| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/276) ile 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/275) ve Sayıştay tezkereleri a)Gençlik ve Spor Bakanlığı b)Spor Genel Müdürlüğü c)Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu d)Spor Toto Teşkilat Başkanlığı |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 2 |
| Tarih | : | 06 .11.2018 |
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Sayın Başkan, Sayın Bakan, değerli milletvekilleri, Gençlik ve Spor Bakanlığının değerli bürokratları; hepinize saygılar sevgiler sunarım.
Gençlik ve Spor Bakanlığı bütçesinin görüşmeleri sırasında Bakanlık mensuplarının gençlere hitap edip etmediğiyle ilgili farklı görüşler ifade edildi. Ben de ortamı yumuşatmak bakımından bu konuyla başlayacağım. Garo Paylan Sayın Bakan ve ekibinin yaşlı olduğunu, gençlere hitap etmediğini söyledi ama diğer taraftan Yaşar Kırkpınar Sayın Bakan ve ekibini genç bulduğunu söyledi, "Tam Gençlik ve Spor Bakanlığına uygundur." dedi.
Şimdi, nasıl çözeceğiz konuyu? Yani gençlik nedir diye baktığımızda, dönemlere göre gençlik yaşının farklı olduğunu görüyoruz. Mesela, Shakespeare'in Romeo ve Juliet'ini okuduysanız orada görürsünüz. Juliet 13 yaşındadır, Romeo ile aşkından annesi habersiz, bir damat adayı bulur kendisine ve kızını evliliğe ikna etmek için şöyle söyler: "Kızım, bak, yaşın geldi geçiyor. İşte, iyi bir damat adayı; kabul et ve evlen. Senin yaşındayken kucağımda sen vardın, senin yaşındaki kızların kucaklarında çocukları var." diye tarif eder. Ben bunu Shakespeare'in fantezisi zannetmiştim ama daha sonra sosyolojinin klasiklerinden Norbert Elias'ın Uygarlık Süreci isimli kitabını okuduğumda hayret ettim çünkü 15-16'ncı yüzyılda kızlarda evlilik yaşı 11-14, erkeklerde 14-16 imiş; yani çok erken yaşlardan bahsediyoruz, günümüz koşullarına göre çocukluk yaşlarından bahsediyoruz.
Çağdaş metinlere baktığımızda da gençlik yaşının homojen olmadığını görüyoruz. TÜİK, işsizlikte genç nüfusu 15-24 yaş grubuna indirgemiş ama Erasmus programlarına baktığımızda, önceleri 18-24'ü gençlik yaşı alırken şimdi, galiba 13-30 yaş grubunu genç alıyor. Yani bu bağlamda değerlendirecek olursak, sadece Gençlik ve Spor Bakanlığı kadrosu değil, aynı zamanda bu iddiada bulunan Sayın Garo Paylan da genç sayılmaz hatta tüm Komisyon üyelerimiz de genç sayılmaz ama umut verici bir şey var; bir sene olmadı Dünya Sağlık Örgütü yaş dilimlerini yeniden belirledi. Bu belirleye göre 18-64 yaş arası gençlik yaşı sayılıyor; dolayısıyla hepimiz genç sayılırız burada.
GENÇLİK VE SPOR BAKANI MEHMET MUHARREM KASAPOĞLU - Bravo.
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Evet, bunu belirttikten sonra herhâlde artık bu konu tartışılmaz.
Gençlere hitap eden bir toplumsal kültürün oluşması lazım. Yani bu konu sadece ilgili bakanlığın sorunu olmaktan öte topyekûn bütün kurumların ve bütün bakanlıkların sorunudur diye bakıyorum. Eğer ülkede kurumsal yapı özgür düşünceye, tartışma ortamına, demokratik değerlere, insan haklarına saygı göstermiyorsa, bunu geliştirmiyorsa, bunu özendirmiyorsa, insanlar eleştirilerinden dolayı cezalandırılıyorsa, eleştirel düşünceyi ayakta tutmaya çalışan gençler kendilerini baskı altında hissediyorsa burada gençliğin baskılanması vardır, yeteneklerini geliştirmesine imkân sağlayan bir sistem yoktur demektir ve aynı zamanda başarısızlığa mahkûm etmek demektir gençliği.
Bir ara hapishanedeki mahkûm sayılarıyla ilgili rakamlar verilirken -bu rakam bir yılı aştı ama hâlen öyle midir merak ediyorum, bunu Sayın Bakan da soru olarak kabul etsin- hapishanelerde 70 bin öğrencinin bulunduğundan bahsediliyordu. Hapishanelerinde bu kadar çok öğrencinin bulunduğu bir ülkede gençliğe değer verildiği, özgür düşünceye değer verildiği asla söylenemez. O bakımdan, eğitimin de amacı zaten sorgulayabilen gençler yetiştirmektir. Etrafını, kendini, çevreyi, öğrendiklerini sürekli sorgulayan bir gençlik olmadan yaşadığı kurumsal çerçeveyi, siyaseti hesaba çekmeyen, eleştirmeyen bir gençlik arzu ediliyorsa; bu, ülkeye kötülük yapılacağı anlamına gelir. Onun için özgür düşünceyi sonuna kadar desteklemenin devletin temel politikası olması gerektiğini düşünüyorum.
Diğer taraftan, fırsat eşitliği son derece önemlidir. Kurumsal kültürün neye değer verdiğine bakacağız. Eğer kurumsal kültür başarılı olmayı dirsek temasına bağlamışsa, yandaşlığa bağlamışsa o kurumsal kültürün ülkeye kazandırabileceği hiçbir değer yok demektir. Kurumsal kültür, yeteneğini geliştiren, bilgi birikimini artıran, üretmesini bilen insanlara değer vermelidir, yani liyakat prim yapmalıdır. Eğer sistem liyakate prim vermiyorsa, yüksek puanla girilen üniversitelerden çok yüksek ortalamalarla mezun olanlar iş bulamıyor da işte kapıdan girip pencereden çıkanlar en yüksek makamlara ulaşabiliyor, en yüksek maaşları elde edebiliyorsa orada fırsat eşitliği yok demektir, bunun da ötesinde kurumsal kültür gençleri ve hayata atılmaya çalışan nesilleri yanlış bir yöne doğru sevk ediyor demektir. Sistem neye prim veriyor? Liyakate prim veriyor mu vermiyor mu bunu sorgulamak lazım, buna göre kriterler geliştirip Türkiye'de ne olup bittiğini incelemek ve sonunda Türkiye'deki kurumsal yapının prim verdiği şeyin ne olduğuyla ilgili yeni baştan bir yeni senaryo yazmak lazımdır. Bana kalırsa Gençlik ve Spor Bakanlığının yapması gereken en önemli işlerden biri budur diye düşünüyorum.
Diğer taraftan, özellikle gençlerin hayata bakışlarını olumsuz etkileyen ana faktörlerin ortadan kaldırılması lazım. Türkiye'de işsizlik oranının gençlerde daha fazla olmasının izah edilebilir bir tarafı yoktur. Zaman zaman yüzde 20-25 olarak TÜİK'in rakamlarında genç işsizleri görüyoruz ama gerçek anlamda işsizlik oranlarını yeni baştan analiz ettiğimizde yüzde 30'un üzerinde genç işsizin olduğu bir Türkiye'yi görüyoruz. Okuyacaklar, yıllarca eğitim görecekler, anneleri babaları, aileleri dünyanın fedakârlığını yapacak, yemeyecek içmeyecek çocuklarını okutacaklar ve sonunda bu çocukların üçte 1'i iş bulma umudunu kaybedecek. Böylesine bir toplumsal düzende gençlikle ilgili bir politikanın varlığından söz edilemez ama belirttiğim gibi bu konu Gençlik ve Spor Bakanlığının tek başına sorumlu olduğu bir konu değil, topyekûn kurumsal yapıyla birlikte bir devlet politikası olarak bir eksikliğin sonucudur diye bakmak lazım.
Diğer taraftan, gençlerin kötü alışkanlıklardan kurtulup zamanlarını faydalı ve yeteneklerini geliştirecek şekilde harcamaları lazım ama yeteneklerini geliştirecek şekilde zamanlarını, vakitlerini geçirebilmeleri için de harcadıkları zamanın değerli olduğunu hissetmeleri lazım. Gece gündüz çalışıyorsunuz, başarılısınız ama eğitim sistemi öyle bir şey ki Türkiye'de dersine iyi çalışanın kaybettiği bir Türkiye'deyiz. Dersine çalışanların kaybettiği bir Türkiye'de elbette zamanını daha verimli değerlendirmeyi özendirecek ana motivasyonlardan biri ortadan kalkmış demektir. Bunun gerçekten çok önemli bir sorun olduğunu düşünüyorum. Maalesef siyaset bu yandaşlık kavramına çok değer veriyor ise de ülke için, ülkenin geleceği açısından bundan daha zararlı bir kavram yoktur bence. Güven, sadakat, yandaş olmak, partili olmak ki buna göre toplumu dizayn ettiğiniz zaman gerçekten ülkeyi bir felakete götürmek mümkündür. Bunun yerine bu kavramaları bir tarafa bırakıp işi hak edene vermek lazım. Yani bütün demokratik değerlerde bu vardır, liyakate prim vereceksiniz. Ee, Kur'an'ı Kerim'de de var "Emanetleri ehline verin." diyor. Ehli dediğinizde benden olan, yandaş olan, bilmem sadakati tam olan anlamına gelmiyor, aksine bir işi en iyi yapacak olan ve o işi hak eden kişi olarak görülmesi gerekiyor. Bu kavramın anlatmaya çalıştığı da odur.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
(Oturum Başkanlığına, Başkan Süreyya Sadi Bilgiç geçti)
BAŞKAN - Sayın Şener, toparlayın lütfen.
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Elyak dediğimiz zaman, liyakat dediğimiz zaman mutlak surette bunu görüyoruz.
Bir taraftan uyuşturucu bağımlılığı, diğer taraftan teknoloji bağımlılığı, diğer taraftan kumar alışkanlıkları, hatta 2002 ile kıyaslamalar yapılıyor devamlı, içki tüketiminde bile artış var benim gördüğüm rakamlarda. Yani 2002 ile kıyasladığımızda da pek çok olumsuzlukta da artış var ve hatta çocuğu yönelik suçlar, çocuk istismarında büyük bir artış var. Tüm bunlar bakanlığın öncülüğünde yeni baştan toplumsal kültürle ilgili politikaların, makro politikaların gözden geçirilmesini ve ana stratejiler belirlenmesini gerekli kılıyor diye düşünüyorum ve bütçenin başta Gençlik ve Spor Bakanlığı mensupları olmak üzere ülkemize hayırlar getirmesini diliyorum.
Teşekkür ediyorum.