| Konu: | İbrahim Kaypakkaya'nın 48'inci ölüm yıl dönümüne, 17-31 Mayıs Uluslararası Kayıplar Haftası'na, Kobani davasına, esnafın sorunlarına, Siirt'in Şirvan ilçesindeki bekçi şiddetine ve Diyarbakır Kulp'ta devam eden operasyona ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 81 |
| Tarih: | 18.05.2021 |
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Bugün İbrahim Kaypakkaya'nın işkencede öldürülmesinin 48'inci yıl dönümü. Evet, Kaypakkaya 18 Mayıs 1973'te Diyarbakır'da sorgu sırasında işkenceyle katledildi. Sosyalist hareketin en önemli önderlerinden biri olarak bilinir Kaypakkaya ve hatta tarihe "Ser verip sır vermeyen önder." olarak geçmiştir. Bu vesileyle, ben, Kaypakkaya'nın anısı önünde saygıyla eğildiğimi ifade etmek istiyorum. (HDP sıralarından alkışlar) Ve İbrahim Kaypakkaya'nın sosyalist hareketin teorik hattına yaptığı katkının yanında, mütevazı ve gerçekten devrimci kişiliğiyle gelecek kuşaklara örnek olmaya devam ettiğini de paylaşmak istiyorum. Bize bıraktığı Kürt ve Türk halklarının ortak mücadele mirası yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor. Tekrar saygıyla anıyorum.
Sayın Başkan, Kayıplar Haftası'na girdik. 21-27 Mayıs haftası Uluslararası Kayıplar Haftası. Türkiye'de de İnsan Hakları Derneği 1995 yılından bu yana 17-31 Mayıs tarihleri arasındaki dönemi Kayıplar Haftası olarak anıyor ve maalesef, Türkiye zorla kaybettirilenlerin coğrafyası, zorla kaybedilenlerin coğrafyası. Her hafta Cumartesi Anneleri kayıplarını aramaya devam ediyor. İHD'nin Kayıp Komisyonunun yaptığı açıklamaya göre, rapora göre 1990'lardan günümüze gözaltına alındıktan sonra kaybolan insan sayısının 940'tan fazla olduğu ifade ediliyor. Yine, tespit edilen 253 toplu mezarda ise 4 binden fazla kişinin defnedildiği, gömülü olduğu ifade ediliyor. Göz göre göre insanlar kaçırılıyor, kaybediliyor ve failler de maalesef bugüne kadar...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun Sayın Beştaş.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Sayın Başkan, "zorla kaybetme" Türk Ceza Kanunu'nda bir suç olarak düzenlenmelidir, açıkça söylüyoruz. Bunun dışında, Türkiye'nin Birleşmiş Milletler Kayıplar Sözleşmesi'ni bir an önce imzalaması aynı zamanda sorumluluğu gereğidir. Biz çağrımızı ve kayıp yakınlarıyla dayanışmamızı bu vesileyle yapmak istiyoruz. Kayıp annelerini ve Cumartesi Annelerini selamlayarak bu fiilin cezasız kalmaması gerektiğini buradan da ifade etmek istiyorum.
Evet, bugün Kobani kumpas davası 2'nci duruşmayla devam ediyor. Bu bir kumpas ve intikam davasıdır dedik, evet, bu dava aynen bu yöntemle devam ediyor. Bugün de basın mensupları içeri alınmıyor. İlk duruşmada dokuz saat boyunca sadece mahkeme başkanının konuştuğu skandal bir duruşma yapıldı. Bugün ne yapılıyor?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurunuz efendim.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Aynı teatral sahne devam ettiriliyor. Bu utanç davası ileride tabii ki çok konuşulacak.
Öncelikle şunu söyleyeyim: Bu davada yargılayanlar mahkeme ya da yargı değil; bu yargılamanın, bu davanın savcısı da yargıcı da bütün çalışanları da AKP ve ortağıdır. Bunu biz değil, kendileri zaten artık gizlemeden bütün dünyaya ilan ediyorlar. Evet, cübbeli yargıç ve savcılar önde görünüyor olabilirler ama perde arkasında bile değil, hemen yanlarında bu işin sahibi olduğunu, siyasi olarak bu davayı açtıklarını ikrar eden ve bunu ilan eden bir iktidar bloku var karşımızda. Evet, şu anda önceki dönem Eş Genel Başkanlarımız Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ yargılanmıyor, yargılıyor. Lütfen buradaki milletvekilleri o savunmaları bir okusun.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurunuz efendim.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - O savunmaları okuyup birazcık ufukları açılsın; konuşma nasıl yapılır, yargılama nasıl yapılır, kendileri de öğrenmiş olur. Her ne kadar, iktidar blokundan Süleyman Soylu, Fahrettin Altun daha duruşma başlamadan "tweet"ler atarak yargıya açıkça parmak salladılarsa da bu onların yargıladığı anlamına gelmiyor; tam tersine, "Biz güçsüzüz, aciziz, çaresiziz ve biz bir siyasi parti olarak sizi yenemiyoruz, sandığa gömemiyoruz. Biz sizi kullandığımız yargı eliyle sanık sandalyesine oturtuyoruz." diyorlar. Bugün de AKP'nin Genel Başkan Yardımcısı Leyla Şahin Usta gitmiş duruşmayı izlemiş; bir heyet almış yanına, cübbeli bir heyet, herhâlde avukatlar ve neymiş efendim; sanıklar, suç işleyenler cezasını çekecekmiş. Hadi ya! Bence de çekecekler ama biz değil, onlar sanık olacak.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurunuz efendim.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Kesinlikle bu dava da bu yargılama da bitecek bir yargılama değil çünkü oradaki fiillerde HDP hem maktul hem sanık olamaz. Öldürülen HDP'li, öldürmeyle suçlanan, azmettiricilikle suçlanan yine HDP. Bu Kobani kumpas davası emin olun bu iktidar blokunun da sonunu getirecek ve bu kumpaslarla HDP'yi bitiremeyeceklerini öğrenecekler. HDP etrafında sadece kenetlenmeyi büyütüyorlar, halkın, seçmenlerimizin tepkisini büyütüyorlar. Ve emin olsunlar, onların suçunu büyütüyorlar, kendi işledikleri suçlar üzerine yeni suçlar ekliyorlar. Ben buradan şu anda rehin olarak tutulan bütün arkadaşlarımı selamlıyorum. Onlarla gurur duyuyoruz, iyi ki varlar, iyi ki yargılıyorlar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Başkan.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Evet, Sayın Başkan, esnafların durumu da çok vahim gerçekten. Pandemi döneminin yönetilmediğini her fırsatta söylüyoruz, her kapanma bir felakete dönüşüyor ve vaka sayıları artıyor, virüs daha da çok bulaşıyor. Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Odası verilerine göre yılın ilk üç ayında 29 bin esnafın iş yeri ile 2.694 şirket kapanmış ve işsiz sayısı 9 milyonu aştı. Evet, son kapanmadaki sayılar yok ama intiharlardan esnafın ne kadar vahim durumda olduğunu gayet iyi biliyoruz. Biz her gün sahadayız, işçiyle, esnafla birlikteyiz. Esnaf isyan noktasında, son kapanma öncesinde biz güvencesiz kapanma olmaz dedik, kanun teklifi verdik, faaliyeti durdurulan ve kısıtlanan esnafa salgın süresince aylık 5 bin lira doğrudan gelir desteği verilmesini talep ettik ama dün Erdoğan, on yedi günlük kapanmada hiçbir güvence vermediği ve...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Başkan.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - ...iflasa sürüklediği esnafa müjde adı altında açlık sınırında hibe desteği açıkladı. Rakamlar gerçekten komik ama daha vahimi trajikomik. Bir defaya mahsus 5 bin lira ya da 3 bin lira, günlük 290 lira. Ya, ayıptır ya, dalga mı geçiyorlar? Bu 290 lira esnafa sadaka bile olamaz, esnaf sadaka istemiyor, destek istiyor. Kaynak çok, kaynak yok demesinler ama esnafa yok. Sadece en son alınan 3 Mercedes ile Katar'dan en son alınan uçağı satsanız 3 milyar TL kaynak çıkar. Çok mu zor bunu esnaf kardeşlerimize destek olarak vermek? Evet, onların rahatı bozulur tabii, o kadar. Helallik parayla istenmez, sadaka dağıtarak hiç istenmez.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayalım efendim.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Son olarak, Başkan, iki konu var, kısaca paylaşacağım.
Bekçi şiddeti; Siirt'in Şirvan ilçesinde fırında çalışan 2 kardeş bekçilerin ağır şiddetine maruz kaldı. Hâlbuki fırınlar bu dönem açık olacak ve bekçiler iktidardan aldıkları sınırsız güçle halka saldırmaya devam ediyor. Darbetmişler ve "Şikâyetçi olacağız." dendikten sonra da "Burası doğu, burayı başka yerlerle karıştırmayın, bizi şikâyet ederseniz sizi yatağınızdan alırız." Demişler. Bekçi şiddeti sadece Siirt'te değil, Batman'da polis ve bekçiler 15 yaşındaki çocukları yatırarak tekmelediler, Beşiktaş kutlamalarında da bekçi şiddetine maruz kaldı kutlayanlar yani genelgeyle suç ve suçluyu gizleme gayretine girdi İçişleri Bakanlığı; bu bekçilerin, polislerin işlediği şiddeti görünür kılmamak için bu genelgeyi yayınladı. Bu genelgenin adı bundan sonra İçişleri Bakanlığı genelgesi değil...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Başkan.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - ...İçişleri Bakanlığının genelgesi, suçu ve suçluyu gizleme genelgesidir. Bekçi şiddetini de cezasızlığı da bitirin ama bizler çekim yapmaktan vazgeçmeyeceğiz.
Kulp'ta beş gündür devam eden bir operasyon var, Yaylak Mahallesi kırsalına yönelik bir operasyon; giriş çıkış yasak, köylülerden haber alınamıyor, sivillerin can güvenliği yok, telefon şebekeleri çalışmıyor. 90'ları çok tartışıyor bu ara kamuoyu, malum hani zehirli yılanla torbaya girenler ortalıkta cirit atıyor ama 90'lar tamamlanıyor, tamamına erdiriliyor ve faili meçhullerin, zorla kaybetmelerin fitilini bu uygulamalar başlatmıştı. Biz, Lice'de yakılan ormanları, Kulp'ta yakılan ormanları, bu operasyonlar adı altında köylülerin işkence görmesini...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Bitiriyorum Başkanım.
BAŞKAN - Buyurunuz efendim.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - ...köylülerin dış hayatla ilişkilerinin kesilmesini kesinlikle çok tehlikeli, büyük suç ve kabul edilemez buluyoruz. Bir an önce o yolları açın, köylülere yakınları ulaşsın.
Doğaya, ormana, köylülere, zarar veren bu uygulamalar sizi sadece fail yapar. Hiçbir şeyi bu şekilde kapatamazsınız. Halka zarar vermek gibi, halkı bu şekilde işkenceye maruz bırakmak gibi hiç kimsenin görevi yoktur, -tırnak içinde- tersine, iktidarların da halkı koruma sorumluluğu vardır diyerek çok teşekkür ediyorum.