GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Atılay denizaltısının geçirdiği kazanın yıl dönümüne, ASALA tarafından öldürülen Türkiye'nin Brüksel Büyükelçiliği İdari Ataşesi Dursun Aksoy'un ölüm yıl dönümüne, HDP Marmaris ilçe örgütüne yapılan saldırıya, 14 Temmuz Türkmen katliamının yıl dönümüne, CHP'nin Diyarbakır Cezaeviyle ilgili kanun teklifine, 10 bin dolar alan siyasetçiyle ilgili herhangi bir soruşturma olmadığına, Adıyaman'da tutuklanan tütün üreticilerine, TRT Yönetim Kuruluna yapılan atamalara, 15 Temmuz darbe girişiminin yıl dönümüne, OHAL'e sığınıp Anayasa değiştirenleri ve OHAL'siz seçim yapamayanları tarih önünde hatırlayacaklarına ve Darbe Araştırma Komisyonunun raporuna ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:4
Birleşim:103
Tarih:14.07.2021

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Teşekkür ederim Başkanım.

14 Temmuz 1942 tarihinde mayına çarparak batan Atılay denizaltısında yaşamını yitiren 38 denizcimizi rahmetle anıyor, ismini Mustafa Kemal Atatürk'ün koyduğu Atılay'ın geçirdiği kazanın yıl dönümünde bir kez daha üzüntülerimizi bildiriyoruz.

Yine, 14 Temmuz 1983, ASALA tarafından üstlenilen silahlı saldırıda yaşamını yitiren Türkiye'nin Brüksel Büyükelçiliği İdari Ataşesi Dursun Aksoy'un ölüm yıl dönümüdür; kendisini rahmetle ve minnetle anıyoruz.

Sayın Başkan, Halkların Demokratik Partisinin Marmaris ilçe binasına sabah saatlerinde pompalı tüfekle yapılan silahlı saldırıyı buradan bir kez daha kınıyorum. Siyasette hedef gösteren, ötekileştiren, şeytanlaştıran dilin vardığı sonuç açısından son derece kritik bir noktadayız. Deniz Poyraz'ın yaşamını yitirdiği saldırının bir devamı olarak algılanan bu saldırının son olmasını temenni ediyor, tüm siyasileri kullandıkları dil konusunda dikkatli olmaya davet ediyoruz.

14 Temmuz 1959, bundan altmış iki yıl önce Kerkük Türkmenlerine karşı üç gün süren katliam olmuştu. O katliamda hayatını kaybedenleri rahmetle anıyor, Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu katliamı bir kez daha kınıyoruz.

Diyarbakır Cezaevinde hayatını kaybedenleri ve işkence görüp şu anda hayatta olmayanları rahmetle anıyoruz. Cumhurbaşkanının, Diyarbakır ziyaretinde Diyarbakır Cezaeviyle ilgili, cezaevinin bir müze olarak değerlendirileceğiyle ilgili ifadelerinde... Tabii, bunun yapılması için bir kanuni çalışma gerekir, o noktada Sayın Cumhurbaşkanının bütçe kanunu dışında kanun teklif etme imkânı yok, buraya yollama imkânı yok.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz efendim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Ama Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu, 24/11/2015 tarihinde (54/195) sayı numarasıyla Meclis Başkanlığına sunduğumuz, Sayın Genel Başkan Yardımcımız Veli Ağbaba, Sezgin Tanrıkulu ve benim imzalarımı taşıyan Diyarbakır Cezaevinin Müze Olmasına İlişkin Kanun Teklifi'mizden yararlanabilir. Madem Cumhurbaşkanının böyle bir ifadesi de vardır, o kanun teklifimiz kayıtlardadır.

Sayın Başkan, Meclis Başkanı, yazılı başvurumuz ve uzun çağrılarımız sonucunda Süleyman Soylu'ya bir mektup yazdığını ifade etmişti. Süleyman Soylu kendisini ziyaret etti. Ziyaretin konusu 10 bin dolar rüşvet alan siyasetçiydi. Önce milletvekili olduğu söylenmişti, sonra dönem milletvekili olmadığı söylenerek geçmiş dönem milletvekilleri itham altında bırakıldı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz efendim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Meclis Başkanı bu dönemin değil, bugünüyle dünüyle tüm Meclisin ve milletvekilliği yapanların Başkanı olduğunu gözeterek bu davranışı tekrarlamalı ve o ismi istemeliydi.

Aslında hepimizin bildiği gibi, Sicilya usulü bir sır var, herkesin bildiği ama kimsenin konuşamadığı bir sırra sahibiz. Palermo sırrının bir an önce ifşa olması gerekir. Meclis Başkanı, herkesin bildiği, kimsenin konuşmadığı bu sırdan Meclisi arındırmalı, geçmiş dönem milletvekillerimizi de itham altında kalmaktan kurtarmalıdır. Ancak Meclis Başkanı şöyle bir ifade kullanmıştı: Soylu'nun kendisiyle yaptığı görüşmede, kendisinin Ankara Cumhuriyet Savcılığına bu ismi bildirdiğini söylemişti.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz efendim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Partimizin bu konuyu araştırmakla görevlendirdiği Antalya Milletvekilimiz Sayın Rafet Zeybek, yapmış olduğu ziyarette Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekilinden bilgi talep etti. Başsavcı Vekili kendilerinde böyle bir soruşturma olmadığını söyledi.

Yani kamuoyunda 10 bin dolar alan siyasetçi var, bunu Süleyman Soylu biliyor, Şentop'a geliyor, konuşuyorlar, "Ben bunu savcıya söyledim." diyor; savcılıkta soruşturma yok. Bu, hukuk devletinde gerçekten kabul edilebilir bir şey değil, bunu tarih önünde tutanaklara kaydediyoruz. Hem bu İçişleri Bakanını hem herkesin bilip ismini kimsenin söylemediği AK PARTİ'li eski milletvekili siyasetçiyi hem de bu soruşturmayı başlatmayan cumhuriyet savcılarını tutanaklara kaydediyoruz.

Sayın Başkan, Adıyaman'da 10 kişi tutuklu, bunlar tütün üreticileri, haklarını aradıkları için tutuklular.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz efendim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bunların hepsi namuslu, Adıyamanlı tütün üreticileri; biri Milliyetçi Hareket Partisinin Belediye Meclisi üyesi, biri 65 yaşın üstünde elli beş yıllık bir tütün üreticisi, diğer 8'i de alnının terini toprağa damlatan, oradan bereket fışkırtan, o bereketle çoluk çocuğunu geçindirmeye çalışan insanlar. Onları, yaptıkları eylemler, hak arıyorlar diye... Haklı olduklarını teyit etmesek torba yasaya onlarla ilgili hüküm koymazsınız ama haklarını aradıkları, sokağa çıktıkları için gözaltına alınmışlardı, tutuklandılar. Derhâl serbest bırakılmalıdırlar. Adıyaman'a ve tütün üreticisine yapılan bu zulüm bir an önce sonlandırılmalıdır Sayın Başkan.

Sayın Başkan, bu sabah hep birlikte kalktık ve yayınlanan Resmî Gazete'den günün sürprizine baktık. Her gün bir sürpriz var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN -Buyurunuz Sayın Başkan.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Şahıs devletinin yaptığı, parti devletinin yaptığı bir sürprizle karşı karşıyayız. Bugün de TRT Yönetim Kurulu değişikliği yapıldı. Öyle ki önce yönetim kurulunu 7'den 9'a çıkarıyorlar, sonra mükerrer gazete bastırarak da oraya yeni görevlendirmeler yapıyorlar, yeni koltuklar yaratıyorlar, o koltuklara yandaşları oturtuyorlar. Tabii, bugün TRT, F tipi yapılanmadan henüz kurtulmuşken başka bir F tipi yapılanmanın, Fahrettin Altun'un TRT üzerine kurduğu tahakkümü ve pelikan sürüsünün TRT'ye çöküşünü yaşamaktadır. Bunların içinde çok çeşitli isimler vardır ancak Hilal Kaplan Öğüt gibi bugünkü F tipi yapılanmanın oturttuğu, geçmiş F tipi yapılanmaya övgü düzen, cumhuriyetle, kazanımlarıyla sorunları olan...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyursunlar Sayın Başkan.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - ...her muhalif siyasetçiye ağzına gelen sözü söyleyen, bugünkü Adalet ve Kalkınma Partisinin Genel Başkanı dışında burada grubu bulunan bütün partilerin genel başkanlarına saldıran, geçmişte saldırmış ve bugün saldırmakta olan bir troliçeyi, trollerin kraliçesi troliçeyi oraya atadılar. Bu ayıp, Cumhurbaşkanlığı yönetim sistemine de bu yeni rejime de yakışan bir ayıptır, tam da nasıl bir rejim içinde olduğumuzu gösteren bir ayıptır. TRT, kamu yayıncılığını terk etmiştir. Hepimizin vergilerinden ödenen, vatandaşın bandrolüyle ödenen maaşlarla, böylesine trollere, böylesine SETA'ya, pelikan yapılanmasına arpalık hâline getirilmiştir. Cumhuriyet Halk Partisi 2'nci partidir, ana muhalefet partisidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz efendim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - İktidar partisinin grup konuşmaları a'dan z'ye, baştan sona verilmektedir, bizimki 11 ila 14 dakika, diğer muhalefet partileri de öyle ama MHP'ninki tam verilmektedir, HDP'nin de hiç verilmemektedir. Nasıl bir kurumdur ki bu, neye göre yapıyorsunuz? Sandalye sayısına göreyse, orayı bir saat verenin, Cumhuriyet Halk Partisini kırk dakika vermesi lazım, buna göre oranlanacak ama MHP ile AKP tam, geri kalanlar çok düşük ya da hiç; bu nasıl kabul edilebilir, nasıl izah ediyorlar?

15 Temmuza geldiğimizde, bir 15 Temmuz anımı paylaşayım Sayın Başkan: Önce burada karşı çıktık, sonra, bombalardan sonra sığınağa indik. Sığınak, sığınak değilmiş zaten, bir bodrum katı. Su yok, 3 arkadaş su bulmaya çıktık karanlıkta. Meclis Başkanımızın bir koruma müdürü tarif etti nerede bulabileceğimizi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Devam ediniz efendim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - "Lokantadan önceki, sağdaki son kapı." dedi, karanlıkta el yordamıyla kapıyı bulduk, kapalı tabii, suya ulaşacağız diye kapıyı kırdık, içeri girdik, TRT stüdyosu varmış; şaştım kaldım, beş yıldır milletvekiliydim, ilk kez stüdyoyu gördüm. Depo bir kapı ilerideymiş, suyumuzu aldık, geldik. Ertesi gün TRT o stüdyoya çağırdı beni, dedi ki: "Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak." O günden bugüne o stüdyoya daha hâlâ girmedik. Darbe gecesi herkesin aklı başına geliyor ama daha sonra yine aynı antidemokratik tutumlar sürüyor.

Darbenin 5'inci yıl dönümü yarın. 251 şehidimizi rahmetle anıyoruz, 2.196 gazimize minnetlerimizi sunuyoruz. O gece kapalı Meclisin açılış çağrısını yapıp, buraya gelip, burada "olağanüstünün olağanüstüsü" diye nitelendirilen o oturumu yapıp, darbeye karşı hedef olmayan, ışıkları kapalı olduğu için hedef olmayan...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - ...Meclisin hedef hâline gelmesini ve kendi canlarını yok sayan bütün milletvekillerimizi, burada birlikte bulunduğumuz arkadaşları bir kez daha saygıyla selamlıyoruz. Ancak 15 Temmuza Mecliste grubu bulunan bütün partiler direnmişken, 15 Temmuzu araçsallaştırıp 20 Temmuzda Meclisin yasama yetkisini Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kuruluna alarak ilan edilen OHAL'de; FETÖ'yle mücadale bir yana, ne kadar muhalif örgüt varsa, o, FETÖ'cülerle mücadele için alınan yetkiyi partiler üzerinde, dernekler üzerinde, akademi üzerinde, gazeteler üzerinde kullanıp kendi sivil darbesini gerçekleştirenleri, OHAL'e sığınıp Anayasa değiştirenleri ve OHAL'siz seçim yapamayanları tarih önünde hatırlatıyoruz.

Yarın Meclis kapalı, bu kürsüde neden özel oturum yok? Ertesi yıl vardı, öbür yıl vardı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Başkan.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Ama 15 Temmuzla yüzleşme noktasına gelindiğinde; örneğin, Darbe Araştırma Komisyonu raporu ortadan kaldırılmış, her rapor var, o yok. Nerede? Meclis Başkanından yazılı istedik en son. Ve o rapor da... Üç ay yeter mi? Dopingi Araştırma Komisyonuna üç ay yetmiyor, bir ay ek süre; -hekime karşı- Sağlık Çalışanına Karşı Şiddeti Araştırma Komisyonuna yetmiyor, Aromatik Bitkileri Araştırma Komisyonuna yetmiyor; 15 Temmuzu Araştırma Komisyonuna Cumhurbaşkanı üç gün önce talimat veriyor: "Süreleri doldu, raporu versinler." Ek süre istemiyorlar, gerçekleri gizliyorlar; MİT Müsteşarını çağırırlar, gelmez; dönemin Genelkurmay Başkanı çağrılır, gelmez. Bu sis perdesi bir şekilde ortadan kalkacak; bir başka perde kapanacak, bu sis perdesi açılacak Sayın Başkan; gelecek seçimlerde seçmen kabine girecek, perdeyi çekecek, bu sis perdesini de açacak. Hep birlikte o zaman gerçekleri öğreneceğiz.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan. (CHP sıralarından alkışlar)