| Konu: | İzmir Buca Sevgi Ferit Akın Ortaokulu öğrencilerinin zehirlenmesi olayına, İzmir Kırıklar Cezaevindeki sorunlara, Akademisyen Dicle Koğacıoğlu'nun ölüm yıl dönümüne, 6 Ekim protestolarında yaşanan ölümlerin araştırılması gerektiğine, vergi kaçıran şirketlerin önüne geçilmesi gerektiğine ve atık kâğıt işçilerine yönelik baskınları kınadıklarına ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 3 |
| Tarih: | 06.10.2021 |
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.
Şimdi, İzmir Buca Sevgi-Ferit Akın Ortaokulunda dün gece bir zehirlenme vakası olmuş. Bize velilerin verdiği bilgiye göre Kızılayın dağıttığı kek ve meyve sularından kaynaklı. Velilerin iddiası, 50 zehirlenme vakasının olduğu yönünde ancak biz hastaneyle iletişim kurduk bu sayının -söyleyeceğim- tam olarak 37 kişi olduğunu, 10-12 yaşları arasında çocuklar olduğunu ifade ettiler. Hepsinin taburcu olduğunu fakat bulantı ve kusma şikâyetiyle geldiklerini, adli makamlara bildirildiğini ve numune aldıklarını bize ifade ettiler hastane yetkilileri. Bu vesileyle ben şunu söyleyeyim: Velilerin elindeki kek poşetleri toplanmış tarihlerine bakılmasın diye. Yani bu olayda çok şükür bir can kaybı, ağır bir vaka yok şu an edindiğimiz bilgiye göre ama bundan sonra okullarda çocuklara dağıtılacak gıda ürünlerinin tarihine ve güvenilirliğine ehemmiyet verilmesini ifade ediyorum ve bütün ailelere, çocuklarımıza geçmiş olsun demek istiyorum.
Sayın Başkan, cezaevlerinden mektup alıyoruz diye her gün söylüyoruz. İzmir Milletvekilimiz Murat Çepni'ye Kırıklar Cezaevinden gelen bir mektubun bir bölümünü ifade edeceğim -ismini ifade etmeme gerek yok, elimde mektup- bu mektupta, cezaevi müdürünün değişmesiyle beraber eziyetin arttığı yönünde ciddi bir durum var. Daha önce bu müdürün Tekirdağ-Edirne F tipi cezaevlerinde görev yaptığını ve sürekli bir sorun kaynağı olduğunu ifade ediyor ve kimi şaibeli ölümlerin de, işkenceye varan uygulamaların da kamuoyuna yansıdığını söylüyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın lütfen, buyurun.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - "Kırıklar Cezaevinde, 27 Eylül 2021 tarihinde İbrahim Tikan ve Fırat Yağmakan arkadaşlarımız soruşturma gerekçesiyle kalmış oldukları odadan alınıp götürülmüşlerdir. Kendilerine ne yapıldığını bilmiyoruz, her iki arkadaşımızın can güvenliklerinden endişeliyiz..." Bu sorunun çözümünü talep ediyor. Biz de bu vesileyle iktidar grubundan bu iki tutuklunun nereye götürüldüğünü, neden götürüldüğünü izah etmelerini beklediğimizi ifade etmek istiyorum.
Dicle Koğacıoğlu'nu hepimiz aslında çok acı bir şekilde hatırlarız. Şöyle söylemişti Sevgili Dicle: "Çok acı var, dayanamıyorum. Lütfen beni affedin ve kendinizi üzmeyin. Siz elinizden geleni yaptınız. Çok özür dilerim. Çok çaresizim. Özür dilerim. Lütfen Çıtçıt'a iyi bakın ve paramı, her şeyimi hayvanlara bağışlayın." 6 Ekim 2009'da, maalesef, bu sözleri yeryüzüne bırakıp yaşama veda ettiğinde 37 yaşındaydı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin lütfen.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri, erkek şiddeti ve hukuk sosyolojisinde toplumsal cinsiyet meselesini dert edinen onlarca yayına imza attı. Son çalışmaları adalete erişim süreçleri ve 12 Eylül darbesinin hukukçular tarafından nasıl algılandığına ilişkin anlatımlara dairdi. Bizim her gün gerçekleşen kadın cinayetleri haberlerini okurken her kadın ölümünde, İstanbul Sözleşmesi'nden ayrılma kararında, yapılan itirazlara ilişkin Danıştay kararında Dicle Hoca geliyor ilkin aklımıza; kendisini sevgi ve saygıyla anıyorum.
Bugün, yine 6 Ekim, Kobani'de yaşanan vahşete, IŞİD kuşatmasına "Dur." demek için barışçıl gösteri hakkını kullanan yurttaşların protestolarına yapılan müdahaleler sonucu elim olaylar yaşandı, çokça ölüm oldu.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Meral Hanım, devam edin, buyurun lütfen.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - "Bu ölümlerin sebepleri, sonuçları araştırılsın." diye verdiğimiz bütün önergeler reddedildi, sorularımız yanıtsız bırakıldı ve müdahalelerde 42 yurttaşımız yaşamını yitirdi; 29'u HDP'liydi ve bunların 10'u da çocuktu maalesef. Biz bu vesileyle, yaşamını yitirenleri anıyoruz ve hakikatlerin ortaya çıkarılması için gerekli çalışmaların yapılması yönündeki çağrılarımızı da yineliyoruz Sayın Başkan.
Sayın Başkan, diğer bir mesele, dünya tarihi vergi kaçıran şirketler ile siyasi iktidarlar arasındaki sıkı ilişkilerin örneğiyle doludur -bunu biliyoruz- Pandora Papers'ta birçok bilgi ortaya çıktı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi lütfen.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Pandora Papers'ta çıkan bilgilere göre, Türkiye'den vergi cennetlerine milyon dolarlar akmaya devam ediyor. Halk kuru ekmeğe muhtaç hâle gelmiş ama şirketler vergi kaçırıyor. 2 litre benzinin 1 litresini vergi olarak ödeyen öğrenci servisçisine karşı 210 milyon dolar vergiyi ödememek için yandaş şirketler bu ülkede iki ayrı gerçekliği işaret ediyor. Pandora Papers'ta gün geçtikçe iktidarla ilişkili bir şirket daha ortaya çıkıyor. Kaçak sarayın müteahhidi Rönesans'tan sonra saray rejiminin mali prensi Çalık Grubu da Türkiye'den milyonlarca dolar vergi kaçırdı, kaçırmaya devam ediyor. Bu iki şirketin ortak özelliği AKP iktidarıyla kurdukları sıkı ilişkiler. Her yıl milyonlarca TL ihale alıyorlar, vergi afları, usul dışı ihale süreçleri, korunma kollanmayla zengin oluyorlar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi lütfen.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Bitiriyorum.
Eğer iktidar partisi patronaj ilişkilerini reddediyorsa neden vergi cennetlerine ilişkin düzenleme yapmıyor, neden vergi cennetlerine para kaçıranları açıklamıyor? Biz HDP olarak hazırız, iktidar yarın getirsin, vergi cennetlerine giden paraları ortaya çıkarıp vergileri alalım. Kapsamlı düzenleme yapıp vergi kaçıranların önüne geçelim. Siz yapmazsanız biz yapacağız. İlk seçimden sonra, bugüne kadar bu halktan vergi kaçıran kim varsa hukuk devleti ilkeleri kapsamında hesap verecek, halkın olanı halka iade edeceğiz.
Bu katı atık işçilerine yönelik baskınları da bir kez daha kınadığımızı ve gözaltına alınanların serbest bırakılmasını talep ediyoruz. Onlar demişti ki: "Açlığımızdır bizi örgütleyen." Hakikaten bu cümleyi herkesin düşünmesini istiyoruz. Çok zor koşullarda yaşam mücadelesi veren katı atık emekçilerini buradan selamlıyorum ve iktidarı da bu yaklaşımdan vazgeçmeye davet ediyorum.