GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 2'nci Tur Görüşmeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:26
Tarih:09.12.2020

CHP GRUBU ADINA TUFAN KÖSE (Çorum) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum ben de. Sayın Bakanlara ve Bakanlığın kıymetli bürokratlarına da hoş geldiniz diyorum. Umarım bütçemiz ülkemize hayırlı olur.

Değerli arkadaşlar, ben de Avrupa'daki temsilcimiz Başakşehir'in teknik heyetinden Webo'ya yapılan çirkin saldırıyı, ırkçı saldırıyı huzurlarınızda kınıyorum. Bunun yanı sıra bugün özellikle adalet sistemimizdeki gecikmeden kaynaklanan bir hususa da değinmek istiyorum. Berkin Elvan vardı; Gezi olaylarında polisin kapsülüyle yaralanan, devamında da ölen. Davası bugün, duruşması bugün. Yaklaşık yedi yıl üzerinden geçmiş olmasına rağmen hâlen adalet tecelli etmemiş, bir an evvel orada da adaletin tecelli etmesini umuyoruz.

Değerli arkadaşlarım; hukuk reformu çok zor değil, çok kolay yeter ki niyetler iyi olsun, niyetler doğru olsun. Arkadaşlarımız hep söylüyorlar HSK'nin yapısı mutlaka, hemen değişmeli eğer bir hukuk reformunun iyi niyetli olduğuna bizi inandıracaksanız HSK'nin yapısını değiştirin. Sizin buna inandırmanız mümkün değil. Örnek olsun; şimdi pandemi döneminde yaşıyoruz, çok hızlı yayılıyor pandemi ama yaklaşık on dokuz yıllık iktidarınızda keyfîlik ve hukuksuzluk, pandemiden çok daha hızlı yayılmış ülkemizde. Biraz sonra örneklerle, kısa kısa örnekleriyle açıklayacağım.

Ben, Sayın Bakanı çok iyi niyetli bulurum, milletvekilliği döneminden beri beğenirim ama Sayın Bakanın yapacağı şeyler de çok sınırlı. Onun döneminde, özellikle bu hükûmet sistemi değişikliğinden sonra onun önünde, yargı bağımsızlığının önündeki en büyük engel olan Sayın Cumhurbaşkanının tavırları, söylemleri var, yargıya bakışı var. Yargıya bakışı şöyle: Hem referandum süreçlerinde gördük hem daha sonraki yasal süreçlerde gördük yargıyı bir kere kendisinin eline pranga vuran bir anlayış olarak düşünüyor ve görüyor. Yani bağımsız yargı, onun kendi kafasındaki ülke hayali için bir engel. O, engel olarak gördüğü sürece de, bu tavırlarını devam ettirdiği sürece de ne reform yaparsanız yapın ya da ne reform ihtiyacı olursa olsun yargımızı bağımsız hâle getirme imkânımız yok diyoruz.

Hep yapılan şu, reform diye getirdiğiniz şeylerde hep yapılan şu: Yargının bağımsızlığını sağlamak yerine, yargıya nüfuz etmeye çalıştınız. Öncelikle, daha evvelinden bu Fetullahçı terör örgütüyle iş birliği yaptığınız dönemde onların lehine, bilahare de parti üyesi hâkim ve savcıları mesleğe çok az puanlarla kabul ederek kendi siyasi anlayışınıza hizmet ettiniz.

Değerli arkadaşlarım, şimdi şöyle kısaca birkaç cümle daha söyleyeyim. Az evvel Sayın Cumhurbaşkanının tavırlarını ve üslubunu, yargının bağımsızlığı önündeki en büyük engel olarak söylemiştim. İki tane örnekle bu konuya son vereceğim. Mesela, Sayın Demirtaş, bir siyasi partinin Genel Başkanı ve daha sonra da Cumhurbaşkanı adayı olarak görev yaptı. Hakkında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinden bir karar verildi, hem beraat etmesi gerektiği yönünde hem de hak ihlali olduğu yönünde. Sayın Cumhurbaşkanı, hemen bir söylemiyle "Biz karşı hamlemizi yaparız, işimizi bitiririz." dedi. Sanki meslekten hâkim, sanki onun görevi.

Üstelik sen partili bir Cumhurbaşkanısın, hadi onu da geçtik, sen Cumhurbaşkanısın, milletimizin birliğini ve varlığını temsil ediyorsun, bağımsızlığını temsil ediyorsun, adaletini temsil ediyorsun. Bu söz, söylenecek bir söz müdür?

Yine, bu sözün devamında hâkimleri izliyoruz, hâkimlere bakıyoruz: Mesela Rıfat Serdaroğlu eski bakanlardan birisi; geçenlerde Cumhurbaşkanı hakkında bir açıklama yapmış, havaalanına giden yoldan çeviriyorlar, alelacele gözaltına almaya çalışıyorlar, işte, savcılığa götürüyorlar. Buna benzer onlarca örnek var. Cumhurbaşkanına yapılan en küçük bir söz, söylem, eleştiri dahi hemen sabahlara karşı gözaltına alınmaya, savcılıklara, tutukluluklara yol açıyor ama Cumhurbaşkanı, barış bildirisini imzalayan akademisyenler hakkında "alçak, zalim, kapkaranlık, cahil, ruhu kirlenmiş" filan diyebiliyor yani bir sövmediği kalmış, beraat ediyor. Yani yargının geldiği noktaya, hani hukuksuzluğun ve keyfîliğin geldiği noktaya örnek olması bakımından bunları söylüyorum.

Tabii, yargıda Sayın Cumhurbaşkanına bu konularda yardımcı olanlar ne oluyor? Bakın, adamın birisi -ismini vermeme gerek yok, herkes biliyor- çok değil, bir buçuk ay kadar önce, 27 Ekimde Yargıtay üyeliğine seçiliyor. Yani Yargıtayın en tecrübesiz, en genç -yaşı kaçtır bilmem- üyesi ama adamdaki hadsizliğe bakın ki 17 Aralıkta yapılacak Anayasa Mahkemesi üyeliğine de göğsünü gere gere aday olabiliyor. Yani hiçbir tecrüben yok senin, oradaki en yeni Yargıtay üyesisin! Demek ki bir yerlerden destek alıyor, kimden destek alıyor? Yıllardır bakışlarından anlayarak mesleğini hizmetine sunduğu Sayın Cumhurbaşkanından demek ki yetki ve destek alıyor, anladığımız bu bizim.

Kısaca, Sayın Bakandan beklediğimiz reformları da burada söylemek istiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayınız sözlerinizi.

TUFAN KÖSE (Devamla) - Öncelikle Sayın Bakanım, yapacağımız şeylerden birisi: HSK'nin yapısını çok hızlıca değiştirmek zorundayız, hemen değiştirelim, hiç durmadan. Bu kanun hükmünde kararnamelerle atılanlar hususu var. Bakın, kesinleşmiş bir yargı kararı olmaksızın, hatta hiç yargı kararı olmaksızın, hatta savcılıklarca verilen takipsizlik kararları olmasına karşın görevlerine iade edilmiyorlar. FETÖ soruşturmasında meslekten atılan 5 bine yakın hâkim var, dünyanın hiçbir yerinde olmayan. Bu hâkimlerin verdikleri kararlar var. Bu kararlara ilişkin öncelikle ve ivedilikle, çok hızlıca yeniden bir denetleme yapılmalı, denetim yapılmalı. Çok mağdur insanlar çıktı bunların arasından, her gün sizlere de geliyordur mutlaka.

Hâkim, savcı alımları... Yani bizim zamanımızda herhangi bir dönemde parti üyesi olanın dahi -başvurduğu zamanı söylemiyorum- hâkim, savcı olma ihtimali yoktu. Şimdi bütün partililer, il başkanı, ilçe başkanı, kadın kolları başkanı hâkim oldular. Bunlarla ilgili mutlaka bir çalışma yapılmalı, mutlaka.

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) - Hangi zamandaydı bu?

TUFAN KÖSE (Devamla) - 1988'de ben hâkimlik sınavına girdiğimde şeyde yazılıydı orada "Herhangi bir siyasi parti üyesi olan, hâkim alınamaz." derdi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

TUFAN KÖSE (Devamla) - Evet, böyle derdi, arkadaşlar.

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) - CHP dönemini söylüyorsun.

ZEYNEL EMRE (İstanbul) - Koridorlarda AK PARTİ'li avukat bırakmadınız; hepsi hâkim, savcı oldu.

TUFAN KÖSE (Devamla) - CHP dönemi, başka dönem... Ben Türkiye Cumhuriyeti'nin bir milletvekili olarak konuşuyorum değerli arkadaşlar.

Sayın Bakanım, can dostlarımız var. Onlarla ilgili düzenlemenin de -burada Meclis araştırma önergesi de görüşüldü, raporlar da çok, 35'e yakın da kanun teklifi var- hayvan haklarıyla ilgili yasal düzenlemenin de acilen, ivedilikle geçirilmesi gerekir diyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)