GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: İntiharlara ilişkin gündem dışı konuşması
Yasama Yılı:4
Birleşim:86
Tarih:01.06.2021

GAMZE AKKUŞ İLGEZDİ (İstanbul) - Sayın Başkan, Türkiye'nin kanayan yarası intiharlar üzerine söz aldım. Gazi Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli vekiller, ne yazık ki yakın tarihimizin en karanlık kavşağındayız. Son günlerde ortaya saçılan çete-mafya-siyaset ilişkileri bütün çarpıklığıyla önümüzde duruyor. Diğer yandan, on dokuz yıldır uygulanan ekonomi, eğitim, istihdam politikalarının acı sonuçlarını yaşıyoruz. Salgınla derinleşen ekonomik krizin getirdiği sorunları göğüslemeye çalışan yurttaşlarımız hayatta kalma mücadelesiyle baş başa bırakıldı. Ülke, demokrasiden, hak ve adalet temelli toplumsal sözleşmeden uzaklaştıkça, mücadele gücü kalmayıp gelecekten umudunu kesenler hayattan vazgeçme yolunu seçiyorlar ne yazık ki. İnsanlar tünelin ucunda ışık görmüyor. Başvurduğu sayısız iş kapısı yüzünden hayatından vazgeçen gencimiz, ayrıca siftahsız kepenk kapatan esnafımız, elindeki son varlıkları sattığı hâlde borcunu ödeyemeyen çiftçimiz, aldığı üç kuruşla evine ekmek götüremeyen vatandaşımız canına kıyıyor. Son yıllarda, ülkemizdeki intiharların kaygı verici biçimde arttığını görüyoruz. Sadece mayıs ayının ilk yarısında 45'ten fazla ölüm gerçekleşti. İnsanlar her gün intihar ederken biz bunu duymuyor, konuşmuyoruz bile. Ne acı ki üç satırlık haberler içinde kaybolup gidiyor yüzleri. Bu kayboluş öylesine bir gidiş değil; bir söz söyleyerek yani ölümü cümleye çevirerek gidiyorlar çünkü insanın elinde hiçbir şey kalmadığında, beden tek direnme ve söz söyleme aracına dönüşüyor ne yazık ki. Aslında, bu dünyadan haklarını alamayacaklarını fark ettiklerinde yaşamlarına son vererek varlıklarını haykırıyorlar. Samsun'da Metin işsizdi, eline "iş, aş" yazdı intihar etti. Çorum'da Bektaş esnaftı, geçim derdine düştü, alacaklarını alamadı, kendini yaktı. Abdullah Çanakkale'de kendini vurdu "Borcum olanlar hakkını helal etsin, param olsa öder öyle giderdim." dedi. Hatay'da Adem, "Çocuklarım aç." dedi, bedenini ateşe verdi. Duran İstanbul'da müzisyendi, pandemi nedeniyle on aydır işsizdi, dayanacak takati kalmadı, kendini astı. Hatırlatmak isterim ki Anayasa'nın 17'nci maddesi "Yaşama hakkı bütün hakların temelidir." der ama bugün bir avuç rantiyeciyi ihya etmek adına, itibardan tasarruf etmediğiniz için intihar örnekleri böylece artarak çoğalıyor.

Bakın, bahsettiğim bir yazar kasa atma olayı değil ya da Meclisin önüne domates dökme eylemi de değil arkadaşlar. İntiharlar, insanların canlarını hiçe sayarak "Yeter artık." deyip ölümü seçtikleri noktalara geldi, intiharları normalleştiriyoruz. Bakın, devriiktidarınızda bizim bildiğimiz en az 53 bin kişi intihar etti, ölenlerin sonu gelmiyor. Geldiğimiz noktada, insanların geleceğe umutla, güvenle bakmasının önünü kapattınız. Siyanürün ne olduğunu bilmiyordu insanlarımız, siyanür tedarik etmeyi öğrettiniz onlara. Siyanürle intiharın önüne geçmek için sosyal politikalar üretmek yerine siyanür satışını yasakladınız. Ürettiğiniz nefret diliyle, yarattığınız ayrımcılıkla insanı insana yabancılaştırdınız, dayanışma duygusunu yok edip insanları yalnızlaştırdınız, ölümü kutsayan bir anlayışla toplumun neşesini çaldınız. Üretmeden tüketen bir toplum yaratırken sanatı, bilimi, felsefeyi yani insana ait yaşama anlam katan her şeyi yok ettiniz.

Şimdi bu tablonun en acı yanına geleceğim. Ülkemizde on dokuz yılda gerçekleşen intiharların yüzde 3'ü 15 yaşından küçükler, bu çocukların yüzde 53'ü de kız çocuğu; çaresiz bırakılan, devletin himaye etmediği, reddettiği, kaderine terk ettiği 15 yaşından küçük 777 kız çocuğu ölüme yürüdü. Neden? Bir çocuk henüz 15 yaşındayken, ulaşmamışken hatta neden intihar eder, neden hayattan vazgeçer? Çünkü istismar yaygınlaşıyor, çünkü hane içi şiddet meşrulaşıyor, çünkü erken yaşta evliliğe zorlanmalar artıyor; kendine biçilen yaşamı reddedecek desteği bulamayan yavrularımız ölümü seçiyor.

"Erken yaşta zorla evlilikler" demişken, daha geçtiğimiz hafta yüce Meclis çok büyük bir skandala tanık oldu. Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Başkanı, bu çatı altında çocuk evliliklerini savundu. Bu bürokrat, Gazi Meclisimizin çatısı altında Anayasa ve yasalara karşı bayrak açtı aleni olarak ve siz seyrettiniz. Tablo bu kadar karanlıkken kadınların ve çocukların sistematik biçimde hedef gösterilmesi geleceğe ihanettir, buna izin vermeyeceğiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi.

GAMZE AKKUŞ İLGEZDİ (Devamla) - Çok açık söylüyorum: Evrensel insan haklarını eğip bükerek kendi dünya görüşünüzü bize ve çocuklarımıza dayatamazsınız.

Değerli vekiller, artık yolun sonuna geldik. İster toplumsal ve ekonomik zorluklarla ilişkili ister bunlardan bağımsız olsun, intiharlar halk sağlığı sorunudur. Sorunun temelinde iktidarın yanlış politikaları vardır. Bu karanlığı aşabilmenin tek yolu sosyal bir hukuk devleti inşa etmektir, kadın ve çocuk haklarını gözeten kanunları derhâl yaşama geçirmek, İstanbul Sözleşmesi'ni uygulamaktır, insanlarımızı ve çocuklarımızı piyasa ekonomisinin acımasız çarklarından çekip çıkarmaktır.

Son olarak, kulakları sağır olmayan yüreklere sesleniyor, bu karanlığın içinden çıkmak için herkesi geleceğimize sahip çıkmaya çağırıyorum.

Yüce Divanı saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)