KOMİSYON KONUŞMASI

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Teşekkür ederim Değerli Başkan.

Değerli Ombudsman Başkanımız, üyeler, milletvekili arkadaşlarım, basın mensupları; hepinizi saygı ve hürmetle selamlıyorum.

Şimdi, konumuz 547 sıra sayılı Rapor'la alakalı. Şimdi, bu rapor... Tabii ki karma komisyonun geçmişe yönelik görüş ve önerilerini okuduğumuz zaman, biz bu görüş ve önerilerin, geçmişteki tutanaklarda ileri sürdüğümüz gibi, bugün yine tekrar aynısını yenilemek ve eksik ve yetersiz olduğunu söylemek istiyorum. Günümüzün gelinen bu koşullarında... Geçmişte, 2016 ve 2017'de kanunun 5'inci maddesinde ombudsman kararlarının tavsiye niteliğinin dışında bir zorunluluk olması gerektiği -ve buna idarenin uyması gerektiği hususunda resen hareket etmesi gerekli ombudsmanın- ve bunun gereğini yerine getirmeyenler hakkında Ceza Kanunu'nun 257'nci maddesine göre görevi kötüye kullanma suçunun oluşacağı nedeniyle kanun teklifi vermiştik. Bu kanun teklifimiz daha önce kadük oldu, tekrar yeniledik. Yani hem bu kararların bağlayıcılığı açısından, yerine getirmeyenler açısından, görevin kötüye kullanılması açısından kanun teklif hâlâ Mecliste; bir.

İki: Çocuk ombudsmanı, çevre ombudsmanıyla ilgili ayrı bir kanun teklifi verdik; bunlar da yine Mecliste, bunlar yenilenmiş durumda.

Öncelikle benim sizlerden istirhamım burada bu öneri kısmının yetersiz olduğu, gelinen bu aşamada bunun tekrar, yine alt komisyon ve üst komisyonda görüşülerek o şekliyle Genel Kurula indirilmesini talep ediyorum. Burada sadece bu ileri sürmüş olduğumuz kanun teklifleri değil...

Şimdi, Değerli Başkan biraz önce dedi ki: "Sunduğumuz raporlar..." Evet, ben raporlardan dolayı sizi kutluyorum, alıyorum ve bizzat kurumu da arıyorum, bana gönderiyorsunuz, teşekkür ederim. Ancak bu raporlarla ilgili olarak mesela ombudsman kurumu diyor ki: "Gezi olaylarında bir hak ihlali olmuştur. Orada Emniyetin sivil vatandaşın üzerine o biber gazı vesaire olayı orantılı değil." Orantısız güç kararını veriyor. Geliyoruz Meclis Genel Kuruluna, "Gezi olayları terörist bir olaydır." deniyor. Şimdi, düşünebiliyor musunuz yani kamu denetçiliğinin verdiği -gayet rahat- Gezi raporu farklı, Meclisteki, Genel Kuruldaki algı çok farklı. Şimdi bu anlamda sizden istirham ediyorum, o Gezi olaylarında verdiğiniz raporlarınızı da ne olur her yerde deklare edin. Eğer Meclis Genel Kurulu "terörist eylem" diyorsa, o zaman kamu denetçiliği kurumunun teröristlerin lehine mi bir raporu var diyeceğiz veya onlar da bir terörist örgütün üyesi mi diyeceğiz biz? Yani bu kadar, iki kurum birbirine çatışır şekilde rapor vermemeli. Ben o rapordan dolayı -geçmişteki heyet vermişti- hakikaten kutluyorum, orada insan hakları açısından bir çığır açılmıştı.

Bitiriyorum Başkanım, fazla bir şey yok zaten konularla alakalı.

Kamu denetçisinin medya karşısında, evet, duyarlılık açısından dediğiniz doğru. Şimdi, siz yurt dışına gittiniz. Yurt dışındaki çalışmalarınıza heyetimizin içerisinde o dönemde birlikte gittiğiniz arkadaşlarımız var mı? Herhâlde yok diye düşünüyorum burada ama konsolosluklara gitmişsiniz, elçiliklere gitmişsiniz, 40 soruya 40 cevapla ilgili o rehberleri bırakmışsınız. Kutluyorum, güzel bir olay. Keşke aynı duyarlılığı... Veya eğer ben göremediysem beni bağışlayın, düzeltin beni. Kaymakamlıklarda yok, belediyelerde yok, valiliklerde yok, okullarda yok. Yani bunu, bunları mümkün olduğunca eğer biz gerçekten yaygınlaştırabilirsek çok daha verimli olur ve bu eksikliği görüyoruz.

Geliyoruz, burada dediniz ki yani "Biz her yıl sivil toplum kuruluşlarıyla, muhtarlarla bir araya geliyoruz." Güzel, sevindirici bir şey. Burada sivil toplum kuruluşlarından çağırmadıklarınız var mı? Yani kimler çağrılıyor? Mesela yurt dışında çağırdıklarınızda bir ayrıştırma var, örnek de verebilirim mesela oradakilerine ben çünkü bize gelen şikâyetler var. Yurt dışında tüm sivil toplum kuruluşlarını çağırmamışsınız, Türkiye'de yaptıklarınızda bu var mı, yok mu?

Bir başka sorum: Şimdi, güneydoğuyla ilgili çok şikâyetler var. Onlarla ilgili raporlarınızı ben fazla göremedim, yoksa ben mi kaçırdım bilemiyorum ama onunla ilgili ne yapıyorsunuz?

Cezaevleriyle ilgili çok şikâyetlerin geldiği raporlarınızda da yazılı. Mesela ben bir milletvekiliyim. Cezaevinde -gayet açık, net- bizim önceki dönem milletvekilimiz Eren Erdem. Kaç sefer görüşme talebinde bulunduk -2 sefer- görüşme talebimi kabul etmediler, idare mahkemesine dava açtım. Bakanlığın işlemi aleyhine idare mahkemesine... Bir milletvekilinin cezaevinde bulunan bir başka milletvekiliyle görüşmesi açısından dava açıldı.

Geçen, iki hafta önce üçüncü köprüyle ilgili tutuklanan 24 işçi var, onlarla görüşme talebim yine kabul edilmedi. Yani size cezaevleriyle ilgili gelen bu tür şikâyetlerin siz ne derece yani ne kadar üzerine eğiliyorsunuz? Bunlarla ilgili, gelen şikâyetlerle ilgili ne yapıyorsunuz, ne durumda? Bu konuda da bilgi verirseniz sevinirim.

Son olarak, evet, ben tabii sizin yaptığınız güzel şeyleri övdüm ama eleştiri hakkımdır, şimdi sıra ona geliyor. Şimdi, Değerli Başkanım, bu, ekim sayısı, daha yeni. Tasarruf tedbirlerini uyguluyoruz. Ya, Allah'tan korkmuyor musunuz, bu kadar ağır, kaliteli bir kâğıdı niye kullanıyoruz buna? İki: Kaç sayfa Başkanım bu? 86 sayfa. Diğer üyelerin fotoğrafları hariç, sadece sizin 82 tane fotoğrafınız var burada. Yani bu, netice itibarıyla bir kamu gücü kullanılarak bir reklam aracıdır. Aslında sizin düşünceniz bu değil, ben sizi yakinen biliyorum. Yani dikkatinizi mi çekmedi veya bunu oradaki arkadaşlar nasıl oldu... Yani 86 sayfada Başkanın 82 tane resmi alacak yani hakikaten bu kabul edilebilir bir durum değil.

E, "Nizamülmülk ve iyi yönetim" demişsiniz, o dönemde mağdurların hakları anlatılırdı, şikâyetleri anlatılırdı, bunlarla ilgili değerlendirmeler yapılırdı, ya Allah rızası için, Nizamülmülk'ü kapağa iyi yapmışsınız, göze hoş geliyor ama bununla ilgili hiçbir şey yazmamışsınız ki, yazılanların onunla hiç alakası yok ki.

Yani bu anlamda şimdi, Kamu Denetçiliği Kurumu... Ben daha önce size yine söyledim, dedim ki: Ya, Değerli Başkanım, yalvarıyorum size, sırf Hükûmeti -fotoğraflarını vesairesi- ziyaretlere gitmeyin, şu muhalefet partilerine de bir gidin. Aynı şeyinizde devam ediyorsunuz. Siz tarafsızsınız. Evet, geçmişte hepiniz bir siyasi köken anlamında AK PARTİ milletvekili olabilirsiniz, onların kadrolarından gelebilirsiniz ama ettiğiniz yemin gereği tarafsızlığınızı korumanız gerekiyor. Sizden istirham ediyorum yani ne olur, gidin, Cumhuriyet Halk Partisine gidin, MHP'ye gidin, İYİ PARTİ'ye gidin, HDP'ye gidin, Saadete gidin yani hepsine bir tek tek gidin ne olur. Yani bu anlamda, tarafsızsınız güya, herkese kucaklayıcı davranmak zorundayız biz.

Şimdi, hakikaten bu eleştiriler...

BAŞKAN - Toparlayalım mı Sayın Vekilim.

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Toparlıyorum Değerli Başkanım.

BAŞKAN - Tamam, lütfen.

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Şimdi, bu bizim Anayasa'mız. Anayasa'mız gayet açık, net. Kamu denetçiliği Anayasa 74'te yazılı. "Bu konuyla ilgili değişiklikler kanunla yapılır." deniyor. Geliyoruz, aslında yapılan düzenleme doğru, gecikmiş bir düzenleme, teknik anlamdaki hatayı söylemeye çalışıyorum ben burada. Bu düzenlemeye karşı değilim. Önceden yapılması lazımdı, doğru bir düzenleme ama teknik anlamda yanlış. Teknik anlamda 74'te "Bu düzenlemeler kanunla olur." diyor, geliyoruz, Cumhurbaşkanının yetkilerini belirten 104'üncü maddenin on yedinci fıkrası açıkça "Kanunla düzenlenecek hususlar kararnameyle düzenlenemez." diyor ve aynı zamanda kanun hükmünde kararnameyle de düzenlenemez bu. E, peki, geliyoruz 5'inci maddedeki o değişikliğe. Siz niye demediniz, ya arkadaş, tamam, bu doğru bir düzenleme, gelin hiç olmazsa Anayasa'ya göre kanunla yapalım ya?

BAŞKAN - Evet...

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Yani teknik anlamda da bu hatalar var. Ve şey çok önemli, Değerli Başkanım, sizden benim istirhamım, bu raporun tekrar, yine güncelleştirilerek alt komisyonda, sonra üst komisyonda görüşülerek o şekilde Genel Kurula indirilmesini istirham ediyorum. Bu şekliyle bu eksik ve yetersiz olur.

Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum.