GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Zilan katliamının yıl dönümüne, Anayasa Mahkemesi kararı gereğince Ömer Faruk Gergerlioğlu'nun vekilliğinin iade edilmesi gerektiğine, trafik kazasında hayatını kaybeden BAĞIMSIZ MADEN İŞÇİLERİ Sendikası Genel Başkanı Tahir Çetin ile madenci Ali Faik İnter'in yakınlarına başsağlığı dilediğine, Hey Tekstil işçilerine, Mehmet Emin Özkan'la ilgili Adli Tıp Kurumu raporuna, Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin eğitim haklarının engellendiğine ve Kürtçe namaz kıldırdıkları ve dua okudukları için tutuklanan din insanlarına ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:4
Birleşim:102
Tarih:13.07.2021

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Bugün Zilan katliamının yıl dönümü. 13 Temmuz 1930'dan bu yana doksan bir yıl geçti ve doksan bir yıl önce bugün, Zilan Deresi kan aktı ve Zilan Deresi'nin kan akmasından sonra, doldurmasından sonra bütün cesetler orayı doldurdu. Binlerce Kürt, çoluk çocuk, yaşlı hep birlikte büyük bir katliamdan ve kıyımdan geçirildiler. Açıkçası Kürtlerin yaşadığı katliamlardan bir tanesidir Zilan katliamı ve o katliamda on binlerce insanın katledilmesi dışında 44 köy de yakıldı. Hamile kadınların karınlarının deşildiği bir katliamdır Zilan katliamı ve sevgili Musa Anter'in, Ape Musa'nın şöyle bir tespiti var: "Kıyametti, zulümdü, kan akardı derelerimizden." diye o tarihi niteler. Ve maalesef o katliamdan sonra katliamda görev alanların cezasızlıkla ödüllendirilmesi için bir yıl sonra bir af kanunu çıkarılır ve katliamdan hiç kimse ceza almaz. İktidarlar değişiyor, tarih değişiyor ama Kürtlere karşı politika, inkâr, imha ve ret politikası maalesef değişmiyor. Zilan katliamında yitirdiğimiz canları saygıyla, minnetle anıyorum ve bu meselelerin yüzleşme olmadan kesinlikle çözülemeyeceğini, altını çizerek, defaaten söylemek istiyorum ve tekrar anıları önünde saygıyla eğiliyorum.

Sayın Başkan, Kocaeli Milletvekilimiz Ömer Faruk Gergerlioğlu'nun burada vekilliği düşürüldü bir haberi paylaştığı için, yayında olan bir haberi paylaştığı için.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Başkan.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - O zaman da, konunun tartışıldığı dönemde de defalarca ifade ettik "Bu, suç değildir, düşünce, ifade özgürlüğü kapsamındadır, milletvekilliği düşürülmemelidir..." Birçok şey söyledik ama maalesef vekillik düşürüldü, sonra yalan bir propagandayla hatta koridorlarda slogan atıldığı bile iddia edildi, kesinlikle asılsız ve yalandı, bunu biz gayet iyi biliyoruz, bunların belgelerini de açıkladık. Şimdi Anayasa Mahkemesi on iki gün önce bir karar verdi ve dedi ki: "Hem siyaset yapma hakkı hem de düşünce ve ifade özgürlüğü ihlal edilmiştir." Altı gün sonra karar yerel mahkemeye gitti ve altı gün önce -bugün yedinci gün- Gergerlioğlu vekilimizle ilgili iade-i muhakeme kararıyla birlikte tahliyesine karar verildi, kendisini karşıladık ve bu süre zarfında aradan on iki gün geçti, yerel mahkemeyi esas alacak olursak altı gün geçti ve aldığımız bilgiye göre hâlâ karar Meclis Başkanlığına intikal etmiş değil.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz efendim.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Benzer bir örnekte, Enis Berberoğlu'nda iki gün içinde gelmişti. Bu süre uzatımının görevi kötüye kullanma olduğunu, halk iradesinin gasbının devamı olduğunu önemle ifade etmek istiyorum. Zaten üç ay haksız ve hukuksuz bir yere işkence yapılarak cezaevine götürüldü, tutuldu, şimdi de vekilliğinin bir an önce iadesi artık bir yargı kararı gereğiyken bu süreler niye uzuyor, bunu anlamak mümkün değil. Yani bu konuda iktidar grubu sözcülerinin özellikle bunu takip etmesini, Başkanlık Divanımızın da bu konuda hassasiyet göstermesini önemle rica ediyorum.

Ayrıca şunu da eklemek istiyorum: UYAP diye bir sistem var, Ulusal Yargı Ağı Projesi, karar anında işler ve karşı tarafta aynı anda görünür. Yani altı günde Kocaeli'den buraya bir karar gelmemesini kesinlikle iyi niyetli değerlendirmiyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz efendim.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Yani Ömer Faruk Gergerlioğlu'nun kararı, tezkeresi bir an önce okunup vekilliği iade edilmelidir.

Maden işçilerinin vefatı hepimizin yüreğini dağladı, hakikaten bir trafik kazasında BAĞIMSIZ MADEN İŞÇİLERİ Sendikası Genel Başkanı Tahir Çetin ve tazminat mağduru madenci Ali Faik İnter Ankara'ya gelirken... Aslında trafik kazası değil, bu bir iş cinayetiydi çünkü iktidar sözcüleri ve özellikle İçişleri Bakanı Soylu kendilerine söz vermişti bu sorunun çözüleceğine dair. Bugün, Soylu sözünü tutmuş olsaydı belki bu 2 işçi aramızda yaşıyor olacaktı. İktidar sözcüleri gasbedilen haklara dair "Kamu kaynaklarını kullanarak gerekirse ödeyeceğiz." dediler ama maalesef ödenmedi, işçiler de her seferinde "Köle değiliz ve haklarımızı istiyoruz." dedikleri için polis zoruyla, şiddetle karşı karşıya kaldılar. Bilahare iktidar sözcüleri "Bana ne, bize mi çalıştınız?" şeklinde çok...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Başkan.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - İktidar sözcüleri bu talepleri görmezden geldi.

Evet, bu Tahir Çetin ve Ali Faik İnter, bize hakikaten, sabırla, cesaretle örgütlenmeyi, mücadele etmeyi ve direnmeyi miras olarak bıraktılar ve maalesef paylarına yine ölüm düştü. Tüm sevenlerine, ailelerine, yakınlarına başsağlığı dileklerimizi tekrar iletmek istiyorum ve mücadelelerinin takipçisi olacağımızı, maden işçilerinin yanında olacağımızı da ifade etmek isterim.

Şimdi, benzer bir durum da Hey Tekstil işçileri için söz konusu. Hey Tekstilden haklarını alamayan 420 işçi var. Firma başka adlar altında yeni işletmeler kuruyor ve işine devam eden işçilerin haklarını ödemiyor. Bu durumda daha fazla yoksulluk ve sömürü maalesef yaşam buluyor. Bir çağrımız da 2012 yılından beri haklarını alamayan Hey Tekstil emekçileri için. Onlar hepimiz için çalışıyor, emek sarf ediyor. Onların haklarının ödenmesi gerektiğini ve haklarının ödenmesinin anayasal bir hak olduğunu önemle ifade etmek istiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz efendim.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Mehmet Emin Özkan... Sayın Başkan, burada kaç defa söyledim hatırlamıyorum, sayısız defa söyledim. En son dün Adli Tıp Kurumu bir rapor verdi. Tahmin edelim raporda ne demiş: "Cezaevinde kalabilir." raporu vermiş. Elimde Adli Tıp Kurumunun bütün üyelerinin listesi var. Ben burada şunu söyleyeyim; Adli Tıp Kurumunun raporunda diyor ki: Mehmet Emin Özkan bütün sorulara "Bilmiyorum." diye cevap vermiş; 83 yaşında. Adli Tıp Kurumu Mehmet Emin Özkan'ın Kürtçe dışında bir dili bilmediğini bile tespit etmemiş, edememiş, yazma gereği bile duymamış. Hiçbir soruyu anlamadan "Bilmiyorum." demiş. Şimdi, diğer yandan, bu Mehmet Emin Özkan'ın neymiş hastalığı?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz efendim.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Mehmet Emin Özkan 5 defa kalp krizi geçirmiş, 4 defa anjiyo olmuş, zehirli guatrı var, kemik erimesi var, aşırı kilo kaybı var, böbrekleri sorunlu, görme ve duyma kaybı var. 1 Haziranda ziyaret ettiğimde bir bölümünü ben kendim tespit ettim; duyamadığını, görmekte sıkıntı çektiğini. Şimdi, bu insanın, hiçbir soruya cevap veremeden, ana dilinde kendisiyle muhatap olunmadan hem de mahkeme dosyasında tercüman vasıtasıyla ifade verdiği ortadayken Adli Tıp Kurumu üyeleri bu raporları neye dayanarak veriyor? Kendileri doktor mu, cellat mı? Nedir yani? Bunlar doktor olamaz. "Hipokrat yemini" diye bir yemin vardır. Onlar mahkeme yerine geçemezler. Burada bir sürü titrleri var, yok efendim profesör, yok bilmem ne yani isimlerini açıklamayacağım ama ben doğrudan ATK'ye sesleniyorum: Siz, yüzde 90 oranında iş göremez durumda olan 83 yaşındaki bir hastaya hangi tıp bilginizle "Cezaevinde kalabilir." raporu veriyorsunuz?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz efendim.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Herhâlde öldükten sonra "Cenazesini cezaevinden çıkarabilirsiniz." diyecekler. Adli Tıp Kurumu sadece görevini kötüye kullanmıyor, suç işliyor; bırakalım yeminlerinin gereğini yerine getirmeyi, hakikaten ifade edemeyeceğimiz kadar çok büyük bir suç pratiği içinde. Taammüden Mehmet Emin Özkan'ın ölümüne gidecek raporu imzalamışlar, üstelik hiçbir şey anlamadan. Bunu bir kez daha ifade edeyim.

Sayın Başkan, uzattım, farkındayım. İzin verirseniz, bir iki konu var önemli: Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri protestolara katıldılar diye şimdi ciddi bir baskıyla karşı karşıyalar ve yurt dışında kazandıkları lisansüstü eğitimlerine devam edememe durumları var. Neden? Çünkü haklarında adli kontrol kararı ve yurt dışı yasağı var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayalım efendim.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Yani Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri demokratik haklarını kullandıkları için şimdi öğretim hakları, eğitim hakları engelleniyor, bursları kesildi ve yurt dışındaki üniversitelerden burs kazandıkları hâlde şu anda Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri gidememe durumuyla karşı karşıyalar.

Bir de yeni bir haber düştü: Bunun dışında, ayrıca, ön lisans eğitimini uzatan Boğaziçili öğrenciler artık yurtlarda da kalamayacaklar, ilişiğini kesmişler. Yani bu iktidar diyor ki: "Bana muhalifsen ben kötülükte sınır tanımıyorum, hukuk da tanımıyorum. Her türlü kötülüğü, zulmü ve hukuksuzluğu uygularım." Ama buradaki hukuksuzluk kayyum atanmasıdır, ona tepki verilmesi değil.

Son söyleyeceklerim din âlimlerine ilişkin.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz efendim.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Geçen hafta 9 din insanı; mele, hoca ve seyda tutuklandı. Neden mi? Kürtçe namaz kıldırdıkları için ve duaları Kürt dilinde yaptıkları için. 2015'te Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanının Kürtçe yazılan Kur'an-ı Kerim'le seçim propagandası yaptığını sadece not olarak ifade etmek istiyorum.

Her dilde ibadet yapmak yasak ama Kürt dilinde ibadet yapmak tutuklanma gerekçesi olmuş ve bu insanlar dinle alay etmemiş, "Bakara makara." da dememiş; dini kendi inançlarının gereği olarak nasıl yaşamak istiyorlarsa öyle yaşamışlar. Sarayın, iktidarın dayattığı din anlayışıyla ibadet etmek zorunda değillerdir. DİAYDER Başkanının da aralarında bulunduğu -Ekrem Baran'ın- bu din insanlarının çoğunun 83 yaşının üstünde olduğunu da ifade ederek bu zulme son verilmesi çağrısını yapıyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz efendim.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Son cümlem de şu olsun: Diyarbakır'da Kürtçe bir hitap yapılıyordu; aynı dakikalarda, saatlerde İstanbul'da din insanları Kürtçe ibadet yaptıkları için tutuklandılar. Bunu da halkımızın, kamuoyunun takdirine sunuyorum.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.