| Konu: | Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 104 |
| Tarih: | 16.07.2021 |
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz kanun teklifinin 5'inci maddesi afetten zarar gören vatandaşlarımıza yardımı düzenleyen 7269 sayılı Kanun'un geçici 26'ncı maddesine ilaveler yapmaktadır. Bu ilaveler tadat usulüyle belirlenmiştir yani tek tek sayılmıştır; hangi ildeki, hangi ilçedeki, depreme maruz kalan vatandaşlarımızın yardımdan yararlanacağı bu maddeyle belirlenmiştir. Tadat edilen il ve ilçelerde 2020 yılında meydana gelen depremlerde yıkık, ağır ve orta hasarlı binalar kanunundaki devlet destekleri kapsamına alınmaktadır. Bu desteklerin özünde ise binaların yapılması veya vatandaşlarımıza kredi verilmesi vardır.
Burada iki farklı sorun var; bu sorunlardan birincisi, yardımın yapılacağı il ve ilçelerin tek tek sıralanmasıdır. Biraz önce Başkanlık Divanı kanun teklifindeki bu 5'inci maddeyi okudular, uzun uzun 1 sayfayı aşkın yer isimleri belirlediler. Hâlbuki bu, kanun yapma tekniğinde büyük bir zaafı ve rastgele çalışmayı yansıtmaktadır. Madem artık Hükûmetin tasarı gönderme hakkı yoktur, kanun teklifleri milletvekilleri tarafından yapılmaktadır, o hâlde yasalaşmanın ve kanun hazırlamanın düzgün bir şekilde yapılması gerekir; rastgele ifadelerle, cümlelerle gerçekleştirilmemesi gerekmektedir. Mutlak surette doğru, kapsamlı ve maksadı ifade edecek cümlelerin yer alması lazım. Maalesef bu torba yasaların ve maddelerinin özenle yazılmamış olduğunu görmekten dolayı da büyük üzüntü duyduğumu ifade etmek isterim.
İkincisi ise, kanundaki ana maddeye göre bu maddede bir değişiklik yapılmıştır. Bu değişiklik, afet bölgesi kabul edilen yerlere yardımın yapılacağını ifade etmektedir. Hâlbuki "afet bölgesi kabul edilen yerler" ifadesi ana kanunda, 2'nci maddede özel olarak nasıl afet bölgesi ilan edileceği belirtilerek tanımlanmaktadır. Cumhurbaşkanı tarafından afet bölgesinin ilan edilmesi gerekmektedir. Hâlbuki burada tadat edilen, sayılan ilçe ve illerin bir kısmında bu kanun burada görüşülürken hâlen şu an itibarıyla Cumhurbaşkanlığı tarafından afet bölgesi ilan edilmemiştir; örneğin, İzmir gibi. Dolayısıyla birbiriyle uyumsuz ifadelerin yer alması da sağlıklı değildir, doğru değildir. Bu yardımları hiçbir iktidar kendi cebinden, kesesinden yapmıyor. Vatandaşların devlete karşı yükümlülükleri vardır ve devletten elde etmeleri gereken haklar vardır. Vatandaşlar harcama yaparken, gelir elde ederken, -servetleri üzerinden- kamu hizmetlerinden yararlanırken yeri geliyor cebindeki son kuruşu devlete veriyorlar, teslim ediyorlar; yeri geliyor, ayni olarak, bedensel olarak, hayatlarını ortaya koyarak askerlik görevi yapıyorlar. Buna karşılık elbette devletten ve devletin kaynaklarını kullanan iktidarlardan hak talep etme, sorunlarını çözdürme hakları vardır.
Bakın, 2021 bütçesine bakıyoruz, 1 trilyon 100 milyar liralık bir bütçe geliri vardır. Sosyal Güvenlik Kurumunun gelirlerine bakıyoruz, 600 milyarlık bir miktar vardır. Yerel yönetimler ve diğer kamu kuruluşlarının vatandaştan aldığı paralara, gelirlerine bakıyoruz, onları da ilave ettiğimizde, kamu kurumlarının vatandaştan yıllık topladığı paranın miktarı 2 trilyon lira civarındadır. Peki, millî gelir ne kadar yani bu ülkede yaşayan bütün vatandaşların yıllık geliri ne kadar? O da 5 trilyon lira.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurunuz efendim.
ABDÜLLATİF ŞENER (Devamla) - Yani vatandaşlar yıllık gelirlerinin yüzde 40'ını kamu kurumlarına "vergi" diye ödüyorlarsa, elbette bunun karşılığı olarak da sorunlarının çözülmesini ve sıkıntılarının giderilmesini isteme hakkına sahiptirler ve bu konuda elbette iktidarın özen göstermesi lazım, sorunları düzgün çözmesi lazım ama burada görüyoruz ki daha -yasa yapma bu Parlamentonun görevi- Parlamento bile, ilgili milletvekilleri bile görevlerini yerine düzgün getirmiyorlar, düzgün bir maddeyle Meclisin huzuruna çıkmıyorlar. Bu, vatandaşa karşı yükümlülüğü yerine getirmemek demektir, sorunlarını iyi dinlememek demektir, sorunlarına kulak vermemek demektir. Bu alışkanlıklarda, Meclisin bundan sonraki yasa tekliflerinde -özellikle iktidar milletvekillerine söylüyorum çünkü teklifleri onlar veriyor- daha dikkatli olmalarını tavsiye ediyor, saygılar sunuyorum. (CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)