek görmüş bulunmaktayız.

Örneğin son zamanlarda yaşadığımız bir başka olay da üçüncü havalimanı işçilerine uyguladığınız muameleydi. İstanbul'da tahtakuruları arasında yatmak zorunda bırakılan, rögar kapaklarında ölü bedenleri bulunan işçiler haklarını ararken siz onları âdeta bir terör örgütü mensubu gibi gece yarılarında gözaltına aldınız.

Türkiye'de hak arayan, yasal kurallar çerçevesinde haklarını kullanan öğrenciler, işçiler, emekliler, öğretmen ve öğretim görevlileri ve toplumun her kesiminden hak mücadelesi için sokaklara çıkarak demokratik haklarını kullanan insanlara karşı tutumunuz maalesef her zaman yapıcı değil, yıkan bir usulde oldu.

Öncelikle sizden önümüzdeki süreçte siyasi görüşlerinizle değil devlet adamı kimliğinizle bu bakanlığı yönetmenizi istiyorum. Bunu özellikle tarihe bir not düşmek adına burada yüzünüze söylemek istiyorum Sayın Bakan.

Sayın Bakan, Türkiye'de bir tarikatın tüm devlet kurumlarında kadrolaşmasına göz yumulduğu, devlet içinde güçlenirken kimsenin ses çıkarmadığı, aksine destek olunduğu bir dönem yaşadık. İsteyen arkadaşlar Meclis Tutanaklarında alabilirler. Tarih 10 Haziran 2009, 23'üncü Dönem Üçüncü Yasama Yılı 102'nci Birleşim. Tunceli Milletvekili Kamer Genç kürsüde, diyor ki: "Şimdi, arkadaşlar, Türkiye'de, bakın, hepiniz de benden iyi biliyorsunuz, Amerika'ya giden özellikle AKP'li milletvekilleri Fetullah Gülen'i gidip ziyaret ediyorlar. Şimdi, bu Fetullah Gülen'i bir gün bu Mecliste açalım. Kimdir bu arkadaşımız? Ne yapmak istiyor? Türkiye'de bunun sermayesi nereden geliyor? Acaba Türkiye'deki rejimdeki rolü nedir? Bunları araştıralım. Niye buna çekiniyorsunuz? Yarın bunun en büyük zararını siz çekeceksiniz, ben çekmem. Benim düşüncelerim belli. Araştıralım. Türkiye için çok büyük bir tehlike." O zaman Mecliste büyük bir tepki oluşuyor, AKP sıralarında uğultular, bağırmalar ve neredeyse Kamer Genç'in vatan haini ilan edilmediği kalıyor. Fakat bugün Kamer Genç'in söylediklerinin ne denli doğru olduğu çok büyük bedel ödeyerek yaşandı ve görüldü.

Sayın Bakan, FETÖ'yle mücadele yetmez, sizden FETÖ gibi paralel devlet yapılanması noktasında ülkemizde gelecekte sorun teşkil edebilecek yapılanmalarla mücadelede ne gibi önleyici tedbirler almanız noktasında özellikle istirhamda bulunuyoruz. Sakın ha muhafazakâr hassasiyetler noktasında tutumunuz reel tehlikelerle mücadelenizi zaafa uğratmasın.

Bir konuya özellikle dikkat çekmek istiyorum. Durum bu ne yazık ki. Yaşanılanlar bir noktada muhalefetin uyarılarının bazen ne kadar hayati, gerekli ve önemli olduğunun açık bir göstergesi. O yüzden, Sayın Bakan, siz bu uyarılarımıza, sizlere olan eleştirilerimize bazen katılmasınız da kulak verin diyerek yaşanılan bazı sorunlar konusunda sizlere bazı diğer konuları iletmek istiyorum.

Sayın Bakan, özellikle insan kaçakçılığı, uyuşturucu ticareti yapan suç örgütleri ve terör örgütlerinin son zamanlarda deniz ulaşım yollarını ciddi anlamda kullandığı ve deniz güvenliği noktasında çeşitli sıkıntıların ortaya çıktığı görülmektedir. Özellikle 1.480 kilometre sahil şeridi olan Muğla ilimiz düşünüldüğünde sahil güvenliği çok ciddi önem arz etmektedir. Bu noktada, İçişleri Bakanlığına bağlı Sahil Güvenlik Komutanlığı Teşkilatının Muğla özelinde ve Türkiye genelinde personel, araç ve teknik ekipman bakımından yaşanan sıkıntılarının giderilmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Sayın Bakan, bir diğer konu, mülki idare amirlerimizin özlük hakları noktasında da hâkimlerimizin özlük haklarında olduğu gibi mutlaka bir iyileştirmeye tabi tutulmasının gerekliliğine dikkatinizi çekmek istiyorum. Bu konuyu da hakkaniyet bakımından oldukça önemli ve gerekli olarak görüyorum.

Sayın Bakan, emniyet teşkilatında elektrikçi, tesisatçı ve benzeri unvanlarda çalışan on binin üzerinde sivil memurun özlük hakları, unvan ve çalışma koşullarıyla ilgili bazı sorunları bulunmaktadır. Tüm bu konularda, sizin ve bürokratlarınızın özellikle bir çalışma yapacağınıza ve çözüm bulacağınıza inanıyoruz.

Ayrıca, itfaiye teşkilatlarımızla da ilgili birkaç cümle kurmak istiyorum.

İtfaiyeci unvanlı memur, görevlendirmeyle çalışan memur itfaiyeci, kadrolu işçi, belediye şirketi personeli, kurumda sözleşmeli memur olmak üzere 5 farklı statüde itfaiyeci çalıştırılmaktadır. Aynı işi yapmalarına rağmen farklı özlük ve sosyal haklara sahip olan itfaiye çalışanları arasında standartlaşma sağlanmalıdır.

Bunun yanında, gece gündüz demeden hayatları uğruna görev yapan itfaiyecilerimizin sınıf değişikliği, fiilî hizmet zammı uygulanması, 5510 sayılı Kanun'un 40'ıncı maddesi gereğince doksan güne çıkarılması, iş riski ve güçlüğü tazminatı, itfaiye erlerinin 1'inci dereceye kadar düşebilmesi, maktu mesaide gelir vergisi sorunu, ek gösterge sorunu, mesleğe özgü tazminat, acil durum önleme ve müdahale tazminatı, yangın tazminatı gibi konularda desteğinizi bu meslek grubu adına sizlerden talep ediyoruz.

Sayın Bakan, ayrıca...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Girgin, lütfen tamamlar mısınız.

SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Cümlemi başa alıyorum.

Kamu kurumlarında, bankalarda, hava limanlarında, turizm tesislerinde ve diğer iş yerlerinde çalışmakta olan özel güvenlik personelinin maaş, özlük hakları ve risk tazminatları konularında mağduriyetlerinin giderilmesi noktasında bir çalışmanız var mıdır?

Özel güvenlik personelinin çalıştığı taşeron şirket bünyesinde değil, çalıştığı kurum bünyesinde istihdam edilmesi konusunda ne düşünüyorsunuz?

Sayın Bakan, bütçenizin hayırlı olmasını diliyorum.

Teşekkür ediyorum.