| Konu: | Hasta mahpuslara, eldeki aşıların çok az olduğuna ve Rize İkizdere'de yapılmaya çalışılan taş ocağına ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 79 |
| Tarih: | 28.04.2021 |
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Teşekkürler Sayın Başkan.
Şimdi, hasta mahpuslarla ilgili konuşarak başlamak istiyorum. Hakikaten çok ağır bir tablo devam ediyor. İnsan Hakları Derneğinin 1 Nisanda yayımladığı 2020 Yılı Hapishaneler Raporu'na göre Türkiye'de şu anda 604'ü ağır olmak üzere 1.605 hasta tutuklu bulunmakta ve 2020 yılında ilk bu raporun yayımladığı tarihe kadar 60 hükümlü ve tutuklu yaşamını yitirmiş, bu çok ciddi bir rakam. 18 mahpusun da intihar ettiği aynı raporda belirtiliyor. Daha geçen hafta Mersin Tarsus 3 No.lu T Tipi Kapalı Cezaevinde tutuklu bulunan 67 yaşındaki kanser hastası İsa Gültekin yaşamını yitirdi ve İsa Gültekin'le ilgili çok yönlü çalışmalar yaptık, başvurular yaptık ve maalesef yaşamını yitirdi.
Şimdi, İnsan Hakları Komisyonunda hasta tutsaklarla ilgili çok sayıda dilekçemiz var ve hiçbiri dikkate alınmıyor. Adli Tıp Kurumunun "cezaevinde kalamaz" raporuna rağmen savcılıklar keyfî bir şekilde bu hastaların içeride kalmasına sebebiyet veriyor, çünkü olumlu görüş belirtmiyor.
Diğer yandan, bu hasta tutsaklarla ilgili cezaevlerinde yaşanan hukuksuzluk ve şiddet de çok yaygın ve ciddi anlamda varlığını sürdürüyor. Zaten İmralı Cezaevinde yaşanan tecrit şu anda tüm cezaevlerine aslında yayılmış durumda ve 107 cezaevinde 2 binin üzerinde mahpus 153 gündür dönüşümlü açlık grevinde. Yani tecridin hiçbir hukuki, ahlaki, siyasi dayanağının olmadığını defalarca ifade ettik. Açlık grevcilerinin taleplerinden biri de hasta mahpusların bırakılması, diğeri tecridin sona ermesi ve cezaevlerindeki koşulların düzeltilmesidir. Yani düşünün Türkiye'de tutuklu ve hükümlüler sadece hukukun uygulanması için açlık grevine giriyorlar, yani aslında bu normal bir ülkede büyük bir demokrasi krizidir, bunun bir an önce çözülmesi gerektiğini ehemmiyetle söylemek istiyorum. Bütün hasta tutsakların serbest kalması hukuk, vicdan ve insanlık gereğidir.
Diğer bir mesele aşı meselesi Sayın Başkan. Hakikaten çok ciddi bir sorun olarak önümüzde duruyor. Sağlık Bakanı iki gün önce yaptığı açıklamada 28 milyon aşının ülkeye geldiğini, 20 milyon dozun yapıldığını ve elde 8 milyon dozun kaldığını açıkladı. Yani çok az aşı var, aşı bekleyenler çok fazla.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Normal koşullarda Sağlık Bakanını esas alacak olursak şu anda 100 milyondan fazla aşının elde olması gerekiyordu fakat yok maalesef. Sebep ne? Şimdi, bu koşullarda Çin'le yapılan anlaşmaya Çin'in uymadığını anlıyoruz. Neden? Yazılanlara göre, Uygurların iadesini öngören anlaşmanın Çin'e söz verildiği gibi onaylanmaması ve Mecliste bekletiliyor olması. Zaten aşı görüşmesini Çin ile Sağlık Bakanı değil Dışişleri Bakanı yapmıştı, yani dış politikadaki başarısızlık halk sağlığını ciddi bir şekilde tehdit eder noktaya geldi. Ücret karşılığında bile aşı bulmak mümkün değilken mevcut az sayıdaki aşıyı da Libya'daki ÖSO'culara gönderenlere soruyoruz: Kendi yurttaşlarımız aşı olamazken bu aşılar nereye gönderiliyor?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Şimdi, "Rusya'yla aşı anlaşması yapılıyor." deniyor. Rusya'yla ilgili en ufak bir gerilimde de aşı gelmeyecek. Yine, Türk Tabipleri Birliği "Savaş bir halk sağlığı sorunudur." derken işte tam da bunu kastediyordu, dünyada herkesle kavga edince aşı bulmanın da güçlüğü ortaya çıkıyor. Açıkçası, Allah insanı iddiasından vurur; onun için insanda, iktidarlarda ve partilerde duruşta biraz omurga olması lazım, biraz tutarlılık olması lazım. Şimdi, aksi hâlde biz hangi tarafa döneceğimizi şaşırırız tabii ki.
Sayın Başkan, İkizdere meselesi çok önemli. Dün de söylemeye çalıştık, bu ülkede yeşil kalmış tüm alanlara düşman kesilen iktidar şimdi de Cengiz Holdinge peşkeş çektiği Rize'nin İkizdere vadisinde taş ocağı yapmaya çalışıyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Beştaş, son kez buyurun.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - İkizdere sakinleri günlerdir bu talan, yağma ve gasba karşı direniyor. İkizdere'nin eşsiz doğasını açıkçası "işkence dere"ye çevirdiler, ülkenin her alanını betona, taşa boğdular. Bu iktidar ittifakı bir beton ittifakıdır, bir taş ittifakıdır. Köylüler, ağaçlar kesilmesin diye ağaçların tepesinde beklemeye başladılar. Direnişteki köylülerden biri bakın ne diyor: "Önceleri atalarımız vahşi hayvanlardan korunmak için ağaçların üzerinde yaşardı. Şimdi, biz, ağaçları korumak için ağaçların üzerine çıktık." Bu vicdansızlığa, bu talana son verin; köylülerin sesini ve taleplerini duyun, bu halk ve doğa düşmanlığına son verin diyoruz. Cengizinizi de, makinelerinizi de, elinizi de İkizdere'den derhâl çekin demek istiyorum ve İkizderelilerin yanındayız, onların doğayı savunması çok önemlidir diyorum.
Teşekkür ediyorum.