| Konu: | Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 65 |
| Tarih: | 30.03.2021 |
ERKAN AYDIN (Bursa) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
220 sıra sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu Teklifi üzerine şahsım adına söz almış bulunmaktayım, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Şimdi, kanun teklifinin geneli hakkında bütün gruplar konuşmalarını yaptı. Bu kanun teklifi ne getiriyor? Kamuoyunda halk arasında bilinen adıyla "fişleme" getiriyor. Defalarca Meclise geldi, 2 defa KHK'yle, 1 defa torba yasayla; 1 defa da torbaya girecekken Genel Kuruldan geri çekildi, bugün 5'inci defa da tekrar önümüzde. Komisyon olarak haziran ayında görüşüldü, ne hikmetse dokuz ay bekletildi, bugün tekrardan kanunlaşmak üzere önümüze geldi.
Şimdi, ne getiriyor peki bu kanun? Eğer ailenizde, akrabalarınızda herhangi bir suça bulaşmış, adli sicil kaydı olan birisi varsa -kanuna da bunu eklemişler "sıhri hısımlık" diye- siz devlet memuru olamıyorsunuz ya da devlete bağlı kurumlarda çalışamıyorsunuz. Sıhri hısımlık ne? Kan bağıyla değil, kanun yoluyla elde ettiğiniz akrabalık. Daha Türkçesi, kaynatanın ağabeyinin baldızında suç varsa "Kardeşim, sen devlet memuru olamazsın, seni buraya alamayız." Ama iktidardaysan kardeşin FETÖ'den hapiste dahi olsa bakanlık yapabilirsin. (CHP sıralarından alkışlar) Kardeşin darbe girişiminde bulunmuş, FETÖ'den hapisteyse Hollanda'da Büyükelçilik yapabilirsin, onda sıkıntı yok. (CHP sıralarından alkışlar) AKP'ye geldiği zaman "suçun şahsiliği", diğer herkese geldiğinde, Boğaziçinde eylem yapan öğrenciye geldiğinde "sakıncalısın", orada hakkını arayan annelere geldiğinde "sakıncalısın"; hakkını kim istiyorsa, AKP gibi kim düşünmüyorsa "Kusura bakma, senin yedi sülalende sakıncalılar var." Yani sakıncalı piyadesin. Otuz yıl önce söylenen AKP'nin işine gelirse iyi, gelmezse kötü. Bir de aslında benden önceki hatip de bunu ifade etti: "Ya, bizim arkadaşlarda da bu konuda çekincesi olanlar var." dedi. Ben onun ifade etmek istediğini daha net söyleyeyim mi?
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Söyle.
ERKAN AYDIN (Devamla) - "Ya, bu kanun çıkarsa yarın da biz iktidardan düşersek şu sıralarda kimse kalmayabilir, iltisak olabilir." dedi, Türkçesi bu. (CHP sıralarından alkışlar)
ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) - FETÖ'yle iltisaklılar, bulaşmayan yok FETÖ'ye.
ERKAN AYDIN (Devamla) - Neden? Çünkü hepimiz gayet iyi biliyoruz. Çünkü daha düne kadar kol kola yürüyordunuz, aynı menzile farklı yollardan gidiyordunuz. Bunu söyleyip de bugün bu kanunu geçirdikten sonra... Özgür Başkanımız ifade etti, biz gerçi bu antidemokratik yasayı uygulamada bırakmayacağız, gene bundan en çok siz yararlanacaksınız belki. Ama çıkıp kongreler yapıp, "Hedef 2023, 2053, yetmez 2071." deyip ta kırk bir yıl öncesi -1980- 1402 sayılı Kanun'a atıfta bulunarak -kusura bakmayın- öyle 2071'e falan gidemezsiniz, sadece ülkeyi 12 Eylül darbe döneminin yasalarıyla geri götürürsünüz. (CHP sıralarından alkışlar)
Mart ayı içerisinde odalarımıza bir kitapçık geldi "İnsan Hakları Eylem Planı" diye. AKP hazırlamış, getirdi, açıkladılar; şaşaalı bir törenle de basına duyurdular. Ne diyor? "Özgür Birey, Güçlü Toplum; Daha Demokratik Bir Türkiye." Arkadaşlar, aradan daha iki hafta geçmedi, şu yasayı getiriyorsunuz. Bu yasayla nasıl daha demokratik bir toplum olacak, nasıl özgür bir birey olacak? Kişinin kendi seçmediği akrabalarında bir suç olsa diyeceksiniz ki: "Sen asla devlet memuru olamazsın, devletle ilgili kurumlarda çalışamazsın." İkisi arasında iki hafta fark var; biri İnsan Hakları Eylem Planı, biri tamamen antidemokratik bir uygulama. Bunu gönderiyorsunuz, ardından parti kapatmaya savcılığa götürüyorsunuz; bunu gönderiyorsunuz, bir milletvekili bir "tweet"i RT yaptı diye dokunulmazlığını kaldırıp hapse atıyorsunuz. Arkadaşlar, biraz düşünün, bu ne perhiz bu ne lahana turşusu! (CHP sıralarından alkışlar) Bu kadar takiye olmaz, bu takiyeyle de ülke 2071'e falan gitmez, gitse gitse 1980'in darbe yasalarına gider. Buradan biz uyarıyoruz, defalarca uyardık, uyarmaya da devam edeceğiz.
Peki, bunu çıkardınız, sonuçları ne olur? Elbette, buradan çıkacak kanunların uygulamasıyla da 83 milyonun tümünü ilgilendiren, ülkemizi ilgilendiren birtakım sonuçları olacak. Ben size söyleyeyim, zaten ülkeyi yöneten tek adam ne demişti? "Ne yasa tanırım, ne Anayasa." Bununla da âdeta Anayasa'yı rafa kaldıracaksınız. Tek adam rejiminin, otokrasinin bir kez daha açıkça ilan edilişi olacak. Bir başka sonucu, biraz önce söyledim, ülke kırk bir yıl öncesinin yasalarına geri gidecek ve demokrasi alanında, bakın, İsviçre'deki Gothenburg Üniversitesinin gerçekleştirdiği bir araştırma var; yaklaşık 202 ülkeden toplam 30 milyonu aşkın veri üzerinden, 1789'dan beri, bugüne kadar yapılan bir demokrasi araştırması var. 3.500 uzman da her yıl bu verileri toparlıyor. Türkiye kaçıncı sizce? Bizim grup tahmin eder. Ben size söyleyeyim: 179 ülke içerisinde 149'uncu yani sondan 20'nci Demokrasi Endeksi'nde. Bu çıktıktan sonra ne olacak? Emin olun, sondan 10'a girecek, sondan ilk 10'a girecek, baştan ilk 10'a değil. Daha da kötüsü, ülkede ekonomik kriz. Bir günde dolar alıp gece yarısı kararnameleriyle pazartesi günü satıp cebine 850 milyon gibi bir parayı koyan bir gruptan bahsediyoruz, herkes görüyor. Yani ekonomi kötü. Ekonomiyi düzeltmek için çok ekonomi uzmanı olmaya gerek yok, güven lazım. Güven olacak ki yatırım gelecek. Bu yatırımın gelebilmesi için bu güveni yaratacak gençler lazım. Hani şu anda "Z kuşağı" dediğimiz, hani bizim büyüklerimizin küçükken "İcat yapma başına." dediği o icat yapacak gençlerin şu anda ülkede kalması lazım. Şu anda 25 bine yakın gencimiz -Z kuşağı- eğitim, lisans, ön lisans, master yapmak üzere Avrupa'da, 15 bine yakın gencimiz Amerika'da. Bunlar kim biliyor musunuz? Ülkeyi muasır medeniyetler seviyesine çıkaracak olan gençlerimiz. Siz bu kanunu çıkardığınızda "Senin tipini beğenmedim." "Saçını beğenmedim." "Görüşünü beğenmedim." "Twitter'daki paylaşımını beğenmedim." dediğinizde ne olacak? Bu gençler gidecekler, kendi ülkelerini ileri götürmek yerine başka memleketlerde başka buluşlar yapıp oraların ekonomisinin gelişmesinde katkıda bulunacaklar. Dolayısıyla, bu adımın, daha önce Anayasa Mahkemesi nasıl bu kanunu iptal ettiyse, kişisel verilerle ilgili hangi süreyle saklanacak, kim saklayacak, saklayanların kötü niyetle kullanıp kullanmayacağı gibi hususlar kanunda ifade edilmiş olsa dahi yarın Anayasa Mahkemesinden döneceğine eminiz. Ne gerek var? Zaten siz de ifade ettiniz, biz de bu konudan muzdaribiz. İktidar grubunun birçok milletvekili bu konuda hemfikir değil ki Komisyondan dokuz ay sonra Genel Kurula indi. Anayasa Mahkemesinin bunu iptal etmesini beklemeyin. Gelin, bu kanundaki o sıkıntılı maddeleri, hatta tümünü geri çekin; hep birlikte rahatlayalım. Ülkeye antidemokratik başka bir kanunu dikte etmeyelim diyorum.
Buradan söylediklerimiz umarım dikkate alınır, endişelerimiz, Komisyonda yaptığımız uyarılar dikkate alınır ve başka bir yanlışa sürüklenilmez diyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)