| Konu: | Bursa Milletvekili Efkan Ala ve Tokat Milletvekili Özlem Zengin'in 230 sıra sayılı 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 231 sıra sayılı 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi'nin tümü üzerindeki son görüşmelerde AK PARTİ Grubu adına yaptıkları konuşmalarındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 35 |
| Tarih: | 18.12.2020 |
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, teşekkür ederim.
Şimdi, Sayın Efkan Ala'yı dinlerken bir anda -saati de denk geldi- sanki yanlışlıkla açıp da A Haber'de bir spikeri dinliyormuş hissiyatına kapıldık. (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)
Eğer hayatta sadece A Haber'in yaptığı montajlardan, iftiralardan ve hakaretlerden ibaret o bültenleri izlerseniz, Efkan Ala gibi bir kürsü performansı göstermek mümkün. Ancak Sayın Efkan Ala, üniversitelerin açılmasıyla övünürken sanki bugünkü gazeteler Efkan Ala'ya cevap için çıkmış gibiydi.
İBRAHİM HALİL YILDIZ (Şanlıurfa) - Soytarı!
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Açık 200'ün üzerindeki üniversite. O üniversitelerde atadığınız, sırtını sıvazladığınız, gaflarına sahip çıktığınız, biz eleştirince arkaladığınız adamlardan biri, AK PARTİ'li, MHP'li, CHP'li, İYİ PARTİ'li, HDP'li milyonlarca anne babanın evlatlarına benim burada tekrarlamaktan utanç duyacağım sözler söylediler. Toplumdan gelen tepki, lütfen... Daha önce "Google'ı Abdülhamit icat etti." dediğinde sahip çıktığınız "İstanbul Sözleşmesi uygulanmaya devam ederse çok kan akar." dediğinde görevden almadığınız birisine, size soruşturma açtırmış... Efkan Ala diyor ki: "Cumhuriyet Halk Partisi sabıkayla temiz kağıdı alamaz." Temiz kağıdı alıp almayacağımıza yapılacak ilk seçimlerde millet karar verir ama siz, yaptığınız bu atamalarla, bu hakaretle bırakın milletten...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan...
BAŞKAN - Buyurun.
CAHİT ÖZKAN (Denizli) - On iki gün boyunca hakaret duyduk sizden; millete hakaret, değerlerimize hakaret!
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bırakın temiz kağıdını, son seçimde size oy veren AK PARTİ'li annelerden, babalardan öncelikle helallik alamazsınız, helallik. (CHP sıralarından alkışlar)
"Ülkeyi vesayetten kurtardık." diyorsunuz. Vesayetten ne anladığınıza cevabı ve nereden baktığınıza cevabı aslında sizden sonraki konuşmacı Özlem Hanım verdi. Siz yargı vesayetinden bahsediyorsunuz, siz asker vesayetinden bahsediyorsunuz, bu vesayetlerle çarpıştığınızı söylüyorsunuz; Cumhuriyet Halk Partisi yetkiyi bir şahıstan alıp saraydan alıp halka vermiş bir siyasi geleneğin sahibi olarak her türlü vesayetle çarpışmayı bildi.
CAHİT ÖZKAN (Denizli) - 28 Şubatta onun için mi...
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Ancak siz, yargının üzerinde tek adam vesayeti kurdunuz, yasamanın üzerinde tek adam...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, çok rica edeceğim, Sayın Grup Başkanına gösterdiğiniz anlayıştaki gibi kesmeden olursa...
BAŞKAN - Aynı, devam ediyoruz ama azaldı süre.
RECEP ÖZEL (Isparta) - İki dakika verdi ya ona. İki dakika fazladan verdi.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Ve yargıyı bir vesayet kurumu olarak görüyorsunuz. Bu, hukuk devletlerinde olacak bir iş değil. Cumhuriyet Halk Partisinin Anayasa Mahkemesine gitmesini vesayet olarak nitelendiriyorsunuz.
CAHİT ÖZKAN (Denizli) - 367'den... 367.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Ama esas vesayet, dev projeleri verdiğiniz 5'li çeteye finans sağlayanlar ile Türkiye Cumhuriyeti devleti arasında bir çelişki olursa Türk mahkemelerini değil de Londra mahkemelerini yetkili kılmaktır vesayete boyun eğmenin daniskası. (CHP sıralarından alkışlar)
Şimdi, Sayın Başkan, elbette bu Meclis kürsüsünde akıl almaz şeyler duyduk. "Avrupa Birliğiyle imzayı biz attık." diyor. 1963'teki İnönü'nün imzasını kastediyor olmalı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bitireceğim efendim.
Ama herkes biliyor ki Avrupa Birliğiyle imzayı İnönü attı. Türkiye'nin görev yapan tüm başbakanları iyi kötü burada yol yürüdü ama Avrupa Birliğiyle köprüleri atmak sizin başbakanlarınıza, sizin Cumhurbaşkanınıza nasip oldu. (CHP sıralarından alkışlar)
Şimdi "Muhtar bile olamaz." ifadesi... Bari gözümüzün içine baka baka bunu söylemeyin. Elbette "Muhtar bile olamaz." diye bir karar vardı. Cumhuriyet Halk Partisi 22'nci Dönemde buraya geldi, 2 parti vardı. Bu partilerden bir tanesinin Genel Başkanı milletvekili olamamıştı çünkü anayasal engel vardı, hakkında da verilmiş karar. Cumhuriyet Halk Partisi önce Adalet ve Kalkınma Partisiyle birlikte Anayasa değişikliği yaptı, o anayasal engeli kaldırdı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Bir dakika...
Tamamlayalım lütfen Sayın Özel.
(AK PARTİ sıralarından "Milletin gücü, milletin!" sesi)
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sonra Siirt'teki kendi seçilmiş milletvekilini de istifa ettirerek AK PARTİ'ninkilerle birlikte, Anayasa'ya göre ara seçim zorunluluğu doğdu ve yapılan o ara seçimde partinizin Genel Başkanı önce milletvekili, sonra Başbakan oldu. Bunu, hiç değilse, Cumhuriyet Halk Partisinin göstermiş olduğu bu demokratik olgunluğu ve demokrasiye yapmış olduğu bu katkıyı öveceğinize, bunu bile Cumhuriyet Halk Partisini eleştirmek için söylüyorsunuz. Bu "Siirt" dendiğinde Sayın Efkan Ala, bir Siirt üçlemesi damgasını vurmuştur Türkiye siyasetine. Siirt meydanında okunan bir şiirden dolayı siyasi yasak, Siirt'teki milletvekillerinin istifa etmesi üzerine milletvekili olarak aşılan ve Başbakan olunan bir hikâye ve son seçimlerde Siirt halkının seçtiği Belediye Başkanına kayyum atayacak bir noktaya savruldunuz siz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Son olarak, dün, Sayın Erdoğan çıkmış "Türkiye'deki muhalefet beşinci kol faaliyetidir." diyor.
Sayın milletvekilleri "beşinci kol faaliyeti" lafını alkışlamadan önce bir dönüp bakarsanız, 1937 Madrid Kuşatması, diktatör Franco şunu söylüyor: "Dört koldan Madrid'i kuşattık, beşinci kol içeride çalışıyor." diyor; casusları, hainleri ve yerel iş birlikçileri söyleyerek. Bir ülkenin Cumhurbaşkanı çıkıp ülkenin muhalefetine "beşinci kol" derse, o lafı aldığı, kullandığı Franco'yla bir anılırsa, ona da cevap verilirken "diktatör bozuntusu" denirse, orada düzeltilecek tek kelime vardır. (AK PARTİ sıralarından "Hadi oradan!" sesleri, gürültüler) Geri alınması gerekir, geri alıyorum, "bozuntu" kısmını geri alıyorum, "diktatör" sizin olsun. (CHP sıralarından alkışlar; AK PARTİ sıralarından gürültüler)