KOMİSYON KONUŞMASI

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) - Evet, Sayın Bakan, burada merak ettiğimiz ve neredeyse yıllardır Türkiye kamuoyunu meşgul eden bir durum söz konusu: Adalar sorunu. Ege Denizi'nde bulunan Aydın iline bağlı Eşek Adası'nda 2009 yılında Yunan Cumhurbaşkanı ve belediye başkanı "Yunanistan Cumhuriyeti Güney Ege Bölgesi On İki Ada İli Eşek Adası Nahiyesi" yazılı tabelanın önünde fotoğraf çektirmişlerdi. Bu ada Türkiye'ye ait olduğu hâlde Yunanistan resmen işgale kalkmıştı ve o gün, maalesef, iktidarda olan Adalet ve Kalkınma Partisi gerekli tepkiyi gösterememişti.

Yine geçtiğimiz yıl Muğla ilimize bağlı Keçi Adası Yunanistan tarafından turizme açıldı. Üstelik bizimle hiçbir uluslararası anlaşmaya dayanmadan, yine Türkiye'ye ait Koçbaba ve Ardıççık adalarında Yunanistan tarafından güneş enerjisi ve rüzgâr enerjisi santrali kurulması yönünde inşaatlara başlandı. Bakanlıkta bunlara ilişkin bir tepki, bir nota göremedik. Bakanlık olarak tek savunmanız "Ege'deki bazı adacık ve kayalıkların aidiyeti ve bununla bağlantılı olarak Türkiye ile Yunanistan arasında geçerli bir uluslararası anlaşma tespit edilmiş deniz sınırları yoktur." şeklinde oldu. Oysaki bu beyanınız yanlıştı çünkü Lozan Anlaşması'nda 12 ada bölgesinde tartışma konusu olan ada, adacık ve kayalıkların hangi ülkeye ait olduğu 4 Ocak 1932 tarihli Türk-İtalyan Sözleşmesi'yle belirlenmişti. 1932 sözleşmesi sonrasında İngiltere tarafından çizilen 1939 ve 1943 tarihli savaş ofisi haritalarında 12 ada deniz sınırı açıkça gösterilmiş, ayrıca 1939 tarihli haritanın sol alt tarafında yazılı olarak not düşülmüştü.

Şimdi, bu bilgiler ışığında niçin bizim karasularımızdaki adaları bu şekilde işgal eden Yunanistan'a bir tepki verilmemiştir? Amerika'ya Reza için nota veren Bakanlık, işgal edilen Türk adaları için niçin nota vermemiştir?

Yine, 30-31 Ekim 2018 tarihi itibarıyla Sakız Adası'nda Yunanistan'ın top atışı yaptığı, ağır piyade silahları ve makineli tüfeklerle atış yaptığına ilişkin haberler basına yansımıştır. Sakız Adası, Lozan Anlaşması'nın 12'nci maddesi uyarınca askerî statüde olmayan bir adadır. Buna rağmen Yunanistan hangi hakla bu adayı silahlandırmaya kalkmaktadır? Açıkça Lozan Anlaşması ihlal edilmektedir. Buna karşın, ne Bakanlığınızdan ne de AKP kanadından bir ses çıkmamıştır.

Sayın Bakan, Ege'deki adalarla ilgili Yunanistan'ın yapmış olduğu ihlallerle silahlandırmaya karşı niçin tavır koymuyorsunuz, niçin sessiz kalıyorsunuz? Lozan'daki kazanımlarımızı kaybetmeye seyirci mi kalacaksınız?

Yine -başka sorularım da var- İsviçre'de yaşayan yurttaşlarımız, orada çalışmasalar dahi sigorta primi ödem zorundalar. Yani emeklilik için ödeme yapıyorlar, bu durum onların Türkiye'de emekli olmasını engelliyor. Bu mağduriyetin giderilmesi noktasında bir çalışma yapacak mısınız?

Yine, 2017 Sayıştay Denetim Raporu'na göre Dışişleri Bakanlığının 2016 yılı taşınır işlemlerine ilişkin muhasebe kayıtlarının 2017 yılında yapılmış olduğu, idare taşınır mal yönetimi ayrıntılı hesap cetveli ile icmal cetvelinin Sayıştaya gönderilmemiş olduğu tespit edilmiştir. Dolayısıyla, bu yüzden 2017 yılı bilançosundaki stoklar, duran varlıklar, hesap grupları, malzeme hesabı gibi ilgili olarak belirtilen tutarların teyidi yapılamamıştır. İdare taşınır mal yönetimi ayrıntılı hesap cetveli ile icmal cetveli niçin Sayıştaya gönderilmemiştir, niçin denetimden geçirilmek istenmemiştir?

Yine, 2017 Sayıştay Denetim Raporu'na göre kamu idarelerinde stratejik planlama kılavuzunda belirtilen hedefler için zaman dilimi konulmamıştır, ne kadar sürede bitirileceği belirtilmemiştir. Ayrıca buradaki hedefler ile göstergeler arasında da mantıksal bir bağ kurulamadığı tespit edilmiştir. Tüm bunlar 2017 yılı Sayıştay Denetim Raporu'na yansımıştır. Yani bir planlama yapıyorsunuz fakat buradaki zaman belli değil. Bir hedef koyuyorsunuz ama bu hedefle yapılanlar bağdaşmıyor. Bu konuda gerekli ihtimam ve özenin gösterilmediği aşikâr. Bu durum karşısında ne yapmayı düşünüyorsunuz?