GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: İki gün önce DTK Eş Başkanı Leyla Güven'in tutuklanmasına karar verildiğine, yargının yargı olmaktan çıktığına ve tamamen siyasi erkin denetiminde karar verdiğine, Leyla Güven'in kendisini barışa, demokrasiye, adalete adamış kadın hakları mücadelesinde dünyada saygın bir kişilik olduğuna, kendisini selamladığına, Demiştaş davasının tarihte AİHM tarafından verilen en ağır ihlal kararlarından biri olduğuna, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın grup toplantısında yaptığı konuşmayla Anayasa'nın 38, 103 ve 138'inci maddelerini ihlal ettiğine, AİHM'in HDP'li bütün siyasetçilere, demokratik siyasete yönelik bütün müdahaleleri mahkûm ettiğine, kimsenin Selahattin Demiştaş'ı katil ilan etmeye hakkı olmadığına, AİHM'nin kararlarının bağlayıcı olduğuna, İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu'nun haksız bir saldırıya maruz kaldığına, Meclisin bu konuda bir tutum ortaya koymasını istediklerine ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:4
Birleşim:37
Tarih:23.12.2020

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Evet, iki gün önce DTK Eş Başkanı Leyla Güven hakkında -tırnak içinde söylüyorum- tutuklama kararı verildi ve yakalanması için emir verildi. Leyla Güven'in neden rehin alındığının cevabını dün Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin en büyük dairesi verdi aslında. Neden cezaevinde? O yanıtı verdi. Çünkü yargı, artık yargı olmaktan çıktı. Çünkü yargı, tamamen siyasi erkin denetiminde, emrinde ve onun talimatlarıyla karar veriyor ve Leyla Güven'in 22 Aralıktan bir gün önce, hakkında kabul edilemeyecek şekilde -yargılamanın kendisi zaten tamamen mesnetten uzak- hızlıca karar verilip, yirmi iki buçuk yıl gibi yüksek bir ceza verilip, apar topar gözaltına alınıp, tekrar cezaevine götürülüp oradan Elâzığ'a götürülmesi; bu kararın çok önceden planlandığını, Leyla Güven'in çalışmasından, siyasetinden konuşmalarından rahatsız olanlar, AİHM'de bu kararın çıkmasından önce bu şekilde kendisini cezaevine kapattılar. Bu konuda başarılı olmayacaklarını her zaman söyledik ve söylemeye devam edeceğiz.

Leyla Güven, kendisini barışa, demokrasiye, adalete adamış bir kadındır ve kadın hakları mücadelesinde de sadece Türkiye'de değil, dünyada da saygın bir kişilik olarak hepimizin önünde duruyor ve Leyla Güven'i buradan selamlamak istiyorum. Ayrıca hani diyorlar ya "Kaçıyordu, gidiyordu bir yerlere." Hiç kimse kaçmıyor bir yere. Leyla Güven şunu söyledi gözaltına alınırken: "Ülkemizi terk etmiyoruz, tutuklamalara boyun eğmiyoruz." Evet, biz de ülkemizi terk etmiyoruz ve bu tutuklamalara boyun eğmeyeceğiz. Bu siyasi operasyonlar er geç bitecek.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Devam edin, buyurun.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Sayın Başkan, dün bir karar açıklandı, bütün dünya konuşuyor. Tabii ki bizde birileri izin verdiği müddetçe konuşuluyor, yalan yanlış tartışılıyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin tarihinde verilen en ağır ihlal kararlarından biri Demirtaş davası. Karar, Demirtaş için verildi ama kararın içeriği son beş yıldır yaşadığımız siyasi kumpaslar, darbe dinamikleri, 4 Kasım darbesi, OHAL ilanı, 20 Temmuz, dokunulmazlıkların kaldırılması, milletvekillerinin tutuklanması, DTK'nin illegalize edilmesi gibi, çok temel noktalarda çok ciddi bir ihlal kararıdır ve ihlal kararının kendisi, aslında Türkiye'nin resmini çekmiştir. Şu anda ne yaşıyoruz, nasıl bir baskı altındayız, siyaset neden engelleniyor, neden siyasi özgürlük yok; bunların tümünü ayrıntılı bir şekilde tarif etmiş ve önümüzdeki günlerde bunları konuşacağız tabii ki.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın, buyurun.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Bugün grup toplantısında Cumhurbaşkanı Erdoğan birkaç cümle sarf etti, dedi ki: Bir, bu bizi bağlamaz; iki -orada değil de başka yerde söylemişti- iç hukuk yolları tüketilmedi." Bir de "Ey Avrupa..." diye bir şeyler söyledi. Erdoğan, o konuşmasıyla -elimdeki Anayasa'dan tarif ederek söylüyorum, şu anda baktım- üç maddeyi kafadan ihlal etti: Anayasa 38, masumiyet karinesi; Anayasa 103, yemin, yeminine aykırı konuşuyor; tarafsızlık konusunda bir yemini var, ona aykırı konuşuyor; Anayasa 138; mahkemelere talimat veriyor. Cumhurbaşkanı kimdir bizim Anayasa'ya göre? HSK'nin Başkanını atayan, Başkan Yardımcısını atayandır -işte o nisabı söylemeyeyim, zaman yok- aynı zamanda HSK'nin Başkanıdır. Yargı, Cumhurbaşkanının kararlarına direnemez, nitekim direnemiyor yani böyle bir şey var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Devam edin, tamamlayın.

Buyurun.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Bunu yorum olarak söyledim, şimdi gerçeğe geleyim, gerçek derken realiteye.

"İç hukuk yolları tüketilmedi" diyor, danışmanlarına sorsun; iç hukuk yolları tabii ki tüketildi. Haksız yakalama ve tutuklamadan dolayı Anayasa Mahkemesi dâhil bütün iç hukuk mekanizmaları tüketilmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi zaten iç hukuk yolları tüketilmezse kendisi söyler, bunu Cumhurbaşkanının söylemesine gerek yok.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 2 Ekim Kobani olaylarıyla ilgili "tweet"i barışçıl ve demokratik bir çağrı olarak nitelemiştir ve bunun dışında bizim darbe iddialarımızı, söylemimizi -inandığımız, iddia değil, darbe devam ediyor- tamamen destekleyen bir tespit yapmıştır ve bu karar sadece Sayın Demirtaş'ı değil, hepimizi, HDP'li bütün siyasetçileri, milletvekillerini, belediye başkanlarını, demokratik siyasete yönelik bütün müdahaleyi mahkûm etmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - HDP'ye yönelik bütün müdahaleyi, siyasi darbeyi, kumpası mahkûm etmiştir.

Şimdi, birçok yerde söyledik ama ben bir kez daha buradan söyleyeyim: Hiç kimsenin ne Demirtaş'ı ne başka bir arkadaşımızı "katil" diye ilan etme hakkı yoktur.

Elimde Yasin Börü'nün kararı var. Bugün bile Yasin Börü'den söz etti. Yasin Börü'nün faillerinin yargılandığı dava... Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2017/500 esas sayılı dosyasından bakıyorum. "Demirtaş dosyası ile Yasin Börü dosyası birleştirilsin." diye bir talep vardı ve mahkeme kararında bu reddedilmiş, hem de 3 defa reddedilmiş, istinaftan geçmiş, uyuşmazlıktan geçmiş yani mahkeme bile bütün bu ortamda Yasin Börü'nün ölümüyle Demirtaş'ın bağlantısı olmadığını kesinleşmiş bir kararla ortaya koymuşken bugün Cumhurbaşkanının çıkıp bunu söylemesi kabul edilemez.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi lütfen.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları bağlayıcıdır, hepimizi bağlar. Eğer o sözleşmenin altına imza attıysak o kurallara uymak zorundayız; herkes gibi, hepimiz gibi Cumhurbaşkanı da uymak zorunda ve son olarak şunu söyleyeyim: Demirtaş'ın da Leyla Güven'in de Gültan Kışanak'ın da bütün arkadaşlarımızın bu karardan sonra, hele hele "Dokunulmazlıkların kaldırılması, AİHS'e aykırıdır." tespitinden sonra yargılamalar artık yok hükmündedir ve hepsinin derhâl, derhâl ama serbest bırakılması gerekiyor, bu çağrımızı söyleyeyim.

Sayın Başkan, son olarak -bitiriyorum- Musa Piroğlu Vekilimiz dün çok çirkin, çok ciddi, çok haksız bir saldırıya maruz kaldı ve Saruhan Bey, sanırım, sizden bir talepte bulunmuş, sonra başka bir şey yaşandı, devam edemedi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Son kez açıyorum, tamamlayın sözlerinizi.

Buyurun.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Son kez, evet...

Musa Piroğlu Vekilimizin sandalyeden düşürülmesi, o manzara, hakikaten Türkiye'nin kara sayfalarından birini oluşturacak ve bu Parlamentonun bir üyesi olarak Meclis Başkanlık Divanından açık bir talebimiz var. Bu konuda Meclis Başkanıyla da görüşmenizi istiyoruz. Meclisin bir tutum ortaya koymasını istiyoruz. Yani oradaki Emniyet müdürü kimdir, yardımcıları kimdir, kim talimat verdi, onları burada anlatmayayım, bilmiyorum da ama neticede, o olaya sebebiyet verenler hakkında bu Meclis Başkanlığının tutumunu bir an önce ortaya koyması gerektiğini düşünerek talepte bulunuyoruz.

Teşekkür ediyorum.