GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:40
Tarih:26.12.2020

NİHAT YEŞİL (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; ben değerli arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Çağdaş Türkiye'nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Ankara'ya gelişinin 101'inci yıl dönümünde kurtuluş mücadelesine katılan tüm şehitlerimizi saygı ve rahmetle anıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Atatürk "Ankara'nın ve Ankaralıların benim gönlümde bambaşka bir yeri vardır." diyerek Ankaralıların Millî Mücadele'deki tutumunu dile getirmiştir. O nedenledir ki Ankara, sadece bir il değildir; Ankara, cumhuriyetimizin sembolüdür, çağdaş Türkiye'nin teminatıdır; Ankara, mazlum halkların emperyalizme karşı vermiş olduğu mücadelenin merkezidir; Ankara, kurucu Meclisin ve cumhuriyetimizin simgesidir. Bu anlayışla, cumhuriyetimizi demokrasiyle taçlandırmak boynumuzun borcudur. (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

Değerli arkadaşlar, getirdiğiniz teklifle -İçişleri Bakanına- terörün finansmanını önlemek bahanesiyle, derneklere ve sivil toplum örgütlerine olmadık müdahalelerde bulunuyorsunuz. Mahkeme kararına gerek duymadan tek bir kişinin imzasıyla mal varlıklarını dondurmaya kalkıyorsunuz, izinsiz bağış toplama bahanesiyle altından kalkılması güç miktarlarda cezalar kesiyorsunuz. Sizin adalet anlayışınız bu mudur? Dernekler Kanunu'nda keyfî düzenlemeler yapıyorsunuz, dernekleri kontrol edeceğim diye sivil toplumu fişliyorsunuz, demokratik kitle örgütlerini sindiriyorsunuz, bunun adına da kamusal denetim diyorsunuz.

Değerli arkadaşlar, bizler "Torba kanun teklifleri yasama kalitesini bozuyor." dedikçe torba yasalar çıkarmaya tam gaz devam ediyorsunuz. Topluma faydası olmayan düzenlemeleri bir gecede geçiriyorsunuz. Toplumun her kesimi bizlerden çözüm beklerken esnafın, emeklinin, işçinin, çiftçinin çığlığına sizler kulaklarınızı tıkıyorsunuz. İnsanların mağduriyetlerine çözüm getirmeniz gerekirken sizler, yurttaşın gündemine göre değil kendi gündeminize göre kanun çıkarıyorsunuz. Bizler halkın tepkilerine göre kanun teklifi verince de reddetmeyi alışkanlık hâline getiriyorsunuz. BİMEKS işçileri "Sesimizi duyun." dedikçe, metal işçileri "Tazminatlarımızı verin." dedikçe, maden işçileri "Çığlığımızı duyun." dedikçe her gün gözaltına aldırıyorsunuz, Ankara'ya yürümelerini bile engelliyorsunuz. Çiftçimiz feryat figan ettikçe, üretim için destek bekledikçe yıllardır çiftçinin desteğini gasbediyorsunuz. Esnaf "Batıyorum." dedikçe, "Faturalarımı ve kiramı ödeyemiyorum." dedikçe, kepenk kapattıkça çözüm bulacağınıza görmezden geliyorsunuz. Sağlık emekçileri "Ölüyoruz." dedikçe onları görmezden geldiniz, o cefakâr emekçilerimiz için kanun çıkarmadınız. On milyonlarca emekçinin beklediği bir asgari ücret konusunu dahi çözüme kavuşturamadınız.

Değerli arkadaşlar, demokrasi toplumun taleplerini dinlemektir. Sizin demokrasi anlayışınız ise yasama, yürütme ve yargıyı bir kişiye bağlayıp demokrasi ve hukuku yok etmektir. Bu antidemokratik anlayışla medyayı sindiriyorsunuz, iktidarınızı eleştiren gazetelere ağır para cezaları kesiyorsunuz, Basın İlan Kurumu aracılığıyla reklam gelirlerini engellemeye kalkıyorsunuz. Yolsuzlukları dile getiren gazete ve televizyonları susturuyorsunuz, sonra kalkıp bize demokrasiden bahsediyorsunuz.

Değerli arkadaşlar, "terör" kavramı ciddi bir kavramdır. Terör, bir insanlık suçudur. Terör, insanlığın aydınlanmasına en büyük engeldir. Bugün getirdiğiniz bu teklifle "terör" gibi hassas bir tanımı kullanarak hukukun kökünü kazıyorsunuz; antidemokratik tavrınızı tescilliyorsunuz; özgürlüklerin değil, yasakların peşinde koşuyorsunuz; adalete olan inancı zedeliyorsunuz; bugün tam da bu noktadasınız. Türkiye, Birleşmiş Milletler Güvenlik Kurulu kararıyla gri listeye girmesin diye bu düzenlemeleri aceleyle Meclise getiriyorsunuz. Oysa terörizme kaynak sağlayanlarla mücadele etmiyorsunuz, hukukun üstünlüğünü bitiriyorsunuz, demokratik düzenin altını oyuyorsunuz.

Sizleri, kendi bildiklerinizi değil, demokrasinin gereğini yapmaya; üstünlerin hukukuna değil, hukukun üstünlüğüne bağlı kalmaya bir kez daha davet ediyorum.

Bunlarla bu mücadeleyi yürütmeye, Cumhuriyet Halk Partisinde hep olduğu gibi, bundan sonra da devam edeceğimizi samimiyetle bu Genel Kurulda anlatmak istiyorum.

Sağ olun. (CHP sıralarından alkışlar)