| Konu: | 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin Tümü münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 35 |
| Tarih: | 18.12.2020 |
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, Halkların Demokratik Partisinin Sayın Eş Genel Başkanları, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
2021 bütçesinin son konuşmasını yapmak üzere huzurunuzdayım.
Yetmiş beş günlük bir anayasal süreç; yirmi günlük Komisyon çalışması, on iki günlük Genel Kurul çalışmasının ardından birazdan 83 milyonu hatta göçmenlerle birlikte 87 milyonu doğrudan ilgilendirecek bir karar vereceğiz. Bu salondaki milletvekilleri, kendilerini buraya yollayan millet adına, halk adına bir hakkı kullanacaklar, sekiz yüz yıllık bir kazanım, bütçe hakkını. Parlamentoyu Parlamento yapan varoluşsal bir hak, kullanmaya geldiğimiz, tüketmeye geldiğimiz değil, burada olmamızın sebebi olan kurucu bir hakkı kullanacağız. Devletin alan sağ eli ile veren sol elinin dengesine, bunun nasıl, ne kadar kullanılacağına karar vereceğiz. Evrensel olarak sekiz yüz yıllık bir kazanım Magna Carta'dan beri, bizde teorik olarak Birinci Meşrutiyet, pratik olarak İkinci Meşrutiyet, gerçek anlamda 1923'ten beri kullandığımız bir hak ve bu Parlamentoda ilk kez ve bütün dünya Parlamentolarında maskeler arkasında, temassız, tokalaşmadan, görüşmeden, temas kurmadan yapılan bütçe görüşmelerinin sonundayız. Bundan bir yıl öncesine kadar koca koca ülkeleri yöneten koca koca liderler, kıtadan kıtaya atılacak füzelerle, onları fark edecek erken uyarı sistemleriyle, radarlarla, uçaklar ile o füzeleri havada imha edecek savunma füzelerinden bahsediyor, onlarla ilgileniyorlardı. Dünyanın dört bir yanında kendilerinden uzak, açlığa, yoksulluğa, eşitsizliklere, hastalıklara, salgınlara değil de füzelere bütçe, füzelere para istiyorlar, yaşatmaya değil öldürmeye bütçe istiyorlardı. Geçen sene Çin'de yaşanmaya başlananlar, gözün görmediği bir virüs ve dünyanın tüm liderlerine, tüm siyasilere, hepimize şöyle söyledi: "Siz hiç masraf etmeyin, siz hiç zahmet etmeyin. Ben hepinizi hiçbir ücret olmadan öldürebilirim." Dünyada 76 milyon kişi bu hastalığa yakalandı şu ana kadar ve 1,7 milyon kişi hayatını kaybetti. Bunu yapan virüsün şu ana kadarki toplam ağırlığı sadece 2 gram. Çin'deki yoksullukla, gelir adaletsizliğiyle, sağlık sorunlarıyla dünyanın diğer ülkelerinin liderleri hiç ilgilenmezdi. Hatta Boris Johnson ya da Trump'ın, maskesiz Trump'ın virüse meydan okumaları hepimizin hafızalarında ama ne zaman ki Çin'de 4 yoksul Çinlinin bir hayvan pazarında içtiği yarasa çorbası İngiliz Başbakanını yoğun bakıma soktu, Amerikan Başkanını hastaneye düşürdü. Hepimiz öğrendik ki demek ki neymiş; hepimiz, tüm evren, tüm küre en yoksulumuzun sağlığı kadar sağlıklı, en yoksulumuzun güvenliği kadar güvendeymişiz. (CHP sıralarından alkışlar) Demek ki neymiş; kıtalar arası füzelere değil, kıtalar arası virüsleri erken fark eden uyarı sistemlerine, onları önleyecek aşılara, onları durduracak ilaçlara bütçe lazımmış ve salgın hastalıkların önlenmesi için gerekli kapanma, evde kalma, karantina gibi tedbirler için bütçelere, böyle bakan devletlere, böyle yönetim anlayışlarına ihtiyaç varmış.
Bu süreçten -en temel dürtümüz, bütün canlılarda olduğu gibi- önce canımızı kurtarabilirsek ve -en üstün özelliğimiz- bu süreçten öğrenerek çıkabilirsek... Tüm dünyanın ağzında bir söz var: "Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak." Sosyal devletler güçlenecek, sosyal politikaların önemi artacak, eşitlikçi tezler güçlenecek. Yani, yaşananlar bizim dünya görüşümüzü, bizim ideallerimizi haklı çıkarıyor. Acımasız kapitalizmin faydacılığı bile dünya görüşümüzün idealizmine mahkûm olmuş durumda. Şöyle ki: Herkese yetecek aşımız olana kadar bazı zengin ülkelerdeki tüm insanları aşılamak yerine, tüm ülkelerdeki bazı insanları aşılamak bütün insanlığın faydasına. (CHP sıralarından alkışlar)
Ve değerli milletvekilleri, cumhuriyet, bir fikir, bir idealdi; cumhuriyet, bir rejim; elbette, tek adam rejiminden parlamentoya geçiş; elbette demokrasi ama cumhuriyeti kuran kadrolar, düşmanı kovup düşmanı kırıp İstiklal Harbi'ni, Kurtuluş Savaşı'nı kazandılar ama daha da zorunu yaptılar sonradan; o mazlum, o mağdur halkın gönlünü kazandılar. Pek çok şey yaptı Cumhuriyet ama üçü çok önemliydi; sağlık, eğitim ve kadına verdiği değer. Sağlıkta toplum sağlığını önceleyen, hijyeni önceleyen, salgın hastalıklarla mücadele eden cumhuriyet örneğin, sıtma ve trahom... Yani, Adıyaman'daki 100 kişiden 90'ının hastalanıp "körler şehri" diye anılacak kadar yaygın trahom ya da Türkiye genelinde yüzde 96'lara varan sıtma salgınında ölüyordu insanlar. Cumhuriyet Hıfzıssıhhayla, cumhuriyet koruyucu hekimlikle, cumhuriyet sağlığı koruyan tedbirlerle insanların ölmesini önledi. Bebek ölüm oranı yüzde 25, her doğan 4 bebekten 1'i ölüyordu; anne ölüm oranı yüzde 18, hamile kalan her 100 kadından 18'i, neredeyse 5 kadından 1'i ölüyordu ve cumhuriyet bu ölümlere çare olduğu için, cumhuriyet bu salgınları durduğu için insanların gönlünü kazandı, esas büyük savaşı kazandı. Ve biz, bunu bir kez başardık. Partimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün "Birinci Kongremiz" diye nitelendirdiği Sivas Kongresi ikinci yüzyıla çağrı beyannamemizdi. Şimdi, son kongremizde altına hepimizin imza attığı, Sayın Genel Başkanımızın Türkiye'ye ve dünyaya ilan ettiği İkinci Yüzyıla Çağrı Beyanname'miz var. 13 başlıkta, eğitimden dış politikaya, toplumsal barıştan siyasi ahlak yasasına kadar. En önemlisi, yepyeni bir toplum sözleşmesine, kuvvetler ayrılığına, güçlü parlamenter sisteme kadar önerileri olan, 13 başlıkta önerileri olan İkinci Yüzyıla Çağrı Beyannamesi'nin 11'inci başlığı "Bizi haklı çıkardı." dediğimiz bir sürecin sonunda, bizim dünya görüşümüzün haklı çıktığı bu sürecin sonunda güçlü sosyal devleti öneriyor. Alt başlıkların içinde, örneğin, aile destekleri paketi var. Bütün dünya bu süreçte "Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak." derken ortaya "vatandaşlık temel geliri" fikri atıldı, ciddi tartışılıyor. "Herkese değil, ihtiyacı olana verilsin." deniyor, ADS'deki gibi. Bunun yaratacağı makroekonomik etkiler tartışılıyor ama hiçbir tanesi ADS'nin ortaya koyduğu temel mantığa karşı değil ve eğer aile destekleri sigortası olsaydı... Örneğin, Sayın Bakanın anlattığı, övünerek gösterdiği tablo "6,5 milyon aileye biner lira yardım yaptık." Soruyor arkadaşlar: "2 kez alan var mı?" "Sistem izin vermiyor." Biner lira 6,5 milyarlık yardım. Oysaki ikinci Yüzyıla Çağrı'da önerdiğimiz aile destekleri sigortası paketi olsaydı salgının başladığı günden bugüne kadar o 6,5 milyon aile ve fazlası ayda ikişer bin lira hem de evlilik bağıyla oluşmuş bir aileden bahsediyorsak kadına, yaşlı 4 tane kardeşten bahsediyorsak durumu müsait olana ödenecek; asgari ücrete yakın ikişer bin lirayla bu pandemiden etkilenmeden, en az etkilenerek çıkabileceklerdi. O zaman işte, örneğin, sokak ekonomisinden geçinenlerin, hamalların, gündeliğe temizliğe gidenlerin... "Evde kal." demenin "Aç kal." demek olmadığı, yaşamak için çalış, eğer hastalığı kaparsan ölürsün, bağışıklık kazanırsan sürü bağışıklığına katkı sağlarsın gibi dünyadaki iki temel mücadeleden, sürü bağışıklığı ve pandemiyle karantina mücadelesi dışında bize özel gelişen, otomatikman gelişen üçüncü yöntem olmazdı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Sınıf bağışıklığı sistemi olmazdı. Parası olanların evde kalabildiği, kendini koruyabildiği, vitaminleri, besinleri alabildiği ama çiçek satan teyzenin, temizliğe giden ablanın, hamallık yapan ağabeyin sürü bağışıklığına tabi olduğu bu sistem olmazdı. (CHP sıralarından alkışlar) Bu bütçe, damat Albayrak'ın eylül ayında açıkladığı son ekonomik programa göre kurgulanmış, hatta yollanmış, hatta savunulmuş bir bütçe. Daha sonra bütçeyi kabul eden Komisyon Başkanının bütçeyi savunan, bütçeyi uygulayacak Bakana dönüştüğü çarpık bir süreç. Ama bu bütçe salgın yokmuş gibi yapılmış bir bütçe. Bu bütçe, yaşadıklarından bir şey öğrenmeyen bir bütçe. Bu bütçe, ne salgına ne yeni ihtiyaç duyulan güçlü sosyal devlete hazırlık yapmayan bir bütçe. Bu bütçe, hepimizin ihtiyacı olan 130 milyon doz aşıya kaynak koymayan bir bütçe.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Halk sağlığına, sosyal devlete, zor durumdaki ve bugün kapanıp da karantinaya alsak bu salgını durdurabilecekken ekonomide karşılığı olmadığı için esnafa, çiftçiye, işçilere katkı yapamadığımız için durduramadığımız salgına karşı tedbir almayan bir bütçe.
Biz böyle bütçeleri yapacağız. Kiminle yapacağız? Dünyanın bütün demokratlarının menfaatleri bir yerdedir, o menfaatlerin toplamı kıtanın menfaatidir. Türkiye'nin bütün demokratlarıyla yapacağız, sosyal demokratlar olarak yapacağız. (CHP sıralarından alkışlar) Müslüman demokratlarla yapacağız, milliyetçi demokratlarla yapacağız, Kürt demokratlarla yapacağız. Biz halkın bütçesini böyle yapıp yeniden cumhuriyetin 2'nci yüzyılını demokrasiyle taçlandıracağız.
Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)