GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: (10/361, 405, 406, 407, 410) No.lu Tıbbi ve Aromatik Bitki Çeşitliliğinin Korunmasında, Bunların Üretiminde ve Pazarlanmasında Karşılaşılan Sorunlar ile Alınması Gereken Tedbirlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu Raporu Görüşmeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:50
Tarih:23.02.2021

CHP GRUBU ADINA OKAN GAYTANCIOĞLU (Edirne) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, Sayın Komisyon Başkanım; evet, güzel bir komisyon çalışması oldu. 26'ncı Dönemde başladık biz bu çalışmalara, 27'nci Dönemde... Neredeyse iki yıl geçti. Büyük bir emek var, çok toplandık, birçok gezi yapıldı; öncelikle teşekkür ediyorum. İnşallah kanun teklifi hâline gelir, kanunlaşır, o zaman da aynı heyecanı, aynı atraksiyonu güzel bir şekilde yaşarız ama sizden umutlu değilim çünkü siz bunu zor kanunlaştırırsınız. Neden? Türkiye'nin birçok sorununu çözecek. Siz sorun çözmüyorsunuz, yeni sorunlar yaratıyorsunuz.

Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak zaten bunları çok iyi bildiğimiz için iktidarımıza da hazırlıklıyız. Daha 2017 yılında Genel Başkanımızı Silivri'ye götürmüştük, orada bizim tıbbi ve aromatik bitkiler tarlamız var. Belediye bizdeydi, şimdi orada belediyeyi kaybettik ama nasılsa bir dahaki seçimlerde tekrar alacağız. Biz çok hazırlıklıyız. Neden? Dünyada 115 milyar dolarlık bir pazar var, Türkiye Cumhuriyeti'nin bu pazardan aldığı pay -az önce Servet ağabey söyledi- 600 milyon dolar yani almamız gereken payın çok çok azı. Hedef de 2,5 milyar dolar. Anadolu bir gen bankası, 12 bin tane bitki çeşitliliği var, 3.600 tanesi endemik. Yani bizde her şey var ama sizde politika yok, yönetemiyorsunuz. Bunları üretmeye başlarsak desteklemesi bile yok şu anda. Normal ürünlerin desteklemesi yok, tıbbi ve aromatik bitkilerin desteklemesi nasıl olacak?

Bakın, biz bu çalışmada zaten çok önemli olduğunu söylemiştik. Neden? Aile iş gücünü kullanarak üretim yapıyorsunuz. Küçük arazilerde, yani 1 dekarlık, 2 dekarlık bir arazide ciddi bir gelir var. Örnek veriyorum -sadece bir tane örnek vereceğim çünkü zamanı iyi kullanmak istiyorum- buğday tarımı yapıyorsunuz, dekardan bugünkü koşullarda 250-300 lira para kazanırsınız ama 1 dekar lavanta tarımı yaparsanız 3.500 lira para kazanırsınız yani 10 katı ama onu sanayi ürünü hâline getirmeniz lazım, kozmetik sektörüyle, kimya sektörüyle, ilaç sektörüyle iş birliği içerisine girmeniz lazım. Bu Komisyonda biz bunları söyledik, ileride kanunlaşırsa da söyleyeceğiz ama üniversite-sanayi iş birliği olmazsa olmaz. Yani, bu coğrafyada her şeyimiz var ama sizde politika olmadığı için bunu gerçekleştirmeniz zor. Biz gerçekleştiririz, bizim ciddi bir tarım politikamız var. Sizin tarım politikanız günübirlik yani bugün ne bitti? Buğday bitti, "Bize buğday gönder." Türkiye buğday ithalatçısı bir ülke oldu, yağ ithalatçısı bir ülke oldu, pirinç ithalatçısı, soya, mısır... Her şeyi ithal ediyoruz, çiftçimiz ciddi anlamda borçlu. Kasım ayında yasa çıkardık, bütün borçları yapılandıralım dedik. Her hafta bir müjde açıklıyorsunuz, çiftçiler televizyonun karşısına geçiyor "Acaba bu hafta bize bir müjde var mı, borçlar yapılandırılacak mı, borçlar affedilecek mi?" Hiç böyle bir şey yok. Gübreye biraz destek veriyorsunuz ama gübre fiyatları yüzde 100'ün üzerinde artıyor, çiftçinin borcu gün geçtikçe artıyor, tarımsal yapımız son derece bozuk.

Kuraklık komisyonu kuracaksınız, güzel, biz de destek vereceğiz çünkü dünyada ciddi bir kuraklık var, bu konuda bir çalışmanız yok. Nasıl yok? Nereden anlıyoruz? Güzel bir destek vardı, 2016 yılında sulama ekipmanları için destek veriyorlardı, onu bile kaldırdınız. Sayın Veysel Bakanım çok iyi bilir, su için çok uğraştı o zaman. Sulama ekipmanları için destek veriyorlardı ama o desteği bile kaldırdılar Sayın Bakan. 2016'dan 2020'ye kadar o destekler uygulandı yani tarlada damla sulama teşkilatını, altyapısını kuranlara ekipmanlar için verilen desteklemeleri kaldırdılar. Dünya susuzluktan kırılıyor, Türkiye susuzluktan kırılıyor; küresel iklim değişikliği var, kuraklık var; siz sulama ekipmanları için verilen desteği kaldırıyorsunuz yani sizin tarımı yönetemediğiniz, ülkeyi yönetemediğiniz zaten sadece buradan ortaya çıkıyor ki tıbbi, aromatik bitkilerde gerekli hamleleri yapamazsınız. Neden? Çünkü, bakın -benden önce Servet Bey gayet güzel açıkladı- kekiğin ana vatanı biziz, her taraf kekik dolu ama biz kekikten 50 milyon dolar para kazanabiliyoruz. 5 milyar dolar para kazanabilecek potansiyelimiz var, marka hâline getiremiyoruz, coğrafi işaretlemelerimiz eksik. Çok güzel bir komisyon dönemi geçirdik, birçok bilim adamını çağırdık; ilaç hâline getirebiliriz, her şeyi yapabiliriz ama sizde bunu yapabilecek bir potansiyel yok. Neden? Çünkü politikalarınız günübirlik. Planlama yok; Devlet Planlama Teşkilatını kapattığınızdan zaten belli. Yani Ulusal Süt Konseyi oluşturuldu, özerk bir kurum. Ulusal Süt Konseyi süt fiyatlarını belirliyor ama yem fiyatları, süt fiyatlarını geçiyor. Yani geçen hafta burada gösterdim. Yemin içinde ne var? Buğday var, arpa var, soya var, mısır var, küspe var; bunların hepsini ithal ediyorsunuz, kepeği ithal ediyorsunuz. E, şimdi bu politikalarla olmaz. Ama Türkiye'de ekilmeyen araziler var. Bu arazilerde neden bir üretim planlaması yapılmaz? Neden binlerce, on binlerce ziraat mühendisi işsiz iken, kamuda işe alınmaz iken... Türkiye, gıda denetimi için gıda mühendislerini işe almazsa... Yılda 500 bin tane buzağı ölüyor arkadaşlar, 500 bin tane. O buzağıların yarısını kurtarabilsek yani veterinerleri sahaya sürebilsek Türkiye hayvan ithalatı yapmaz; bu kadar açık, bu kadar net.

Yani çok politika var. Köyleri dolaşıyoruz, köylerde genç kalmamış. Neden? 17 bin tane köy okulunu kapatmışsınız, gençler şehre inmiş. Gençler köyde kalmak istiyor.

Şimdi, Koyun Projesi çıkardınız. İki veya üç ay önce ben burada eleştirmiştim sizi "Böyle kredi verilmez." demiştim. Şimdi haklı çıkıyorum, üzülüyorum. Neden? Dün bir köye gittim, Edirne'nin Keşan ilçesinin Çobançeşmesi köyüne, isim de vereyim, çocuğun adı da Samet. Samet 30 yaşında, 2 çocuğu var, 30 tane koyun istiyor. Siz diyorsunuz ki: "Kefil getir." Ya, temiz kefili nerede buldunuz? "Tapu getir." Tapusu yok. Çocuk köyde kalmak istiyor, tarım yapmak istiyor ama siz illa "mevzuat" diyorsunuz. Ya, birazcık da güvenin, birazcık da güvenin, üretim yapsın. (CHP sıralarından alkışlar) Yani gençlerin önünü kapatmayın, açın. Türkiye, hiç olmadı, meralarını korusun, koyunculuk yapsın, üretim yapsın. Çocuğun bir de kahvesi var, kahvesini de kapatmışsınız; beş aydır kahveler kapalı. Köylerde insanlar sadece kahveye gidiyorlar. Kahveye kira veriyor ama diyor ki: "Ya, benim kira kontratım yok, köyde kahveye kontrat yapmaya gerek yok; elden veriyorum, kira yardımı bile alamadım." Yani bu tip durumlarla karşı karşıya kalıyoruz.

Siz geleceği göremiyorsunuz. Nitelikli bir tarım politikası yapmadığınız zaten daha kasım ayında belli oldu. Neden? Geçen seneki destekleme miktarı kadar destek verdiniz. Ya, Türkiye'de yem fiyatları mı artmıyor, mazot fiyatları mı artmıyor, gübre fiyatları mı artmıyor? "Hiç olmazsa enflasyon oranında artırın." dedik, siz aynı desteği verdiniz. 22 milyar lira destek verdiniz çiftçiye, aynı desteği bu sene yine veriyorsunuz. Böyle bir şey olabilir mi arkadaşlar? Sonunda ne oluyor? Türkiye her şeyi ithal ediyor ve ithal etmeye devam ediyor, ödediğimiz döviz gün geçtikçe artıyor. Köyler boşalıyor, kentlerde başka sorunlar başlıyor. Ondan sonra ne oluyor? Biz "Tarımsal nüfus yaşlanıyor." diyoruz. Şu anda yaş ortalaması 55-56 civarında ama sizin bir politikanız var mı? Yok.

Genç Çiftçi Projesi vardı, biz de destek verdik ama bu projeyi sonlandırdınız, ona bütçe desteği vermediniz. Niye vermiyorsunuz? Verdiğiniz destek zaten çok azdı, yanlıştı.

ÖZKAN YALIM (Uşak) - Hepsi çeteye gidiyor.

OKAN GAYTANCIOĞLU (Devamla) - Ama şimdi yeter ki böyle bir proje getirin, inanın biz size destek veririz. Niye vermeyelim? Çünkü bu ülke hepimizin. Bu ülke üretirse kalkınır; bu ülke üretirse, hakça bölüşürse çocuklarımızın geleceği iyi olur, yoksa iyi bir gelecek yok. Yani çıkış var, ciddi bir bütçeyle, önce çiftçiyle hesaplaşmanız lazım. Hesaplaşma ne? Çiftçinin borcunun üzerine aynen böyle bir bardak su içeceksiniz. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Afiyet olsun.

OKAN GAYTANCIOĞLU (Devamla) - Diyeceksiniz ki: "Çiftçinin borcunun faizini siliyorum, anaparayı da bölüyorum. Alacağın var benden zaten." Niye? Yasa onu öngörüyor, gayrisafi millî hasılanın yüzde 1'i çiftçiye destek olarak verilir. Yani hesaplaşıyorsunuz, sonra da "Köylü milletin efendisidir." diyorsunuz.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)