GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Srebrenitsa soykırımının 26'ncı yıl dönümüne, trafik kazasında hayatlarını kaybeden CHP Konyaaltı Gençlik Kolları Başkanı Deniz Demiral ile CHP Silifke Gençlik Kolları Başkan Yardımcısı Batuhan Uysal'a Allah'tan rahmet dilediğine, Manisa Alaşehir'deki trafik kazasında hayatını kaybeden tarım işçilerine, Soma Uyar Madencilik işçilerinin durumuna, Yunanistan'ın Galatasaray Spor Kulübüne yaptığı muameleyi kınadıklarına, Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerine yurt dışı yasağı konulmasının zulüm olduğuna ve Surp Takavor Kilisesi'ne yapılan hakaretamiz davranışın cezalandırılması gerektiğine ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:4
Birleşim:102
Tarih:13.07.2021

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

1991-1995 Yugoslavya iç savaşı sırasında Sırp ordusunun giriştiği Krivaya Harekâtı'nda 11-22 Temmuz 1995 tarihleri arasında en az 8.372 Bosnalı hayatını kaybetmişti. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Avrupa'da yaşanan en büyük katliamdır, insan kıyımıdır, soykırımdır ve insanlık suçudur. Bunu bir kez daha lanetliyoruz ve Aliya İzzetbegoviç'in "Ne yaparsanız yapın ama soykırımları unutturmayın." deyişini bir kez daha tutanaklara geçirmek istiyorum.

Bu acılı dönemi andıktan, acıları bir kez daha paylaştıktan sonra... Pek çok acılı haber aldık geçen haftadan bu yana. Bunlardan bir tanesi, partimizin Konyaaltı Gençlik Kolları Başkanı Deniz Demiral ve Silifke Gençlik Kolları Başkan Yardımcısı Batuhan Uysal'ı hafta sonu geçirdikleri ayrı ayrı trafik kazalarında kaybettik. Hayalleri vardı, görevleri vardı. Çok daha önemli görevler için onların umutları, bizlerin onlara dair umutları vardı. Belki bu salonda yer alacaklardı, görevler yapacaklardı ama hem ailelerini hem Cumhuriyet Halk Partisi ailemizi gözü yaşlı bıraktılar. İkisinin de hatırası önünde saygıyla eğiliyorum. Ailelerine başsağlığı, kendilerine bir kez daha Allah'tan rahmet diliyorum.

Sayın Başkan, Manisa'mızın Alaşehir ilçesinde tarım işçilerini taşıyan bir araç kaza yaptı; 2 işçimizi kaybettik, 9 işçimizin tedavileri sürüyor. Tedavisi sürenlere acil şifalar diliyoruz. Hayatını kaybedenlerin acılarını yüreğimizde hissediyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Başkan.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Daha önce de Gölmarmara'da, Hacıveliler köyünde 14 kadın tarım işçisini kaybetmiştik. Bu konudaki Meclis komisyonu çalışmalar yapmıştı ama bu konuda alınması gereken tedbirler, önlemlerle ilgili, ilgili bakanlıkların ve idarenin üzerine düşenleri yapmadığını bu kazaların Türkiye'nin dört bir yanında tekrar etmesinden anlıyoruz ve bu konuda yetkilileri bir kez daha göreve davet ediyoruz Sayın Başkan.

Bir diğer acı haber, bu sefer hem Manisa'dan ama hem Ankara'dan, hem Meclisten; bütün Türkiye açısından çok büyük bir sıkıntı. Biliyorsunuz, Manisa'da 301 madencinin hayatını kaybettiği facia yaşanmıştı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz efendim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - O facianın görünür kıldığı bir diğer maden Uyar Madencilikti, faciadan sekiz dokuz ay önce kapatılmıştı 2 işçinin ölümüyle ama sayısız iş kazası yaşanan güvensiz bir madendi Azim Uyar'ın işlettiği. Maden kapandı, maden sahibi malını mülkünü yakınlarının üzerine geçirdi, Türkiye'de madencilik faaliyetlerine devam etti. Hatta, daha sonra Ermenek'teki facia da kendisine ait bir madende oldu. Manisa'daki Uyar Madencilik işçileri sekiz yıldır haklarını arıyorlardı. Soma'daki işçilere söz verilirken, 15'inci madde, Adalet ve Kalkınma Partisinin Genel Başkanı o dönem Başbakanlık görevindeyken gözünün önünde tutanak altına alındı ve Uyar Madencilikin sorunları çözülecek. Ben bunu altı yıldır söylüyorum, geçen sene Soma'nın sorunları çok gecikmeli mutabakatla çözülürken de dile getirdik; Sayın Özlem Zengin "Bu işte vebal var." dedi, olumlu katkı sağladı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz efendim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Hepimiz konuştuk defalarca; AK PARTİ MKYK'ye gidecek gelecek, oraya gidecek gelecek, hep "Çözülecek...", hep "Çözülecek..." En son dayanamadılar, yollara düştüler; yollardayken Süleyman Soylu yanlarına gitti, "Namus sözü veriyorum." dedi, basına yansıdı, "1 Ocak, bilemedin 15 Ocağa kadar çözeceğim, gerekirse kendi yöntemlerimle çözeceğim." dedi ama o namus sözü de ortada duruyor. Madenciler 17 kez gidip geldiler, gidip geldiler.

Sayın Başkan, madenciler, son gelişlerinde 40 kişiydiler, Ankara girişine 32 kilometre kala durduruldular, sadece 5'inin gelmesine izin verildi, bütün hafta mekik dokudular. Perşembe günü akşam Meclis kapanırken "Yasa çıkarmayacağız, sorun çözülmeyecek..." Son derece üzüldüler. Son, odamda vedalaştık, hatta son akşam yemeğini Meclis Üyeler Lokantası'nda yedik, birçok, her partiden arkadaşla selamlaştılar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz efendim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bütün hafta tüm gruplara da gittiler geldiler ama bir kez daha, 17'nci kez boyunları bükük -ama uykusuz çünkü otobüsün içinde yattılar, bir tesiste yattılar, konakladılar- yorgun ve uykusuzdular ve dönüşte yolda uyudular, öndeki araçta giden 2'si hayatını kaybetti. Ben, İzmir Kınık'ta ve Manisa Soma'da o cenazelere katıldım, o annelere bir şey diyemedim, bir şey diyemedim Sayın Başkan; hanginiz olsa diyemezdiniz. O yakaran anaların yüreklerindeki yangını nasıl söndüreceğiz bilmiyorum. Herkes "Haklısınız." diyor, herkes "Çözeceğiz." diyor ama -ne Manisa ne madenciler- ölümler son bulmuyor. Bu konuda, dün ilgili Komisyona çıktım, bütün konuyu anlattım. Tek talepleri var, Tahir Çetin diyordu ki: "Sayın Başkanım, Meclis kapanmadan şu torbaya koysunlar bizi."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Başkan.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bitireceğim Sayın Başkan.

Özlem Hanım "İlk torbaya konulacak." dediğinden beri dokuz ay geçti, ben kendisinin samimi gayretlerine şahit oldum ama ne zaman ki Grup Başkan Vekilliğinden ayrıldı, bizim iş ortada kaldı. Madenciler oradan oraya, oradan oraya... "Bugün git, yarın gel." "Sizin işiniz kanunla olmaz." "Neden?" "Emsal teşkil eder." Vallahi Tahir Çetin'in sözü şu: "Etsin be, etsin. Ne olur? Etsin ki birkaç gariban daha hakkını alsın." diyor. Haksız mı? Bir de diyor ki: "Madem emsal teşkil edecekti, geçen seneki Soma kararı bize niye emsal teşkil etmedi?" Haksız mı? Biz bunları duymadan nasıl bu koltuklarda oturacağız?

Şu anda görüşülen torbaya bu sorunun çözülmesiyle ilgili bir madde koyarsak 25 milyon TL. Geçen sene Soma'da 75 milyonluğu çıkardık, 200 milyonluk da ekstradan inisiyatifle başka yerlere ödeme yaptı bu idare. Polemik olsun diye söylemiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Başkan.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sarayın bir günlük harcaması 10 milyon TL. Salı, çarşamba, perşembe öğlene kadar 25 milyon TL harcanacak orada, şu 880 insana yazık. Ali Faik öldü, 25 yaşında; babası Ali Faik 5 yaşındayken ölmüş. Babasının hakkı için geliyordu, o uğurda kendi de öldü Sayın Başkanım. Sizler vicdanlı insanlarsınız; istirham ederim, gerçekten gruplar arası bir uzlaşmaya katkı sağlayınız. Parlamento gündemine hâkimse bu gündeme hâkim olamayacak da nereye hâkim olacak? Bu konuda sürekli topu taca atmalar, sürekli topu taca atmalar; bıktık usandık, bıktık usandık Sayın Başkanım. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Başkan, ben de diğer mevkidaşlarım gibi, bugün süreyi biraz fazla kullandım ama -inanın- bu kadar olayın olduğu yerde hangi birine değinmeden geçesiniz, atlayasınız?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Başkan.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Galatasaray'a Atina'da yapılan muameleyi kınıyoruz. Galatasaray'ın dönüp gelişini doğru buluyoruz. Sporu siyasete, siyaseti spora ve 2 ülkenin suyun iki yanındaki kardeşliğini siyasilerin hırslarına, komplekslerine alet eden Yunan siyasetini, Yunanistan siyasetini buradan eleştirdiğimizi ve bu konuda yanlış yaptıklarını bir kez daha tutanaklarımıza ve Yunan siyasetçilerin yüzüne söylüyoruz. Yunanistan'ın Büyükelçiliği, yazacağınız kriptoya yazın bunu: Türkiye Cumhuriyeti devleti hiçbir zaman sizin yaptığınız kadar basitleşmeyecektir. Ancak, bunun kendi sporcularınıza yapıldığını düşününüz, değerlendiriniz ve bu ülkenin, bu Parlamentonun da sabrını sınamayınız.

Boğaziçi Üniversitesinde malum var bir kayyum ve bu kayyum, Melih Bulu üniversiteye zulmetmeye gelmiş.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayınız efendim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Şımartılmış, yetkisini aşmış, aldığı yetki Anayasa'ya aykırı bu kayyum rektör üniversitelerde -Parlamentoda o mağduriyetin de haklı olarak dile getirildiği- 28 Şubatta yapılan zulümleri aratmayacak zulümler yapıyor. Bu iş doğru bir iş değildir. Vicdan sahibi bütün milletvekillerini Boğaziçinde neler oluyor, gidip o işe bir bakmaya davet ediyoruz.

Ece Erten, Paris Üniversitesi Dil Bölümüne 1'incilikle kaydolmuş. O bölümü 1'incilikle kazanan bir öğrenci ne kadar terörist olabilir? Yurt dışına çıkış yasağı koymuşlar.

Beril Destan Zaman, Siena Üniversitesi Avrupa Çalışmaları Bölümünü üstün dereceyle kazanmış; eylem yaptı diye sokağa çıkış yasağı koymuşlar. Niye? Süleyman Soylu "Terörist bunlar." dedi, herkese "terörist, terörist" denildi; savcı, bir örgütle bağlantı bulamadı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bitiyor Sayın Başkan.

Süleyman Soylu "Terör örgütleriyle bağları var." dedi, bu yalana da partisinin Genel Başkanı dâhil bütün siyasetçilerini mahkûm etti, büyük büyük konuşuldu. Savcı bir tane terör örgütü tespit edemedi ama "Ne yapalım, Bakanın sözü yerde kalmasın..." Cumhurbaşkanı "prompter"dan saydırdı "Her örgüt var bunların içinde." diye, bir örgüt bağlantısı yok. Yurt dışına çıkış yasağıyla tahliye, çocuklar kazandıkları yerlere gidemiyorlar. Büyük bir haksızlık var, bunu da eleştiriyoruz.

Son olarak da, Surp Takavor Kilisesi'nde yapılan densizliği, 3 kişinin hakaretamiz davranışlarını kınadığımızı belirtiyoruz. Kendi inancımıza saygı beklerken başkalarının inançlarına, kendi kutsalımıza saygı beklerken başkalarının kutsallarına karşı girişilen bu davranışın en ağır şekilde eleştirilmesi, en ağır şekilde cezalandırılması gerektiğini ifade ediyoruz.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan. (CHP sıralarından alkışlar)