GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: (10/3200, 3361, 3362, 3364, 3365) No.lu Depreme Karşı Alınabilecek Önlemlerin ve Depremlerin Zararlarının En Aza İndirilmesi İçin Alınması Gereken Tedbirlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu Raporu Görüşmeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:5
Birleşim:2
Tarih:05.10.2021

CHP GRUBU ADINA MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, Beşinci Yasama Yılının milletimize hayırlı olmasını diler; Meclisimizin haktan, hukuktan, adaletten yana çalışmaları öne çıkarmasını ümit ederim.

278 sıra sayılı Depreme Karşı Alınabilecek Önlemlerin ve Depremlerin Zararlarının En Aza İndirilmesi İçin Alınması Gereken Tedbirlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu Raporu'nun görüşülmesiyle ilgili grubum adına söz almış bulunuyorum.

Öncelikle bu Komisyonun üyesi olarak emeği geçen herkese buradan teşekkür ediyorum. Sonda söyleyeceğimi de başta söylemek istiyorum. 1962 yılından beri defalarca kurulmuş olan deprem komisyonlarının ve üretilmiş olan bu raporların akıbetinin de aynı geçmişteki raporlar gibi tozlu raflarda çürümeyeceğini ümit ederek başlamak istiyorum.

Evet, değerli milletvekilleri, son yıllarda özellikle ülkemizde meydana gelen, başta depremler olmak üzere, küresel iklim krizinin de artmasıyla beraber sel, taşkın, heyelan, kaya düşmesi, çığ düşmesi ve pek çok tıbbi, jeolojik riskler gibi jeolojik, hidrolojik afetlerden kuraklık, fırtına gibi meteorolojik afetlere, yer altı ve yüzey yangınlarından müsilaj, Covid-19 gibi biyolojik afetlerin etkisi altında olan ülkemiz, bu etkilerden kaynaklı olarak son iki üç yılda on binlerce yurttaşımızın hayatını kaybetmesi ve milyonlarca, milyarlarca liralık zararla karşı karşıya kalmıştır. Bu derece afet riski yüksek olan ülkemizde, bu coğrafyada başta merkezî yönetimler olmak üzere tüm kamu kurumları, sivil toplum örgütleri ve tüm bileşenlerin daha bilinçli, daha kararlı ve toplumun bütün olarak dirençli olması gerekirken daha ne yapacağına bir türlü karar verememiş, afet risk azaltma ve yol haritasını hâlâ oluşturamamış ve afet güvenliğinin önemini anlayamamış bir siyasi iktidarla yola devam ediyoruz ne yazık ki. Afet yönetimi değil, afet risk yönetiminin etkin olması gerekli arkadaşlar. Afeti yönetmek yani yara sarmaktan bir an önce çıkarılması gerekiyor, riskin azaltılmasına yönelik tedbirlerin alınması son derece önemli. Afet öncesi önlemlere yeterince önem veremeyen bu iktidarın mutlaka kendisini geliştirmesi gerekiyor. Bizler de muhalefet olarak bu konuda her türlü desteği vereceğimizi buradan söylüyoruz.

1999 depremlerinden sonra geçen sürede yapılan onlarca bilimsel araştırma, yayınlanan yüzlerce makale, deprem raporu, çalıştay ve sempozyumlara rağmen bir gece yarısı kararıyla kapatılan ve büyük umutlarla kurulmuş olan deprem konseyi faaliyetlerini yine bir gecede sonlandırmıştır ne yazık ki. Ama en önemlisi Elâzığ, İzmir ve Van depremlerinde kaybettiğimiz yüzlerce vatandaşımıza rağmen ülkemizde hâlen risk azaltma odaklı bir deprem yönetim sistemi kurulamamıştır. Böylesi bir sistemi kuracak siyasi irade de hâlen ortaya konmamıştır.

Ülkemizde ABD'den örnek alınarak, ABD'deki FEMA'dan örnek alınarak kurulan AFAD, bugün kuruluş amacının dışına çıkmış, İçişleri Bakanlığının bürokratik yapısı içinde eriyen, liyakatsiz ve teknik karakterini hızla kaybeden bir kuruma dönüşmüştür ne yazık ki.

Bir bütün olarak kamu yönetiminin her aşamasında, afet risk azaltma çalışmalarının koordinasyonunda ve planlamasında da belirsizlik söz konusudur. Planlama ve koordinasyon eksikliği olarak Muğla ve Antalya başta olmak üzere ülkenin pek çok yerinde yaşanan yangınlarda bu koordinasyonsuzluğu gördük arkadaşlar. Yine benzer şekilde, yaşanan depremlerde Kandilli Rasathanesinin ayrı birim büyüklük vermesi, AFAD'ın ayrı büyüklük vermesi yine koordinasyonsuzluğun önemli göstergelerinden biriydi. Yine, son zamanlarda Covid-19 pandemisi, Marmara Denizi'ni etkisi altına alan müsilaj gibi biyolojik afetler, küresel iklim değişikliğiyle her yıl etkisini daha da artıran kuraklık, fırtına ve benzeri gibi meteorolojik kökenli afetler de kendini bu koordinasyonsuzlukla ne yazık ki afet olarak göstermekte.

Evet, değerli milletvekilleri, artık kaybedecek zamanımız yok, gerçekten zamanımız yok. Hemen, bir an önce, bugün afet ve acil durum bakanlığının hızla kurulmasına dair bir karar alınması gerekmektedir. Tüm yasal kurumlar ve diğer hazırlıklarımızı tamamlayarak bu bakanlığın kuruluşuyla birlikte deprem afet yönetim modellemesinin hemen yapılması gerekmektedir. Etkin bir mevzuat altyapısı, güçlü kurumsal yapılanma, afet güvenliğini önceleyen bir ekonomiyi, tedbirleri kararlılıkla uygulayan bir siyaseti ve afet farkındalığı yüksek bir toplumu yaratmak ve bu yolda ilerlemek zorundayız. Ülkelerin afet yönetim sistemlerinde süreci yönetecek olan siyasi iktidarların kararlı tutumlarıdır. Gecekondu affı, imar affı, imar barışı, süreci bölen ve aksatan politikalardan bir an önce vazgeçilmeli, afet risk azaltımı ve yönetimi sisteminin gerektirdiği yapısal düzenlemeler bir an önce yapılmalıdır.

Altmış bir yıl önce çıkarılmış olan 7269 sayılı Afet Yasası derhâl günümüz koşullarına uymadığı için yenilenmeli, afet risk azaltma yasası oluşturulmalı ve ulusal afet hukukuna bu bir an önce kazandırılmalıdır. 1051 sayılı Kanun'la 1968 yılında oluşturulan, 2002 yılındaysa bir gece yarısı kararıyla yine kaldırılan Afetler Fonu'nun günümüzde Çevre ve Şehircilik Bakanlığıyla Dönüşüm Projeleri Özel Hesabı birleştirilerek yeniden bu dönüşümle ilgili finansal kaynak yaratılmalıdır.

Yine, tüm toplantılarda söylememize rağmen, fay yasası maalesef rapora girmemiştir. Fay yasası, fay zonları üzerinde yaşamaya terk edilmiş ve her an olası bir depremde yaşamını kaybedecek 1 milyon insanın can ve mal güvenliğini ilgilendirmektedir. Fay zonlarının üstü, heyelanlı alanlar, çığ tehlikesi bulunan alanlar için mutlaka bir yapı sınırlandırması getirilmelidir.

Giresun'da yaşanan taşkında görüldüğü gibi, aynı alana gidip bina yapmak, yine Bayraklı'da gevşek zeminin, mühendislik özelliği zayıf zeminlerin üzerine, yer altı su seviyesinin yüksek olduğu zemine yeniden burada yapılaşma yapmak gibi olayları bırakmamız gerekiyor. Doğrusunu söylemek gerekirse yüzyılın dâhisi Einstein'in "Aynı şeyleri yapıp farklı sonuçlar beklemek deliliktir." sözüne burada bir gönderme yapmak isteriz ve hatırlatmak isteriz.

Yine, raporun "Yerel Zemin Koşullarının Değerlendirilmesi" bölümünde "Tüm iller için yerel zemin haritalamaları yapılmalı." deniyor. Arkadaşlar, zemin homojen bir yer değildir yani hem yatayda hem düşeyde sürekli değişkenlik gösteren bir olgudur, dolayısıyla, haritalandırılarak tek tipleştirilemez; bunun raporda yer almasını handikap olarak görüyoruz. Hiçbir bilimsel veriye dayanmamaktadır ve dünyanın hiçbir yerinde böyle "zemin haritası" diye bir şey söz konusu değildir. Bu nedenle her binanın, her parselin zemin ve temel etüdünün mutlaka yapılması gerekmektedir.

Yine, "Mevzuatın Etkin Uygulanması" konu başlığı altında şu hususun da yer alması gerekmektedir: Jeoloji mühendislerinin yapı denetim sürecinde bulunarak yerinde denetimi gerçekleştirmeleri gerekliliği son derece önemlidir. Çünkü biliyorsunuz son yıllarda meydana gelen depremler, genellikle mühendislik özelliği zayıf ve yer altı su seviyesi yüksek olan zeminlerde çok can kayıplarına neden olmuştur. Dolayısıyla, temel etütlerinin denetlenmesi, yerinde denetiminin yapılması son derece önemlidir; bu hususun da raporda olması gerekirdi. Zaten yasal mevzuatta da zemin etütlerinin denetlenmesi, yapı denetim firmalarında jeoloji mühendisi bulundurulması geçmektedir.

Binlerce jeoloji mühendisinin işsiz olduğu bir ortamda... Bir prizin denetlenmesi yapılmaktadır binada ya da herhangi bir su tesisatının denetlenmesi yapılmaktadır ama depremde hasarı oluşturan en önemli konulardan biri olan zemin etütleri maalesef jeoloji mühendisleri tarafından denetlenmemektedir arkadaşlar.

Yine, Elâzığ'da değerli milletvekilleri...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi lütfen.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Devamla) - Hemen tamamlıyorum.

Komisyon olarak Elâzığ'da ve İzmir'de yapmış olduğumuz ziyaretlerde, 130 metrekare dairelerin maalesef 60 metrekareye indirildiği... Örneğin, bu konutlarda beşer kişi kalıyorlar. Bu tür rahatsızlıklar bize ifade edildi; işte, 2 katlı yere 5 kat verip müteahhidin oradan rant elde etmesi rahatsızlığı. Bayraklı gibi 70 kilometre uzaklıktaki bir depremde zemin büyütmesine sebep olan alüvyonel ve yer altı su seviyesi yüksek alana yeniden yapılaşma yapılması, burada zemin iyileştirme çalışmalarının binanın yüzde 30 maliyetini artırdığı göz önünde bulundurulmadan, orada olası bir depremde yaşanacak yeni hasarlar göz önünde bulundurulmadan aynı yere yapılması da ayrı bir handikaptır, bunu da değerli milletvekillerimin dikkatine sunmak isterim.

Evet, değerli milletvekilleri, tüm bu olumsuz şartların değiştirilmesi elimizde. Özelde deprem, genelde afetlerde müdahale günü, birlik, siyasi çekişmelerin odağından alınıp devlet politikası hâline getirilmelidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Şevkin.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Devamla) - Allah bize bir daha deprem komisyonu ve deprem raporu hazırlatmayı nasip etmesin diyorum.

Teşekkür ediyorum. (CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)