| Konu: | Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu'nun yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine, yerli kan ürünü üretilmesini siyaseten de mesleki olarak da desteklediğine ancak her şeyin Sancak ailesine imtiyaz olarak verilmesine karşı olduklarına ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 33 |
| Tarih: | 16.12.2020 |
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, öncelikle şunu söylemek lazım: Tabii, burada çok sayıda hukukçu var ve hepimiz de siyasetçiyiz. Bir hak nasıl tesis olunur ve kişilerin kişiler üzerindeki hakları ve kamu yönetimindekilerin hepimizin vergilerini kullandıkları için kamuya karşı sorumlulukları ve birbirimizin üzerindeki hakları meselesinde bir bakan vergi veren insanlara, bu milletten 100 bin oy alarak seçilen insanlara "Üzerimizde hakkınız olduğunu düşünmüyoruz." diyorsa ona söylenebilecek çok bir şey yok. Ama Sayın Bakan hep polemik alanına kaçmayı... Belki gelecek dönem nasılsa parlamenter sisteme geçilecek, milletvekili olursa muhalefette grup başkan vekilliğini falan tadabilir, o zaman polemik konusunda aradığını bulur. Ama ben kendi alanıyla ilgili bir şey söyleyeyim, çok net bir şey söyledi: "Efendim, kim istese biz onu destekleriz, teşvik yaparız. Ona karşısınız, buna karşısınız."
Sayın Başkan, 2001 yılından itibaren Türkiye'de kan ürünleriyle ilgili çok hassas bir süreç vardı, çok korkunç. Şöyle yapıyordu birtakım çeteler: Hemofilili aileleri birbiriyle evlendirip, teşvikler yapıp, hemofilili çocuklar doğurtup, onların yoksullukları üzerinden pahalı hemofili reçeteleri üretip bunun üzerinden kişilerin yoksulluğunu sömürerek ilaçlarını sattıran çeteler vardı. Biz o dönem, hasbelkader üstlendiğimiz görevlerde, bunlarla kıyasıya bir mücadeleye giriştik ve hem Manisa Eczacı Odasında hem Türk Eczacıları Birliğinde hemofili reçetelerinin renkli reçete uygulaması, sıraya sokulması, doktor-hasta-eczane üçgenini kıracak eşit limitli tevzi sistemleriyle kan ürününü Türkiye'de tüm eczaneler arasında eşit dağıtmaya başladık.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi.
RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Ya, gecenin bu saatinde buna ne gerek var?
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Çok var çok. Hatta çok kıymetli bir şey olacak bence, tam da yeri, belki polemik yapacağımıza iyi bir yere de varırız.
Bu sistem yıllarca kusursuz işledi. Türkiye, yurt dışından kan ürünlerini güvenle getiren, güvenle ulaştıran, çirkin üçlü ilişkilerin olmadığı bir sisteme kavuştu ama eksiğimiz yerli kan ürünüydü. Bu konuda bir adım atılmasını siyaseten de mesleki olarak da hep destekledim, destekledik. Bu konuda Bakanlık bir çağrı yaptı. 7 tane bu işi bilen firma ve 11 tane de Bakanlığın davet ettiği firma, 18 firma bir araya geldiler. Halis, iyi bir niyet ifade edildi; "Herkes bildiğini bu masaya döksün." dediler. Özellikle o 7 firma döktü, aylarca görüşüldü. Sonra dediler ki: "Biz firmaları belli kriterlerle eksilteceğiz."
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sözlerinizi tamamlayın lütfen.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bitecek Başkanım, az kaldı.
BAŞKAN - Son açışım, onu söylüyorum, toparlarsanız...
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkanım, şunu toparlamama izin verin, çok kritik bir şey.
Dediler ki: "Bizim işi vereceğimiz firma 6 tane soğuk hava deposu yapacak. 10 tane plazmaferez merkezi kuracak, ilkini on iki ay içinde. Yurt dışından Türkiye'ye de kan ürünü getirme tekelini ona vereceğiz." 7 tane tecrübeli firmayı bırakın, şartnameye rağmen -beş yıllık tecrübe aranıyordu- bir ay bu işi yapmamış olan bir firmaya, Murat Sancak'ın firmasına bu iş verildi. Bu işin içindeki o "know-how"u bilenlerin hepsi şaşkın. Sayın Bakanım, davet edin anlatsınlar size o süreci, bir anlatsınlar. "Bütün bilgileri bizden aldılar, işi bilmeyen Murat Sancak'a bu işi verdiler." Sonuç ne oldu? Murat Sancak, dünyadan Türkiye'ye son kullanma tarihi üç ay kalmış -Türkiye'ye bir yıldan az kalanı sokmak yasak- kutuları belgeledik.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bitiriyorum Başkanım.
BAŞKAN - Artık hakikaten gece saat biri geçti, lütfen yani.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Ama Sayın Başkanım, çok kritik.
BAŞKAN - Tamam, tamamlayın lütfen.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Dünyada geziyorlar, dolaşıyorlar; üç ay kalmış, iki ay kalmış kan ürünleri... Kanuna göre bir yıldan az miadı kalan sokulamaz. Samsun Devlet Hastanesine verilen miadı iki ay kalan kan ürünlerini de belgeledik. Sağlık Bakanı da doğruladı geçen -tutanaklarda var- bütçede. Şimdi, bu kişi üzerine düşen hiçbir işi yapmamış, bu imtiyazı almış; tek başına, en pahalıya, onda 1'i fiyatına, on sekizinde 1'i fiyatına bulduğu ilaçları hastanelere, eczanelere tekel satıyor. Bir de üstüne üstlük, bu hiçbir sözünü tutmamış, 172 bin metrekarelik Silivri'de arazi tahsis ettiniz. Görevini yapsa, dört dörtlük yapsa, yükümlülüklerini yerine getirse, millî kan ürününe doğru yürüse bunun yapılması lazım. O sözünü tutmuyor da siz bu arsayı verince arkadaşlar "peşkeş" der, karşı çıkar. Yerli, millî kan ürününden yanayız ama her şeyin Sancak ailesine imtiyaz olarak verilmesine de karşıyız Sayın Bakan. (CHP sıralarından alkışlar)