KOMİSYON KONUŞMASI

VELİ AĞBABA (Malatya) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, "Deve sidiği şifadır." diyen hocalar, "Ülkeyi ayakta tutan cahil halktır." diyen rektör yardımcıları, "Müziğin icrası, dinlenmesi haramdır." diyen fetvacılar, "Kadınla tokalaşmak ateş tutmaktan daha korkunç." diyen rektör, "İslami olarak şu anda Cumhurbaşkanına itaat etmek farz-ı ayn." diyen rektör anlayışıyla karşı karşıyayız. Yine, "Cep telefonunu Hazreti Nuh buldu, "Google"u bilmem, hangi padişah buldu?" diyen bir anlayışla karşı karşıyayız.

BAŞKAN - Google da mı var?

VELİ AĞBABA (Malatya) - Var, "facebook"u da herhâlde siz bulmuş olmalısınız. (Gülüşmeler)

BAŞKAN - Hoş geldin Sayın Ağbaba. Vallahi...

VELİ AĞBABA (Malatya) - Şimdi, tabii, böyle bir anlayış var üniversitelerde. Aslında son dönemde üniversiteler, Sayın Bakan, AKP eski milletvekillerinin de bir iş bulma alanına döndü. Birçok danışmanlıkta yer bulamayan AKP milletvekilleri, şu anda rektör olarak çalışmaya başladılar. Eğer kardeşleri milletvekiliyse, kardeşlerini milletvekili yapıyorlar, üniversiteler tamamen aile şirketine dönüşmüş durumda. Bir taraftan bu anlayış var, bir taraftan da hepimizin ibretle izlediği, âdeta Hitler dönemini aratmayan bir akademisyenlerin ihracı var. Bugün yüz yüze baktığınız, bence bilgilerinden de çok faydalandığınız İbrahim Kaboğlu gibi hocalar, Murat Sevinç gibi hocalar ve burada bilim üreten birçok hocalar, İlhan Uzgel gibi, sizin de mutlaka tanıdığınız hocalar var. Âdeta Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi topyekûn ihraç edildi. Bir tarafta bilim üreten, hiç kimseye boyun eğmeyen akademisyenler, bir taraftan da deve sidiğinin şifa olduğunu iddia eden hocalar. Üniversitenin geldiği anlayış bu. Tabii, üniversiteler böyle olunca alt kademeler de farklı olmuyor. Malatya'da bir öğretmen bir paylaşımda bulundu. Bizim Anadolu kültürümüzün özü olan, her oyunda, horonda gördüğümüz, halayda gördüğümüz, Adıyaman'da, Trabzon'da, Ege'de gördüğümüz halk oyunlarını, yani halay çekmeyi, kadın ile erkeğin halay çekmesinin zina olduğunu iddia eden bir hoca vardı. "Ne oldu?" derseniz Sayın Bakan? Bu hoca bir okula öğretmendi, yaptığı bu paylaşımlardan dolayı yükseldi, bir okula müdür yardımcısı oldu. Bu anlayış sadece, maalesef, üzülerek söylemek isteriz ki, burada AK PARTİ'li, CHP'li, HDP'li milletvekilleri var. Herkes mutlaka bir halay çekmiştir, düğününde veya bir eğlencede mutlaka çekmiştir. Halayı zina gören bir anlayışla karşı karşıyayız. Aslında bu anlayışı biz tanıyoruz. Bu anlayış, bu topraklara gelmiş en barbar örgüt olan IŞİD'in bir uzantısı. Ama bunlar maalesef okullarda öğretmenlik ve müdür yardımcılığı yapmaya devam ediyor.

UĞUR AYDEMİR (Manisa) - Ezan Türkçe okutulsun mu?

VELİ AĞBABA (Malatya) - Yani o sizin tartışmanız.

BAŞKAN - Yani Sayın Aydemir, hoş geldin ya! Altı saattir yoksun, altı saat sonra geliyorsun, ortalığı karıştırıyorsun. Tutanaklara geçsin diye söylüyorum.

VELİ AĞBABA (Malatya) - Tabii, o sizin ezan meselesi de, din meselesi de sizin siyaset yapma alanınız, para kazanma alanınız. Zaman zaman dinle para kazanıyorsunuz, zaman zaman siyasetle para kazanıyorsunuz, zaman zaman ezanı kullanarak, zaman zaman namazı kullanarak paylaşıyorsunuz. Aslında, geçmiş dönem ile bu dönemi karşılaştırıyorsunuz ya, geçen Trabzon'a gittim, Trabzon'da birisi diyor ki: "Ne oluyor?" dedim, "Vekilim, eskiden namazı gizli kılıyorduk, rakıyı açık içiyorduk, şimdi rakıyı gizli içip namazı açık kılıyoruz." dedi. Bu anlayış böyle bir anlayış.

Şimdi, burada, geçtiğimiz dönemde, "Fetullahçı Millî Eğitim müdürlerini, okul müdürlerini tasfiye ediyoruz." dediler ama bir baktık ki, iddiayla söylüyorum, bir tane Alevi, bir tane solcu, bir tane AKP dışında yandaş sendikaya üye olmayan bir tane okul müdürü kalmadı. Bunu da bütün herkesin dikkatine sunuyorum. İddiayla söylüyorum. Sadece eğer hiç kimseyi bulamıyorsanız, Alevi bölgesinde, bir yerleşim yerinde, orada mecburen Alevi öğretmeni müdür yaptılar ama onun dışında hiçbir tane solcu, muhalif bir okul müdürü kalmadığını da sizin dikkatlerinize sunuyoruz.

EKREM ÇELEBİ (Ağrı) - Şu anda, benim bölgem Ağrı'da var.

VELİ AĞBABA (Malatya) - Yani onu geç, onu geç, onu da asimile etmişsinizdir, ona neler yapmışsınızdır, gör, neler yapmışsınızdır. (Gülüşmeler)

Yani burada liyakat diye bir şey kalmadı. Liyakatın birinci özü şu... Bir şey daha söyleyeyim, yeni atanan bir öğretmenin dosyasının içinde bir sendikanın formu bulunuyor. Bunu da kanıtlayabiliriz. O sendikaya üye oluyorsanız rahat çalışıyorsunuz, yoksa birçok baskı var. Aynı baskıyı aslında geçmiş dönemlerde de insanlar yaşamıştı. Millî eğitimde ve devletin önemli kademeleri AKP tarafından Fetullah'a verildiği zaman aynı Fetullah'ın sendikaları da öğretmenleri zorla kendi üyeleri yapıyorlardı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Teşekkür ettim Sayın Ağbaba.

VELİ AĞBABA (Malatya) - Bir şey söyleyeceğim Sayın Başkan.

BAŞKAN - Toparladınız zaten.

VELİ AĞBABA (Malatya) - Kendi bölgemle ilgili, rahatsız olmayacağınız bir iki şey söyleyeceğim Sayın Başkan.

BAŞKAN - Ben rahatsız olmam.

VELİ AĞBABA (Malatya) - Malatya Beydağı Belediyesi var Sayın Bakan. Malatya Beydağı Belediyesi'nin neredeyse 2 bin nüfusu var, maalesef burada bir okulumuz yok. Kapanan belediye binası Millî Eğitime tahsis edildi, burada bir okul açılmasını istiyoruz.

Benim kendi doğup büyüdüğüm mahalle, orada Kemal Özalper İlkokulu var. Bu ilkokul 1964 yılında yapılmış, depreme dayanıksız. Şu anda ortaokulda 1.148 öğrenci var, ortaokulda 23 derslik var. Bu konuyla ilgilenirseniz seviniriz.

Malatya'daki halk eğitim merkezi taşınıyor. Taşınmasını istemiyoruz.

Ticaret lisesi Millî Eğitim binası olarak tahsis edildi. Ona da dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Bütçenizin de hayırlı olmasını diliyoruz.