| Konu: | Millî Savunma Bakanı Hulusi Akar ile İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun, Pençe Kartal-2 Harekâtına ve Gara bölgesinde 13 vatandaşın terör örgütünce şehit edilmesine ilişkin Hükûmet adına gündem dışı açıklamaları nedeniyle HDP Grubu adına konuşması |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 47 |
| Tarih: | 16.02.2021 |
HDP GRUBU ADINA MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri ve ekranları başında bizi izleyen değerli halkımız; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Öncelikle, Gara'da 13 kolluk gücü ve istihbarat görevlilerinin katledilmelerini kınıyorum, ailelerine, sevenlerine ve tüm Türkiye'ye başsağlığı dileklerimi iletmek istiyorum; Allah'tan rahmet ve sabır diliyorum ailelerine.
Evet, hakikaten zor bir gün. Hepimizi derinden sarsan, yasa boğan, canımızı yakan bir olay üzerinde konuşmanın, bir kadın olarak, bir anne olarak da kolay olmadığını söylemek istiyorum.
Konuşmama geçmeden önce, bir iki notum var, öncelikle Sayın Meclis Başkan Vekiline. Meclis Başkan Vekillerinin İç Tüzük'e göre görevleri belirlenir; onların görevi Meclisteki bütün milletvekillerinin hukukunu gözetmektir ve tarafsız bir şekilde Meclisi yönetmektir. Bugün girişte yapmış olduğu konuşmayı kabul edilemez bulduğumuzu ve ileriki oturumlarda buna dair görüşmelerimizi -bu gündemde değil- paylaşacağımızı ifade etmek istiyorum.
ZEHRA TAŞKESENLİOĞLU BAN (Erzurum) - Ben de ayakta alkışlıyorum(!)
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Provoke etmeye çalışmayın ya, boş verin ya.
Evet, diğeri, Eş Genel Başkanımız Sayın Pervin Buldan'a ilişkin Sayın İçişleri Bakanı bir şey söyledi. Ben kendisiyle konuştum, sanırım kendisi de Sayın Çalık'ı aradı. Olay şu: Çözüm sürecinin devam ettiği dönemde Sayın Çalık Eş Genel Başkanımız Pervin Buldan'a bir annenin çocuğunu arayışını anlatmış "Bir şey yapabilir miyiz? Kötü durumda." diye, o da demiş ki: "Süreç devam ediyor, bir ilgilenelim, elimizden geleni yapalım." Sonra da aramış -bana aktardığı- demiş ki: "Umarım en kısa sürede döner, ailesine kavuşur ve annesine de selam ve sevgilerimi iletin." Yani olay anlatıldığı gibi değil; bir misafir etme, böyle keyifle anlatma gibi bir durum asla söz konusu değil, bu da paylaşacağım ikinci not.
Üçüncü not: Yine Sayın Soylu, İnsan Hakları Derneğine, üyesi olduğum, 1988 ve 1994 yılları arasında Diyarbakır'da yöneticiliğini yaptığım İnsan Hakları Derneğine hakikaten asla kabul edemeyeceğim sözler sarf etti. Yani İnsan Hakları Derneğinin raporu elimde, tamamen uluslararası insancıl hukuk, Cenevre Savaş Konvansiyonu, uluslararası teamüller ne diyor bunu kendisi objektif bir şekilde açıklamış. Yani bence sorun insan hakkıyla... İnsan Hakları Derneğinin bu şekilde hedef gösterilmesini kabul etmiyoruz. İnsan haklarını savunmayla ve insanların haklarıyla ancak bir hukuk süjesi olduğu gerçeğini akıllardan hiç kimsenin çıkarmaması gerektiğini de önemle ifade etmek istiyorum. (HDP sıralarından alkışlar) Türkiye'deki kurumları, odaları, insanları, partileri bu şekilde hedef göstererek, ötekileştirerek ne Türkiye toplumuna ne Türkiye'nin geleceğine ne de bu Meclise hiçbir fayda sağlamadığınızın yine altını çizerek belirtmek istiyorum.
Evet, bugün yaşamını kaybeden, katledilen insanlar aramızda değil, anne-babaları yastalar ve biz burada Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak oturuyoruz, konuşuyoruz, değerlendiriyoruz. Dileğimiz, temennimiz ve yaklaşımımız budur ki Halkların Demokratik Partisi olarak, ölümler siyaset malzemesi olmasın. Burada ilk günden itibaren partimize Gara üzerinden yapılan saldırıları kesinlikle korkunç ve dehşet verici bulduğumu ifade etmek istiyorum. Daha cenazeler morgdayken, daha aileler teşhis etmemişken, daha olay tartışılmaya bile başlanmamışken partimizin bu şekilde hedef gösterilmesi, "HDP kapatılsın." sözleri ve "Muhalefet tercihini yapsın." yani muhalefete yönelik büyük sözler söylendi aslında iktidarın bu olaya nasıl yaklaştığını da bize ve tüm Türkiye'ye gösterdi. Biz bunlara cevap vermedik çünkü biz ölümler üzerinden, yas üzerinden, aileler henüz taziye evindeyken bunlara yanıt vermeyi Halkların Demokratik Partisi olarak kendi ilkelerimize ve programımıza asla uygun görmüyoruz.
Evet, bugün aslında Gara'yla ilgili, Sayın Zengin'e söyledim, bir önerge verecektik fakat bilgilendirme olacağı için bu önergeyi vermedik ve geldik nasıl olsa konuşacağız. Önümüzdeki günlerde, yarın ya da öbür gün onu grup yönetimimizle konuşacağız, bu önergemizi getireceğiz. Biz, hakikaten, daha önce de verdiğimiz gibi, soru önergesi, araştırma önergeleriyle bu meselenin de ve daha birçok meselenin de -bugün konumuz Gara olduğu için söylüyorum ve kaçırılan, alıkonulan kolluk gücü olduğu için söylüyorum- bu Meclis çatısı altında araştırılmasını istiyoruz, Meclisin görev almasını istiyoruz ve bu konuda tek bir gün hiçbir olaydan -altını çizerek söylüyorum- kaçmadık, hepsini araştıralım dedik. Biz verdik, burası reddetti; biz verdik, burası reddetti. İşte, size bir örnek: Evet, burada elimde bir Meclis tutanağı var; zamanım sınırlı, hepsini okuyamayacağım. Evet, sevgili İdris Baluken ve o dönem Mardin milletvekilimiz konuşmuş, önerge reddedilmiş; araştırma önergesi bu. Kaç yılında biliyor musunuz değerli milletvekilleri? 17 Aralık 2015. Ya, 17 Aralık 2015'te biz bu meseleyi araştıralım, sağ salim evlerine gelsinler, annelerine, babalarına, çocuklarına kavuşsunlar diye önerge vermişiz, çıkıp AKP sözcüsü Metin Külünk ne demiş, bir cümlesini söyleyeceğim. Demiş ki: "PKK'nin elindeki asker ve polislerimiz üzerinden Türk devletini pazarlık masasına oturtmaya gücünüz yetmeyecektir." Şimdi ne alakası var? Bugüne kadar -diğer Grup Başkan Vekilimiz ayrıntılı anlattı- kaç defa girişim oldu? İlk defa bu kadar vahim bir olay yaşanıyor, alıkonulanlar canından oluyor, yaşamlarını yitiriyor. Her seferinde götürülüyor, sivil toplum, partiler, akil insanlar sağ salim getiriyorlar. Bu sefer niye getirilmedi? Asıl bu sorunun cevabını bulmamız lazım.
Sayın Lütfü Türkkan bize epey laf söyledi ama ona cevap yerine değil, sadece Genel Başkanlarının İçişleri Bakanı olduğu dönemde de böyle bir heyetin olduğunu hatırlatmak isterim. (HDP sıralarından alkışlar) 8 Aralık 1996 tarihinde, evet, Refah Partisi Milletvekili Fethullah Erbaş, İHD ve MAZLUMDER'in de olduğu bir heyet gidip uzman çavuşlardan oluşan bir ekibi, kolluk gücünü teslim almış ve İçişleri Bakanı olarak sizin Genel Başkanınız buna karşı durmamış. Bugün siz Genel Başkanınıza mı aykırı davranıyorsunuz, düşünceniz mi değişti, bunu da anlayamadım doğrusu, çünkü bu başka bir şeydir, bu yaşamdan yana olmaktır. Biz Halkların Demokratik Partisi olarak bütün saldırılara, bütün suçlamalara, bütün kutuplaştırmalara, bütün hakaretlere rağmen ve ödediğimiz bu kadar büyük bedele rağmen, burada hep ne dedik biliyor musunuz? Demokrasi, eşitlik, özgürlük, Kürt sorununun demokratik çözümü dedik. Tek bir gün ağzımızdan başka bir söz duymadınız. Bunu söyleyerek hepinizin -"hepinizin derken" tırnak içinde söylüyorum, bir kısmınızın- özellikle iktidar grubu ve ortağının suçlamalarına maruz kalıyoruz, farkındayız ama biz yaşam siyasetini iliklerimize kadar hissediyoruz. Biz yaşatmak için buradayız, öldürmek ya da ölüme seyirci kalmak için değil.
Bir de HDP'ye saldırılarda son dönemlerde şöyle bir şey moda oldu. Sanki 6,5 milyon insan, aileleriyle beraber 20 milyon insan bizi hiç desteklemiyormuş gibi -HDP ve seçmenlerini ayıran- bize atıp tutuyorsunuz. Ya, bize saldırmıyorsunuz, Türkiye yurttaşlarına saldırıyorsunuz. Tercihlerinden dolayı sizin hakaret, küfür, aşağılamalarınız bize değil sadece, bizi destekleyenleredir. Yani biz ile seçmenlerimizin arasına böyle bir ayrım koymanıza da acı acı gülümseyerek bakıyorum. Biz nasıl sizin seçmenlerinize laf söyleyemeyeceksek... Bir parti halktan destek alıp buraya gelmişse bu düşüncelerimize oy vermiş arkadaşlar. Biz uzaydan gelmedik; biz seçim meydanlarında, mitinglerde, televizyonlarda, gittiğimiz evlerde buradaki konuşmalarımızı anlatıyoruz, biz başka bir şey anlatmıyoruz ve bu konuşmalarımız, bu siyasetimiz halktan destek görüyor. Bizi Meclise 3'üncü büyük parti olarak gönderiyorlar. Bu nedenle herkesin siyasette sözlerine, yaklaşımına, böylesi kritik dönemeçlerde ve her zaman dikkat etmesi gerekiyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Toparlayın Sayın Beştaş.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Açıkçası, bugün siyaset yapmak üzerinden söz almadık, burada kimseye cevap vermek gibi bir telaşımız da yok, farkındasınız çünkü şu anda bütün Türkiye bu acı olayın aslında nasıl olduğunu merak ediyor, burada ne konuşulacağını merak ediyor, ayrıntıları soruyor. Evet, 42 uçak ve tonlarca -galiba- kazan bombasıyla bir operasyonda ölümlerin olması tabii ki normal. Bunu herkes anlıyor ama bunu bugün konuşma zamanı değil. İleriki günlerde araştırma önergeleri vereceğiz. Bu konuda insancıl hukuk şunu söyler: "Devletlerin çatışmanın tarafı olmayanlara yönelik can güvenliklerini koruma yükümlülüğü var." Burada bunu bugün değil ama önümüzdeki günlerde, bu acı günler biraz geçince tabii ki tartışmaya devam edeceğiz.
Bizi izleyen herkesi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)