| Konu: | İzmir Şakran Cezaevinde Merve Nur İşleyici, Didar Bozan ve Ceylan Bozkurt'un süreleri dolduğu hâlde son infaz paketinde iyi hâlli olmadıkları gerekçesiyle tahliye edilmediklerine, bu yasanın büyük vahametlere yol açacağını söylediklerine, bunun derhâl düzeltmesinin lazım geldiğine, Kobani davasında tutuklanan ve Sincan Cezaevinde bulunan HDP'nin önceki dönem MYK üyesi Can Memiş'e cezaevi idaresinin "Saçlarını keseceksin." şeklindeki tacizini kabul etmediklerine, konuyu iktidarın dikkatine sunduğuna ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 43 |
| Tarih: | 28.01.2021 |
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Teşekkürler Sayın Başkan.
Cezaevlerinden bize çok sık başvuru geliyor, bunlardan iki tanesini çok önemli olduğu için paylaşmak istedim, yeni geldiler: İzmir Şakran Cezaevinde 3 kadın mahpus, hükümlü Merve Nur İşleyici, Didar Bozan ve Ceylan Bozkurt süreleri dolduğu hâlde, son infaz paketinde iyi hâlli olmadıkları gerekçesiyle tahliye edilmiyorlar, itirazları reddedildi. Bu gösterilen gerekçeleri Meclisin hakikaten dikkatine sunmak istiyorum: Arama ve sayımlarda kurum çalışanlarının çalışmalarını kolaylaştırmaya yönelik ekstra gayreti olmadığı, aksine personele karşı arama konusunda serzenişleri ve olumsuz söylemleri olduğu, infaz süresi içinde tutum ve davranışlarında herhangi bir değişim olmadığı gibi pişmanlık, itiraf ve benzeri davranış ve eylemi görülmediği tespit edilmiş. İyi hâlli olmadığı... "Altı ay sonra tekrar değerlendirelim." deniliyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Şimdi, bu gerekçeler Türkiye'de -on binlerce- herkes hakkında ileri sürülebilir. "Kolaylaştırmamak" ne demek ya? Bir disiplin cezası yok, bir fiili yok yani herhangi bir suç yok ortada, "Altı ay sonra tekrar senin durumunu değerlendireceğim. Sevmedim seni, sen pişmanlık göstermiyorsun." diyor. Niye pişman olsun ya? Neden pişman olsun? Yani düşünce, ifade özgürlüğünden içeri girmiş bir insandan orada ne bekleniyor? Yani teslimiyet bekleniyor. Bu yasanın ne kadar büyük vahametlere yol açtığını, açacağını söylemiştik ve tekrar ediyoruz, bunu derhâl düzeltmemiz lazım.
Sayın Başkan, izninizle, çok önemsediğim bir mesele daha var; yakından tanıdığım, bizim MYK üyemiz önceki dönem, Can Memiş, bu Kobani kumpas davasında tutuklandı ve şu anda Sincan Cezaevinde. Can'ın saçları uzundur, -şurada, bağlar, birçok gencin yaptığı gibi- uzun saçlarıyla tanıdık Can'ı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Şimdi, bu mektup bugün geldi bana. Cezaevi idaresi ısrarla "Saçını keseceksin." demiş. "Saçını kesmek zorundasın." -Uzun bir mektup yazmış- demiş hem de şifahi. Yönetmeliği istemiş; "Alışılmışın dışında uzunlukta..." Şimdi, hijyen yok, disiplin kuralı yok, yani hiçbir sıkıntı yok. Amaç, tek tipleştirmek.
Şimdi, kişiye sıkı sıkıya bağlı bir haktır insanın bedeni, saçı, vücudu, giyimi; yani, uzun saç sebebiyle... Üniversite bitirmiş bir bilim insanına "Saçların uzun, illa keseceksin." tacizini kabul etmiyoruz. Cezaevlerinde işkence zaten yeterince var, bu tipler de arada kaybolmasın. Her şeye müdahale var; kişiliğe var, bedene var, saça var. Yani, neredeyse yarın diyecekler ki: "Kaşının altında gözün var." Böyle tuhaf gerekçeleri iktidarın dikkatine sunuyorum.