| Komisyon Adı | : | KADIN ERKEK FIRSAT EŞİTLİĞİ KOMİSYONU |
| Konu | : | 26'ncı Yasama Döneminde kurulan Kırsal Alanda Kadının Güçlendirilmesi ve Kırsalda Kadın Girişimciliğinin Desteklenmesi Alt Komisyonunun taslak raporuna ilişkin görüşmeler |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 2 |
| Tarih | : | 31 .10.2018 |
CANDAN YÜCEER (Tekirdağ) - Öncelikle, tekrar teşekkürler. Gerçekten, ben de raporu okuduğumda ne kadar büyük bir emek verilmiş olduğunu gördüm. Hani, gerçekten, her bir satırı çok kıymetli değerlendirmeler, öneriler, tespitler, sorunlar. Bu anlamda, yürekten teşekkür ediyorum. Burada, tabii ki, Parlamentodaki emeğimizi anlatmaya, çoğaltmaya çalışmıyorum aslında. Emek gerçekten çok kıymetli. Biz bu emeğin görünür olmasını zaten şimdi konuşuyoruz. Yani kadın emeğinin daha görünür olmasını ve bunun bir şekliyle gelire dönüşmesini konuşuyoruz. Kadın emeği var, evet, kırsalda daha çok var, evet, bununla beraber sorunlar da daha çok ama bu maalesef aynı oranda ne gelire dönüşebiliyor ne de görünür olabiliyor. Ben bu anlamda buradaki emeğin bu Komisyondaki, alt komisyondaki emeğin daha görünür olmasının yani bu çözüm önerilerinin yasalarla, yönetmeliklerle ya da işte bu işin muhataplarıyla bir sonuç alabilmesini de yürekten diliyorum. Çünkü eğer bu emek de görünür olmazsa, yasalara dönüşmezse, yasalara dönüştükten sonra uygulanmazsa o zaman bunun da bir anlamı kalmıyor işin açıkçası. Bu anlamda da Komisyonumuzu, değerli arkadaşları emeklerinin mücadelesini, onun hayata geçmesinin mücadelesini vermesini çok kıymetli olduğunu düşünüyorum.
Şimdi, kadınların, kırsal alandaki kadınların sosyoekonomik alanda güçlendirilmesinin, kalkınmaya dâhil edilmesi çok kıymetli, çok önemli elbette ama bu rapordan da ifade edildiği gibi, bu çok yönlü politikaları hep beraber birlikte getiriyor ve zor bir şey bu. Yani güçlü bir politik irade lazım, kurumsal bir yapı lazım. Mesela bütün önerilerde hepsinin değindiği bir nokta var: Veri tabanı, kurumlararası veri tabanı, kurumlararası veri tabanı. Bu bütün bakanlıkların, müdürlüklerin, bütün alandaki sorunların önerilerde ortaklaştığı bir şey. Bir diğeri, hâlâ konuştuğumuz şunlar var... Çok güzel, gerçekten, çalışmalar çok güzel, öneriler çok güzel ama biz diyoruz ki, geldiğimiz noktada şey diyoruz: Ulusal eylem stratejileri nerede? Bunun, bu hedeflerin neresindeyiz? Yüzde kaçını gerçekleştirebildik?
Bakın, elimde bir şey var, Mayıs 2010'da dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kadın istihdamının araştırılması ve fırsat eşitliğinin sağlanmasıyla ilgili bir genelge var. Genelgede gerçekten çok kıymetli maddeler var. Yani Kadın İstihdamı Ulusal İzleme ve Koordinasyon Kurulu oluşturulması, tüm bakanlıklarda -biraz önce altını çizdiğimiz gibi- müsteşar yardımcısı seviyesinde görevlendirilme yapılması, kamuda, özel sektörde cinsiyet eşitliğine ilişkin yasal düzenlemelerin uygulanıp uygulanmadığının, işte, kreş ve gündüz bakımevlerinin koşullarını yerine getirip getirmediğinin denetlenmesi ve birçok madde var bugün konuştuğumuz ve bu raporda da önerilenler. Ama şimdi bu uygulansaydı 2010'dan 2018'e -hatta 2019'a konuşuyoruz- acaba kadın istihdamının artırılmasında ne kadar yol almış olurduk? Bu soruyu da koymak lazım.
Bir diğeri, biliyorsunuz, Türkiye'nin de imzaladığı ILO'nun 4 maddesi var: Eşit ücret sözleşmesi, ayrımcılık sözleşmesi, istihdam politikası sözleşmesi, insan kaynaklarının geliştirilmesi sözleşmesi. Bunları Türkiye onayladı. E, burada yapılan bir şey var mı diye baktığımızda maalesef o da yok. 184'ü biz hâlâ... İşte, sağlık konuştuk, tarımda sağlık ve güvenliği konuşuyoruz, çok önemli bir alan çünkü gerçekten. Ben de bir tıp doktoru olarak, hani, sağlık olmadan hiçbir şeyin olmayacağını hepimiz şurada şüphesiz ifade edebiliriz. Dolayısıyla bu alandaki 184'ün de bir an önce imzalanması gerektiği kıymetli.
Biliyorsunuz, ilk olarak 2004 yılında personel temininde eşitlik ilkesine uygun hareket edilmesiyle ilgili bir Başbakanlık genelgesi vardır. Akabinde, 2006'da İŞKUR bir değişiklik yaptı mevzuatında bununla ilgili. Bunları şu yüzden anlatmaya çalışıyorum: Bu sürece baktığımızda, evet, bunlar yapılmış şeyler, çok değerli Komisyon çalışmalarımız oldu burada ama sonuç alıp alamadığımıza baktığımızda maalesef bu yolda bir adım bile ilerleyememişiz. Yani kadın istihdamı konusunda -değerli vekilimin de ifade ettiği gibi- hatta bazı alanlarda gerilemeler var. Şimdi, o zaman bir şapkayı önümüze koymamız lazım diye düşünüyorum.
Rapora gelecek olursak da -ben de raporu okurken birkaç not aldım- Türkiye'de yürütülen bu planlarla, projelerle, programın geneline baktığımızda, kadınlara gelir getiren faaliyetlerle ya da mikrokrediler vererek projelerle beraber kadınların ekonomiye katılması desteklenmeye çalışılıyor, bunu görüyoruz. Gerçekten de, çok değerli projeler var. Avrupa Birliğine uyum süreciyle de beraber bu projeler arttı ve bunları çok anlamlı buluyorum. Bunların muhakkak devam ettirilmesi gerekliliği de çok önemli. Ama her ne kadar bu kadın-erkek eşitliğinin sağlanmasına dair Anayasa'nın 10'uncu maddesi taahhütleri var, bununla ilgili imzaladığımız sözleşmeler var ama bunun nasıl olacağını belirleyen bir eylem planı, daha doğrusu hani bunun uygulanmasında, mevcut politikalarda bir belirsizlik var. Hani eylem planında ne olacak yani? Politikalarda bir belirsizlik var. Yazıyoruz önerilerimizi, sizler ifade ediyorsunuz olması gerekenleri, bizler burada konuşuyoruz ama bir eylem planında -nedir- hangi politikaları uygulayacağız bunu sağlamak için? İşte kadın-erkek eşitliği gerçekten bunu hani taahhüt ediyoruz, sağlamak için neler yapacağız? Bunu sağlaması gereken bir kurulumuz var, Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, biliyorsunuz, bu alanda hani en, ilk belki, tek sorumlu. Bunun eylem planlarında da işte bu Avrupa Birliği destekli iş edinmeleri, yoksul kadınlara yönelik mikrokrediler, işte hizmet içi eğitimler, hani bunlar aracılığıyla yürütüyor Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü ama özellikle öneriler kısmında bir dikkat ettiğim nokta daha var, hepsinin ortaklaştığı bir diğer nokta, yerel yönetimler ve yerel yönetimlerdeki, il, ilçelerdeki kamu temsilcileri, müdürlükleri. Bu alanda da çok büyük bir sıkıntı var, bu alanda da yürütülen çalışmalar, hani neler yapılacak, ne olmayacak, nasıl yapacağız bu da muğlak, hani bu da belirli değil. Tamam, yapılmalıdır, edilmelidir, öneriler dizilmiş ama bu alandaki çalışmaları nasıl yapacağız biz? Yerel yönetimleri, bu alandaki işte kurumların temsilcilerini nasıl bu işin içine iştirak edeceğiz, o da belli değil.
Yapısal değişikliler gerçekten hani bu anlamda yürütülen çalışmaları gerçekten çok olumlu, çok anlamlı buluyoruz ama genel ilkeler doğrultusunda yapılan değişiklikleri hedefleyen programlar olmaktan ziyade genellikle mikrokredi düzeyde etki yaratmayı hedefleyen çalışmalar olarak değerlendirmek de yanlış olmaz diye düşünüyoruz. Yani bunun yapısal sorunların çözümüne bir katkı sunmasını da beklemek, bu söylediğimiz şeyleri yapmadığımız sürece mümkün değil. Ancak mikro düzeyde şahsılar üzerinden bazı çalışmalar yapabiliriz.
Kadının Statüsü Genel Müdürlüğünün ulusal programında kadınların politik kurumlarda güçlü ve karar verici pozisyonlarda olması gerektiği ifade ediliyor. Burada da gerçekten bir muğlaklık var, hani bunu nasıl sağlayacağız? Kadınlar bu karar aşamalarında, yönetimlerde nasıl etkin olacak, bu da belli değil. Hani bunun da nasıl olacağına dair elimizde bir done, veri yok, hani bize yol göstermesi lazım.
Artı, bir diğeri, şu an Parlamentoda bütçe görüşmeleri devam ediyor, bütün bakanlıklarda Ulusal Kalkınma Planı açıklıyor, ne kadın var ne genç var. Ee, şimdi Ulusal Kalkınma Planı'nda yer bulamamışsak bir eğer ülkemizin bütçesinde, bakanlıkların bütçesinde, müdürlüklerin bütçesinde kadınlar yer bulamamışsa eğer şimdi biz istediğimiz kadar kırsalda projeler yürütelim, nafile çabalar yani emeğimiz boşa gidiyor, yani emeklerimiz boşa gidiyor, emekleriniz boşa gidiyor. Bu çok anlamlı, yani bu alanda da muhakkak çok güçlü bu çalışmalarla beraber tabii ki bir irade yürütmek zorundayız ya da bu iradeyi belki biraz daha baskı oluşturmak zorundayız diye düşünüyorum.
Özellikle yereli ifade ettim. Bir de şu değerlendirmeyi de yapmak çok doğru olacaktır: Türkiye'de tarımın içinde bulunduğu durumdan bağımsız kırsalı düşünmek ve tariflemek, sadece kadınlar perspektifinden değerlendirmek mümkün değil. Dolayısıyla burada kırsal kalkınma politikalarında genel tarımsal desteklerin azalması, kırsal hanelerin geçinmek için işte tarım dışı sektörlere yönelmesi, kadınların daha fazla tarım dışı gelir getirici yerlere yönelmesinin kadınlarının iş yükünü artırdığının da altını çizmemiz gerekiyor.
Bu durumda da son cümleler olarak kadınlara ek gelir getirici faaliyetleri bulmaya yada yaratmaya yönelik kırsal kalkınma projeleri üretmektense mevcut tarımsal üretimi kolaylaştırıcı kırsal hanede gıda üretimine veya kırsal turizmin katma değerini sağlayıcı bir üretim biçiminin daha iyi gelir getirme sebebiyle de yönlenmemiz gerekiyor, bu şekilde çalışmalarımızı hızlandırmamız gerekiyor. Kooperatifler bu anlamda çok kıymetli, bu önerileri de çok anlamlı buluyoruz tabii ki biz de. Kadının özellikle kendi varlığına, kendi gücüne, kendi becerilerine de inanması, o farkındalığın yaratılması çok kıymetli.
Biliyorsunuz 2012'de Değerler Atlası Profesör Doktor Yılmaz Esmer'in bir çalışması vardı kadının toplumsal olarak kendini anlayışına dair ve burada çok ilginç bir değerlendirme var, kadınların özellikle bu feodal yapının daha güçlü olduğu kırsaldaki kadınlarda yüzde 70'lere ulaşmıştı. Kadının işte kocasının sözünden çıkmaması, itaat etmesi, yani kadınların kendi varlığına olan algısında da bir bozukluk, bir sakatlık olduğu ortaya çıkıyor. Yani bu, o yüzden öncelikle kadınlardan olarak başlayarak tabii ki tüm toplumda değiştirilmesi gereken bir algı. Bu çalışmaların da çok kıymetli olduğunu ifade etmek istiyorum.
Bizim de bu konuda önerilerimiz var bu tespitlerimizin yanında. Biz de bunları yazılı olarak Komisyonumuza sunacağız. Ama ben emeği geçen herkese yürekten teşekkür ediyorum, gerçekten çok değerli bir çalışma. Bir defa daha altını çizerek ifade ediyorum, lütfen, hani hepinizden de rica ediyorum, bu hassasiyeti gösterelim, bu da boşa gitmesin, bu emek görünür olsun, gerçekten büyük emek. Bu, en azından arkadaşlarımızın bu emeğine olan saygıyı daha görünür kılmak adına da çok kıymetli diye düşünüyorum.
Teşekkür ederim.