GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:39
Tarih:25.12.2020

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Ben de bu yasa teklifine karşı olan 10 tane sivil toplum örgütünü okumak istiyorum öncelikle: Alevi Düşünce Derneği, 17 Mayıs Derneği, İnsan Hakları Derneği Batman Şubesi, KESK, EĞİTİM SEN, Şişli İşitme ve Konuşma Engelliler Derneği, EĞİTİM SEN Yalova Şubesi, Üniversitelerin Kuir Araştırmaları Derneği, Düşünce Suçuna Karşı Girişim Derneği, Van Hakkâri Tabip Odası, EĞİTİM SEN Van Şubesi ve Van ÇEVDER. Biz de derneklerin taleplerinin haklılığını düşünüyoruz ve onların yanındayız. (HDP sıralarından alkışlar)

Evet, sayın milletvekilleri, geçen hafta bir karar verildi; Demirtaş kararı. Bir şeyi çok merak ediyorum doğrusu; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan konuştu, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu konuştu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli konuştu ama işin muhatapları konuşmadı, asıl muhatapları. Adalet Bakanı nerede gerçekten? Adalet Bakanı nerede? Yani, bu ülkede, bir AİHM kararı, Büyük Daire kararı verilmiş, 3 kişi çıkmış, "Tanımıyorum." demiş ama Dışişleri Bakanı -muhatap olarak- ve Adalet Bakanı buna cevap vermedi. Ben buradan çağrı yapıyorum. Hakikaten, Mevlüt Çavuşoğlu Avrupa Konseyine, AKPM'ye gittiğinde ne diyecek acaba? Bunu merak ediyoruz, bir gelsin anlatsın. Ya da Adalet Bakanı "Adaleti sağlayacağım." derken "AİHM Büyük Dairenin kararını tanımıyoruz." diyenlere bir cevap verecek mi? Bunu da merak ediyoruz ve çağrıda bulunuyoruz.

Şimdi, evet, doğrusu, bu "Tanımıyorum, törörü..." lafları falan filan, bunlara cevap vermeyi bir hukukçu olarak zül sayarım. Neden? Çünkü her hukukçu bilir ki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararına uymak zorunludur; neden zorunlu olduğunu da bilir. Ama vatandaş bunun gerekçelerini bilmez. Siyasi olarak çıkıp konuşulabilir. "Ey AİHM!" der, önce kendisi başvurmuştur, "Ey AB!" der, bir gün sonra "AB dostumuz" der, bunları anlıyorum ama hukukçular cevap versin. Şimdi, hakikaten, madem ki bu kararı tanımıyorsunuz, ey Cumhurbaşkanlığı, ey İçişleri Bakanı, siz niye savunma yaptınız ya? Niye Avrupa İnsan Hakları Mahkemesindeki dosyaya savunma yaptınız? Burada, daire kararı gelince, aylarca neden "Bu karara itiraz ediyoruz." dediniz? Neden "Büyük Daireye gidiyoruz." dediniz? Yıllardır o dosya orada, her satırını neden takip ettiniz? Neden lobi yaptınız, madem uymayacaktınız bu karara? Hani siz öyle diyorsunuz ya. Hiç takip etmeseydiniz, deseydiniz ki: Biz başvuruyu kaldırdık, AİHM kararı bizi bağlamaz. Bu nedenle bunların bir kıymetiharbiyesi yok.

Şimdi, çok önemli bir mesele var, daha bunları çok konuşacağız. 156 sayfalık bir karar var, 156 sayfa ve Türkçe değil. İkinci gün Cumhurbaşkanı hemen cevap verdi, dedi ki: "Tanımıyorum." Ya, kararı ne çabuk okudunuz? Biz daha okuyamamıştık, bazı bölümlerini okumuştuk. Ne çabuk cevabı yetiştirdiniz gerçekten merak ediyorum. Hani, o Yasin Börü'yü yine kullandı ya maalesef sözlerinde, oraya ilişkin de kararda cevap var, biliyor musunuz? O bölümün çevirisini getirdim. Hani aylardır, yıllardır, altı yıldır bekleyen soruşturma açıldı ya Demirtaş kararında ve ikinci sahte tutuklama verildi. AİHM "Bu barışçıl bir çağrıdır." diyor, "Bu demokratik tepkidir." diyor, "Şoke etse bile" diyor "Siz Demirtaş'ı içeride tutmak için siyasi gerekçeler yaratıyorsunuz." diyor. Erdoğan'ın bütün konuşmaları kararda yer alıyor, biliyor musunuz? Siyasi talimat olarak verdiği konuşmalar. Ve burada şunu söylüyor, karardan okuyorum, diyor ki: "Açıklamaları terör telkinine, bir saldırının failini övmeye, bir saldırı failinin aşağılanmasına tekabül etmez." Çok uzun bir bölüm sayfalarca bölüm var ve AİHM sadece Selahattin Demirtaş için değil, şu anda içeride olan MYK üyelerimiz için de Kobani kumpası sebebiyle içeri alınan arkadaşlarımız için de derhâl, aslında, tahliye kararını söylüyor.

Sadece onlarda değil, siyasi sebeplerle tutuklanan on binlerce insanın da AKP'nin kararıyla siyasi rakibine yargı eliyle operasyon yaptığını AİHM Büyük Daire söylüyor. Artık uyar mısınız, uymaz mısınız onu bilmiyorum ama tabii ki uyulacak. Türkiye'nin geleceğini karanlığa götürmeye hiçbir kimsenin hakkı yoktur diyorum ve teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)