GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Kadri Enis Berberoğlu'yla ilgili yaşanan hukuksuzluğun Anayasa Mahkemesinden dönmesini memnuniyetle karşıladıklarını ve Meclise tekrar hoş geldiniz dediğine, aynı gün vekilliği düşürülen Musa Farisoğulları ve Leyla Güven'in başvurularının Anayasa Mahkemesi tarafından reddedildiğine, çifte standart meselesinin bu tarihî günde bir kez daha ortaya çıktığına, her 2 vekilin de hâlâ halkın vekili olduğuna, RTÜK tarafından Halk TV, KRT, FOX TV ve Tele1 ile Habertürk'e yeni cezalar verildiğine, RTÜK'ün iktidarın halkın sesini kısmak için kullanılan bir sopa konumuna düştüğüne, kamuda kadrolu personel yerine sözleşmeli personel çalıştırılmasının bu döneme damgasını vuran meselelerden biri olduğuna; 4,8 milyon kamu personelinin 2 milyon 970 bininin kadrolu, 502 bininin ise sözleşmeli olarak görev yaptığına, iktidarın işçilerin kadro taleplerine rağmen hiçbir adım atmadığına, esnek çalışma modelinin bir istismara, bir sömürüye dönüştüğüne, Van ilinde VEDAŞ'ın elektrik sayaçlarını direklere taşım
Yasama Yılı:4
Birleşim:46
Tarih:11.02.2021

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Evet, biraz önce İstanbul Milletvekili Sayın Enis Berberoğlu'nun Anayasa Mahkemesi kararı sonrası vekilliğinin iadesine dair tezkere okundu. Şüphesiz bu hukuksuzluğun Anayasa Mahkemesinden dönmesini memnuniyetle karşılıyoruz ve tekrar Meclise hoş geldi demek istiyoruz, CHP Grubuna da hayırlı olsun demek istiyoruz ancak bu kararla birlikte bu ayrımcılık meselesi bir kez daha ortaya çıktı. Aynı gün, bizim Diyarbakır Milletvekilimiz Musa Farisoğulları ve Hakkâri Milletvekilimiz Leyla Güven'in de vekilliği düşürülmüştü. Her 2 milletvekilimizin ceza aldığı dava dosyası bir kumpas davası olan KCK operasyonlarından verilmiş ve bütün savcı ve hâkimlerinin şimdi hapiste olduğu, meslekten menedildiği bir davada hukuksuz, haksız ve keyfî cezayla karşılaştılar. Aynı Anayasa Mahkemesi her 2 milletvekilimizin talebini maalesef reddetti. İşte, bu ayrımcı hukuk, bu çifte standart ve Kürt'e hukukun olmadığı meselesi Türkiye tarihinde ve bu tarihî günde bir kez daha ortaya çıktı. Bugünkü resim şudur: Yani 3 milletvekilliği düşürülüyor; 1'i iade ediliyor ama 2'si hapishanede, birisi şu anda Diyarbakır Cezaevinde, Musa Farisoğulları; Leyla Güven Vekilimiz ise Elâzığ Kapalı Cezaevinde. Bu yargılamalar hukuksuzdur, keyfîdir ve bir kez daha ortaya çıkmıştır ki Kürtlere bu ülkede hukuk yoktur, ayrımcıdır, bugünün resmi de bu şekilde tarihe not olarak düşsün. Ama biz mücadelemizi bitirmeyeceğiz, bu yargılama sürecini sonuna kadar takip edeceğiz. Her 2 milletvekilimiz hâlâ halkın vekilidir ve onların iradesini temsil etmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz efendim.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Sayın Başkan, diğer bir mesele, şimdi, kanallara RTÜK ceza yağdırmaya devam ediyor. RTÜK'ten Halk TV, KRT, FOX TV ve Tele1 ile Habertürk'e yeni cezalar verildi. RTÜK, açıkçası, iktidarın, halkın sesini kısmak için kullanılan bir sopası konumuna düşmüş durumda. Gerekçe neymiş? "Kanallar polisin Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerine tutumunu farklı yansıtmış." ya da "Cumhurbaşkanına yönelik ifadeler eleştiri sınırlarını aşmış."mış; gerekçeler bunlar. Polis ne yapıyorsa kanallar onu yansıtmak zorundadır. Polis sokakta işkence yapıyor, sistematik olarak şiddet uyguluyor. Ayrıca, her sözü Cumhurbaşkanına hakaret saymak da ruh hâllerinin ne kadar vahim olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Şimdi, bu refleks, RTÜK'ün kanallara, kalan tek tük muhalif kanala, azıcık da olsa gerçeği yansıtmak isteyen kanallara bu şekilde ceza vermesi, karartması artık gerçekten sözün bittiği yerlerden bir tanesidir. RTÜK, görevini yapmıyor, iktidarın emir ve talimatlarını dinliyor ve baskıcı politikalarına devam ediyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Beştaş.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Şimdi, diğer bir mesele, bu kadrolu personel yerine sözleşmeli personelin çalıştırılması dönemi; bu döneme özellikle damgasını vuran meselelerden bir tanesi. İktidarın, emek sömürüsüne dair uyguladığı temel model, çalışanların özlük haklarını tamamen ortadan kaldırıyor ve olumsuz etkiliyor. 2020 sonuyla ilgili güncel verilere göre kamudaki toplam personel sayısı 4,8 milyon. Bu personelin 2 milyon 970 bini kadrolu personelden oluşuyor. Toplam 502.528 personel ise sözleşmeli olarak görev yapıyor.

Şimdi, bu durum açıkçası işçilerde büyük bir tepkiye ve rahatsızlığa yol açıyor. Kadrolu olarak çalışmak istiyorlar ve kadro bekliyorlar ancak iktidar bu konuda bütün taleplerimize rağmen hiçbir adım atmıyor ve sözleşmeleri feshetme tehdidiyle işçiler çalıştırılıyor, kıdem tazminatı ve özlük hakları da tehlikeye atılıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz efendim.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Bu, aynı zamanda, sözleşmeli personele bir mobbing uygulanmasıdır. Sendikaların bu konudaki taleplerinin mutlaka yerine getirilmesini istiyoruz.

Esnek çalışma modeli de bunun başka bir boyutu. Şu anda memurlar esnek çalışma modeliyle aslında yirmi dört saat "Hazır ol!"da bekletiliyor. Bu esnek çalışmada çalışanlar ölümden ya da hastalıktan korkmuyorlar, işsiz kalmaktan korkuyorlar. Öyle bir tarihsel dönemeçte yaşıyoruz ve bu "Hazır ol!" durumu çok ciddi sonuçlara da yol açıyor, işveren için kârlı bir sistem. Özlük hakları aynı zamanda gasbediliyor ve iş gücü maliyeti azaldığı için bu esnek çalışma modelinin pandemiden sonra da devam ettirilmesine dair tartışmalar var ve esnek çalışma modeli tam anlamıyla bir istismara, bir sömürüye dönüşmüş durumda. Bunun mutlak surette düzeltilmesi gerekiyor.

Son olarak Sayın Başkan, Van'da VEDAŞ'ın elektrik sayaçlarını direklere taşıması sonucu çok ciddi bir mağduriyet yaşandı; yüksek faturalar gelmeye başladı ve detaylar, faturalarda yer almıyor. Ne demek istiyorum? VEDAŞ ekiplerinin kentteki elektrik sayaçlarını direklere taşıması sonucu abonelerin faturaları 2'ye, 3'e katlanmış durumda.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Kimi abonelere 700-800 lira, kimilerine ise 1.000 lirayı aşan faturalar geliyor. Söz konusu fatura bedelleri ise mesajla abonelere gönderiliyor; aboneler hem bu şişirilen faturaların hem de kullandıkları enerjinin detaylarını hiçbir şekilde görmüyorlar. Bu kriz ve yoksulluk ortamında bu uygulamalar vatandaşın cebinden daha fazla para çıkarıyor ve yönetenlere, sermayeye daha çok kazandırıyor. Bunun dikkatle takipçisi olacağız ve düzeltilmesi için çabalarımızı devam ettireceğiz. İlgililerin de bunu dikkate alarak gerekli çalışmaları yapmasını istiyoruz.

Teşekkür ediyorum Başkanım.