| Konu: | 23 Haziran İstanbul zaferinin yıl dönümünde 100 milletvekilinin İstanbul sokaklarında halkla bütünleştiğine, 24 Haziran 2018 seçimlerinin yıl dönümüne, Validebağ Korusu'na yapılacak rehabilitasyon projesine, İYİ Parti Grup Başkan Vekili Lütfü Türkkan'a muhalif olmanın bedelinin ödetilmeye çalışıldığına, İsmail Hakkı Tonguç'un ölüm yıl dönümüne, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığında ek ders karşılığı çalışan personelin sorununa, kayyum Rektör Metin Bulu'yu protesto eden Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin burslarının kesilmesine, Çankırı'da Toplum Yararına Programda çalışan işçilerin kadro sorununa ve Mehmet Emin Özkan'la ilgili Cumhurbaşkanının inisiyatif kullanması gerektiğine ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 96 |
| Tarih: | 24.06.2021 |
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, dün 23 Haziran İstanbul zaferinin yıl dönümüydü. Arkadaşlarımız, 100 arkadaşımız İstanbul sokaklarında, İstanbul'a verdikleri sözün, taahhüdün yerine geliyor olmasının öz güveniyle dolaştılar, halkla bütünleştiler ve ayrı ayrı yaptıkları sosyal medya paylaşımlarından bu iddiamızın ne kadar güçlü bir iddia olduğu da ortaya çıktı.
Bugün, 24 Haziran, maalesef 16 Nisan rejime kasteden Anayasa değişikliğiyle, o sırada, OHAL'de yapılmış referandumla, ardından OHAL'den vazgeçmeden seçime kadar OHAL'i uzatıp, OHAL'in verdiği yetkilerle yapılan 24 Haziran seçiminin tam 3'üncü yılındayız. "Yetkiyi verin, faizle, enflasyonla, kurla nasıl mücadele edilir göreceksiniz." denilmesinden ve yetkinin Tayyip Erdoğan'a verilmesinin üzerinden tam üç yıl geçti. Yurttaşlarımız daha yoksul, Türk lirası daha değersiz, faiz daha yüksek, enflasyon daha yüksek, işsizlik daha yüksek, diplomatik açıdan ülkemiz daha yalnız; hukuk açısından, adalete güven açısından, demokrasi açısından ülkemiz daha geriye gitti. Birkaç örnek verecek olursak, millî gelirimiz 142 milyar dolar düştü, Merkez Bankasının net rezervi 95 milyar dolar düştü, faizler yüzde 8'den 19'a çıktı, geniş tabanlı işsizlik 5 milyondan 9 milyona çıktı, 2 milyon yeni yoksul yaratıldı. Demek ki hukukun olmadığı, kuvvetler ayrılığının olmadığı ve bütün yetkilerin bir yerde toplandığı rejimlerin başına ne geliyorsa Türkiye'nin de başına o geldi; daha fakiriz, daha yalnızız, daha mutsuzuz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun Sayın Özel.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bu saray rejiminden kurtulacağımız; güçlendirilmiş, demokratik parlamenter sistemle Türkiye'nin yeni bir çıkışı yakalayacağı; gençlerin hayallerini yurt dışında değil, tüm dünya gençlerinin hayallerini Anadolu'da, Trakya'da kuracakları; hepimizin varlıklarının arttığı, huzurumuzun olduğu; bir Türkiye'yi ilk seçimden sonra Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak müjdeliyoruz.
Sayın Başkan, Validebağ Korusu uzun yıllardır Adalet ve Kalkınma Partisinin, Üsküdar Belediyesinin, sonra Çevre Bakanlığının üzerinde durduğu, "Rehabilitasyon projesi yapacağız." dediği, ancak beton vadettiği, kilit taşı vadettiği, kablo kanalı vadettiği, beton aydınlatma direkleri vadettiği bir çalışma. 29 bin metrekare inşaat alanı öngörülüyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun Sayın Özel.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Mimarlar Odası yaptığı çalışma, yayınladığı raporla Validebağ Korusu'nun yüzde 40'ının tahrip edileceğini söylüyor. Bu rant projesine karşı Validebağ Korusu İnisiyatifi'nin, orada direnenlerin, ağaca, çevreye saygı içinde bu mücadelenin arkasında duranların, yanında olduğumuzu ifade etmek istiyorum.
Sayın Başkan, geçtiğimiz günlerde, mevkidaşımız, değerli büyüğümüz Lütfü Türkkan, kendisini çok üzen gelişmelere muhatap oluyor. Ahırların, çiftliklerin olduğu, hayvanlara baktıkları bir araziyle ilgili yapılan bir çalışma var. Burada, Mecliste de bir iktidar milletvekili bunu dile getirmişti. Bugüne kadar hiç şöyle bir şey duymadık.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - İktidar partisinden bir milletvekilinin, bir siyasetçinin tarlasındaki bir ahıra, bir çiftliğe, yapmış olduğu bir yere karşı bunun üzerine giden, jandarmayla giden, yıkmaya giden... Böyle bir şey duymadık. Lütfü Bey'e, muhalif olmanın, net ve sert bir muhalefet yapmanın, saraya uygun bir dil kurmamanın, iktidarı rahatsız etmenin bedeli ödettirilmeye çalışılıyor. Bir kez, ona yapılanı kendimize yapılmış sayıyoruz ama o sırada, bu yıkım ekipleri gittiğinde orada nahoş bir olay oldu ve Mustafa Uslu adlı bir İHA çalışanı, bir basın emekçisi darbedildi. Olayı öğrendiği dakikalarda tesadüfen Lütfü Türkkan'la karşılaştık; "Ağabey, nedir?" dedim, "Çok üzgünüm, elim ayağıma dolaştı." dedi; "Ne yapıyorsun?" dedim, "Vallahi, ilk iş, Mustafa Uslu'nun babasına ulaştık, üzüntülerimi bildirdim." dedi. Sonra bir özür mesajı gördük, siyasetçilere de yakışan budur.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun Sayın Özel.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Ama bugün -biraz önce sayın mevkidaşımın ifade ettiği gibi- Fahrettin Altun Mustafa Uslu'yu ziyaret etmiş ve "Kaçak bir yapı yıkılıyor, bilinen bir kişinin yapısı yıkılıyor. Dünyanın neresinde olursa olsun bu bir haber, bunu sizin haber yapmanızdan daha doğal bir şey olamaz." diyor. Şimdi, hadsizliklerine İYİ Parti Grup Başkan Vekili Sayın Dervişoğlu ne dediyse aynen iştirakle beraber bir de işin şu tarafı var ya, diyor ki: "Bilinen bir kişinin yapısı yıkılıyor."
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Ey pergolacı Fahrettin, sen çivi çakmanın yasak olduğu Boğaziçi Öngörünüm Bölgesi'nde vakıfların arazisine el atarak gittin oraya pergola yaptın, beton yaptın, mangallık yaptın, rüzgâr kesecek istinaf duvarı yaptın; bunun yıkımı için gelindiğinde oraya giden, onu haberleştiren 4 gazeteciyi şimdi Terörle Mücadele Kanunu'ndan yargılatıyorsun; Hazal Ocak, Vedat Arık, Olcay Büyüktaş, İpek Özbey. Yetmedi, 250 bin liralık tazminat davası açtın; yetmedi, Cumhuriyet gazetesine otuz beş gün ilan kesme; yetmedi, İstanbul İl Başkanımıza, Üsküdar İlçe Başkanımıza davalar... Çivi çakmanın yasak olduğu yere inşaatı yapmış, bak ne diyor? "Bilinen bir kişinin yapısı yıkılıyorsa dünyanın neresinde olursa olsun haberdir, tabii gidecek." İHA "drone" uçuruyordu orada arazinin üstünde, oysaki fotoğrafın çekildiğini bile kanıtlayamadılar ama gitti gazeteciler, baktılar ve yaptıkları haberden dolayı yargılanıyorlar. Pergolacı Fahrettin, şımarık Fahrettin, atanmış hadsiz tutmuş Lütfü Türkkan'a laf ediyor; el âleme verir talkını, kendi yutar salkımı! Kınıyoruz. (CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
VELİ AĞBABA (Malatya) - Trol başı, trol; sadece pergolacı olsa, bir de trollerin başı.
BAŞKAN - Toparlayalım Sayın Özel.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Toparlıyorum efendim müsaadenizle.
Sayın Başkanım, tam dediğiniz oldu, aslında bir basın toplantısıyla uzun uzun söyleyeceğimiz şeyler ama burayla ilgili de küçük hatırlatmalar var. Anadolu aydınlanmasının en ilerici uygulamalarından köy enstitülerinin kurucularından İsmail Hakkı Tonguç'u ölüm yıl dönümünde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak saygıyla anıyoruz.
Ek ders karşılığı çalışan personelin sorununu Aile Bakanlığında defalarca dile getirdik. Bu ayın sonunda maaşları artık -başka bir ayarlama imkânı da yok- asgari ücretin altına düşüyor. "Ek dersli" adı altında sosyolog, sosyal çalışmacı, psikolog, hemşire, fizyoterapist çalıştırılıyor, emekleri sömürülüyor, eşit işe eşit ücret yok, güvence yok; bu konuda artık bir düzenleme yapılması şart.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun Sayın Özel.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Kayyum rektör Melih Bulu'yu protesto eden öğrencilerin burslarını kesiyorlar. Üniversite özgürlük ortamıdır, üniversite, özgürce düşündüğünü özgürce söyleme, demokratik protesto hakkını kullanmayı da öğrenme ve kullanma yeridir. Veriliyorsa ihtiyaç duyan ailelerin çocuklarının bursları bunlar. Aşından ederek terbiye etmeye çalışıyorlar kendilerince. "İtiraz etme, ses çıkarma, bursunu keseriz; yoksul ailen de bakamaz perişan olursun." diyorlar. Bunu kabul etmiyoruz. Dün kürsüden söz verdi vekilimiz, ilk bursu verecek. CHP Grubu olarak harekete geçiyorduk, İstanbul Büyükşehir Belediyesi bu bursları karşıladığını söyledi. Yoksul ailelerin ve düşünce özgürlüğünü savunan herkesin dikkatine sunuyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun Sayın Özel.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bir tarafta itiraz edenlerin aşıyla, ekmeğiyle oynayanlar, bir tarafta da onlara sahip çıkan CHP'li milletvekili abileri, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin değerli Başkanı tutumlarını ortaya koydular.
Son olarak Sayın Başkan... Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu duyarsa belki çözer, geçen sefer Gaziantep'te benzer sorun vardı, bu sefer Çankırı'da. Milletvekilleri ve il başkanının kendilerini aldattığını söyleyen 65 vatandaş var. "30 Kasım 2019'da sözleşmemiz bitecekti, biz onların kanalıyla işe girdik, 'Uzatılacak, merak etme.' dediler, işsiz kaldık. Sonra 'Toplum Yararına Program (TYP) kapsamında kadro gelecek.' dediler, kadroları başkalarına verdiler -üçümüz hariç- açıkta kaldık. Bizler 2 vekilin 2'sini de AKP'ye verdik ama mağdur edildik. Urfalı kardeşlerimiz Urfa otobanını kapattıkları için kadro aldılar, bizi de Çankırı olarak böyle bir eyleme mi itiyorsunuz." diye soruyorlar, bunu hatırlatıyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Son olarak da... Aylardır dinlediğim bir şey var Sayın Başkanım burada. Sayın Meral Danış Beştaş, Mehmet Emin Özkan hakkında bilgi veriyor, "83 yaşında, 25 yıldır hapiste." diyor. Bütün sağlık sorunlarını anlattı. "Vedalaşma hakkı" diye bir şey söylüyor, hakikaten ürpertici bir şey. Bir de yeniden yargılanıyormuş, delil durumu değişmiş, suçsuzluğu ortaya çıkıyor. Ben, Sayın Veli Ağbaba ve Nurettin Demir'le birlikte hasta, tutuklu ve hükümlülerle ilgili raporu yıllar önce yazmış, Türkiye'nin gündemine getirmiş bir komisyonun üyesi olarak da artık bu yaşta, bu hastalıkta ölümün eşiğinde birisiyle devletin uğraşmaması, bu konuda Cumhurbaşkanının gerekli inisiyatifi kullanması gerektiğini düşünüyorum.
Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım. (CHP sıralarından alkışlar)