| Konu: | Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 40 |
| Tarih: | 26.12.2020 |
AHMET ÖNAL (Kırıkkale) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 247 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin geçici 1'inci maddesi üzerinde parti grubum adına söz almış bulunuyorum. Öncelikle Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Getirmiş olduğunuz bu kanun teklifi, daha önce birçok kez yaptığınız gibi, bir torba kanun şeklinde Komisyona getirilmiş, ardından hızla Genel Kurula sunulmuştur. Böyle olunca, üzerinde yeteri kadar tartışılamamış, kanun teklifinin geçici 1'inci maddesi dâhil, hukuka aykırı bölümleri tekliften çıkarılamamıştır. Bu kanun teklifinde de yapıldığı gibi, hukuku arkadan dolaşmanın, Anayasa'yı ihlal etmenin bir ülkeye yapılabilecek en büyük kötülük olduğunu, ortaya çıkabilecek faturanın da vatandaşın sırtına nasıl yükleneceğini sizlere anlatmak istiyorum: Dünyanın pek çok ülkesinde izlenen yanlış siyaset, demokrasileri, hukukun üstünlüğünü, kuvvetler ayrılığını tehdit ediyor. Güvencesiz ve düşük gelirli işler, ağırlaşan borç yükü, gelir ve servet dağılımındaki adaletsizlikler milyonları açlığa mahkûm ediyor. Ekonomik dengelerdeki bozulma, sosyal dengeleri de tehdit ediyor. Demokrasinin imkân ve araçlarını kullanarak iktidara gelenler, gücü tek elde toplamak için hukukun daha çok dışına çıkıyor, hukuk devleti her geçen gün biraz daha aşındırılıyor.
Bir ülkedeki kurumların Anayasa'ya ve kanunlara olan bağlılığı, aynı zamanda o ülkedeki ekonomik büyümenin hızı ve kalitesi olarak vatandaşa yansıyor. Politik gücün tek elde toplandığı, kişiye göre kanunların çıkarıldığı, mahkemelerin bağımsız olmadığı ülkelerde yüksek oranlı büyüme performansı beklemek de pek mümkün olmuyor. Yoksul halk kesimlerinden kopan, onların sorunlarıyla yüzleşmek yerine, sadece belli bir azınlığa hizmet eden iktidarlar, ekonomik başarısızlığa mahkûmdurlar. (CHP sıralarından alkışlar) Bu durum, hukukun üstünlüğünün ekonomik büyüme açısından ne denli gerekli ve zorunlu olduğunu tümüyle ortaya koymaktadır. Bakın son yıllarda hukukun üstünlüğünden, kuvvetler ayrılığından hızla uzaklaşan ülkemiz, ekonomik olarak da bunun faturasını ödemiş, kişi başına düşen millî gelirimiz hızla azalmıştır. Fiyatların her geçen gün arttığı, işsizler ordusunun çığ gibi büyüdüğü, üniversite mezunlarının bile "Ne iş olsa yaparım." noktasına geldiği ülkemizde, ekonomik yıkım her geçen gün biraz daha derinleşiyor. Dünyanın gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerinin neredeyse tamamı, pandemi koşullarında esnafına, çiftçisine, asgari ücretlisine, işsizine hatta çalışanına maddi yardımda bulunurken, sizler vatandaşa IBAN numarası göndererek pandemi dönemini yönetmeye çalıştınız. Yediğimiz ekmekten, içtiğimiz sudan vergi alan iktidarınız, her yıl kamu ihalelerinden dünyanın parasını kazanan bazı iş adamlarının vergi borçlarını silmeyi tercih etti. Milyonlarca yurttaşımız altı aylığına asgari ücretli bir iş bulabilmek için pandemi koşullarına rağmen İŞKUR önlerinde gece yarılarına kadar sıra beklerken, üniversite mezunu gençlerimizin umutları birer birer yok olurken, siz diploması olmayanları yüksek mevkilerde danışman ve banka yönetim kurulu üyesi yapmayı vicdanınıza sığdırabildiniz. İktidarınızı kaybettikten yıllarca sonra bile, salgın döneminde vatandaşımıza maskeyi parayla satmanızla ve vatandaşımıza IBAN numarası göndermekle hatırlanacaksınız. Sizlerin torunları dâhil bu icraatlarınızı öğrendiğinde "Bu kadarı da olmuş mu?" diyecek.
Değerli arkadaşlar, bu hatalarınızı telafi etmek, ileride torunlarınız, çocuklarınız ve gelecek kuşaklarımız tarafından daha iyi hatırlanmak için hâlâ iyi bir şeyler yapabilirsiniz. Örneğin, yıllardır hizmet ettiğiniz bir avuç mutlu azınlık yerine, 83 milyon yurttaşımızı kucaklayabilirsiniz. Hukuk dışı yöntemlerle gelir elde edenlere vergi muafiyeti yapmak yerine, asgari ücretlinin sırtındaki vergi yükünü kaldırabilirsiniz. Hukuk devletini aşındırmanın ekonomiyi de felakete sürüklediğinin farkına varıp Türk yargısını gerçekten tarafsız ve bağımsız yapabilirsiniz. Bu yasa teklifinde olduğu gibi yetkileri bir kişiye vermek yerine, Kurtuluş Savaşı'nı yöneten, ülke işgal altındayken bile kapatılmayan, egemenliğin kaynağının kayıtsız ve şartsız millete ait olduğu Türkiye Büyük Millet Meclisini güçlendirebilirsiniz.
Son olarak da gerçekten hâlâ iyi bir şeyler yapmak istiyorsanız boşuna zaman kaybetmemenizi, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti'mizin kurucusu, ebedî lideri Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e dönmenizi, onun öğütlerinden ders almanızı tavsiye ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)