| Konu: | Adalet Bakanı Abdulhamit Gül'ün 230 sıra sayılı 2021 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 231 sıra sayılı 2019 yılı Kesin Hesap Kanunu Teklifi'nin ikinci tur görüşmelerinde yürütme adına yaptığı konuşmasında HDP'ye sataşması nedeniyle konuşması |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 26 |
| Tarih: | 09.12.2020 |
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; evet, Adalet Bakanını dinledik. Doğrusu, evrensel hukuk ilkelerini, demokrasiyi, yargının tarafsız ve bağımsızlığının ne kadar önemli olduğunu anlattı. Hatta dinlerken hakikaten bir hukukçu olarak "Bu ilkelerin tümünü biz de savunuyoruz." dedim. Burada hatırlatmak açısından şu noktaları belirtmek istiyorum: Demokrasinin temelinde, hukuk devletinin temelinde yargı vardır. Yargı, bir denetim erkidir tıpkı basın gibi, iktidarları denetler. Tarafsız ve bağımsız olmaması hâlinde iktidarların önünde hiçbir engel yoktur. Anayasa Mahkemesinin rolü tam da budur. Anayasa Mahkemesi, yasamanın Anayasa'ya aykırı faaliyet yapmasını, yasa çıkarmasını önler.
Peki, bizde durum nasıl? Yani uzun uzun anlatamıyorum, sürem yok. Bizde şu anda hâlihazırda Anayasa Mahkemesi kararları uygulanmıyor. Yerel mahkeme çıkıp diyor ki: "Ben dinlemiyorum seni." Reddediyor. Hâlbuki hukukta bu, bir içtihattır, kimse reddedemez, Yargıtay kararını kimse reddedemez, yerel mahkeme. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Anayasa 90'a göre, daha da önceliklidir iç hukuktan; o da uygulanmıyor, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları da uygulanmıyor. Direnen -tırnak içinde söylüyorum- hâkim ve savcılar var ama neye direniyor biliyor musunuz? Hukuka, adalete, demokrasiye, hukuk devleti ilkelerine direniyor. Ha, diyeceksiniz ki: "Kendi kendilerine mi direniyorlar?" Hayır, burada iktidarın yargı üzerinde tamamen bir denetimi var, bağımlı ve taraflı bir yargı yaratmak için uzun yıllardır yasalarla, uygulamayla yürütülen aktif bir faaliyet var.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Hiç unutmuyorum, iki hafta önce Cumhurbaşkanı bir konuşma yaptı; şöyle, elinde Anayasa vardı, dedi ki muhalefete: "Anayasa 138'e göre, siz yargıya etki ediyorsunuz." Hâlbuki o konuşması, yargıya müdahaleydi. Ben hatta basına -röportaj istediler- dedim ki: "Danışmanlarını değiştirsin. O konuşma, yargıya müdahale."
Şimdi, nedir? Cezasızlık politikası devam ediyor. Kadına yönelik şiddet cezasız kalıyor. Cinayetler... Kürtlerin öldürüldüğü bütün davalarda -Sayın Bakan, önemle söylüyorum, size 100 tane ezbere sayarım- tek bir gün ceza verilmedi; Roboski'den Kemal Kurkut'a, Kemal Kurkut'an Osman Şiban'a, Osman Şiban'dan Ceylan Önkol'a. Bu nedir? Bu, taraflılık ve bağımlılıktır işte. Şimdi, biz, bu dönemde, ilk defa gezici yargı gördük. Akın Gürlek diye bir hâkim, sabah sulh ceza hâkimi, öğleden sonra ağır ceza mahkemesi üyesi; birinde tanık dinliyor, diğerinde tanığın delil olduğu dosyada tutuklama kararı veriyor. İşte, Sayın Adalet Bakanına, huzurunda söylüyorum...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Son cümlelerinizi alayım, tamamlayın.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Şu anda söylediği, Bakanın tarif ettiği bir yargı yok, tarafsız ve bağımsız bir yargı yok, hatta yargı yok. Yargı, kendisini tamamen bağımlı hissediyor ve bunun dışında karar veremiyor. Bunu ben değil, onlar söylüyor. Defalarca karşılaşmalarımızda "Biz, bu kararı verirsek ne yapalım?" diyorlar, "HDP'lilerle ilgili dosyalarda bir şey yapamayız." diyorlar, "Belediye Başkanlarında bir şey yapmayız." diyorlar. Bu konuda cesaretleri yok çünkü binlerce hâkim, savcı atıldı ve cezaevinde.
Bu sebeple, hani bu reform söylemi var ya, uygulamada her şey değişebilir. Şu anda Türkiye'deki yasalar çok korkunç yasalar değil, bir hukukçu olarak söylüyorum: Uygulanırsa, gerçekten uygulanırsa, aslında iyi uygulayıcının elinde lehe dönüşebilir. Kadına yönelik şiddette de, cinayette de, bütün işkencede de ama bugün işkence cezasız. İşkenceyi, biz, burada ispatladık ama tek bir gün ceza almadılar. Bunu da Sayın Bakanın takdirine sunuyorum. (HDP sıralarından alkışlar)