GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Türkiye Çevre Ajansının Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:23
Tarih:03.12.2020

OKAN GAYTANCIOĞLU (Edirne) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 5'inci madde üzerine söz aldım. 5'inci maddede ne var? Çevre Ajansının Yönetim Kurulu ve Danışma Kurulu üyeleri yani sizin seçeceğiniz, sizin atayacağınız kişiler var. Devlet veya özel sektörde çevre konularında -muhtemelen tabii ki çevre konularında- uzman olması gerek ama siz bir şekilde çevreyle ilişkilendirirsiniz onu. Kimi atayacağınızı da biliyorum az çok. Kimi atayacaksınız? Herhâlde bir sınav yapmayacaksınız, size en çok kim yakınsa, kim istediklerinizi yapıyorsa, pandemi dönemi bile olsa çevreyi kim katlediyorsa, kim ona izin veriyorsa tabii ki onları atayacaksınız yani çevre talanına izin verenleri atayacaksınız. Yani, halkın karşı çıkmasına rağmen, yasaların "olmaz" demesine rağmen, bilimin "Kesinlikle burası uygun değildir." demesine rağmen yandaşlarınızın çıkarları söz konusuysa ya da son günlerde Katar'ın menfaatleri nasılsa, buna tamam diyecek birileri olacak.

Katar konusuna birazdan geleceğim çünkü benim vereceğim örneğin arkasında da Katar var. Örnek ne? Benim bölgemdeki Saros Körfezi. Bilmiyorum hiç gittiniz mi Saros Körfezi'ne? Gitmediyseniz mutlaka gidin çünkü Saros Körfezi dünyanın kendi kendini temizleyebilen ender körfezlerinden bir tanesi. Saros Körfezi'ni bilmiyorsanız çok büyük yazık ama Katar 2013 yılında öğrenmiş mesela. Ansiklopediye de bakmamış, incelemiş "Burası bana uygun." demiş. Neden? Çünkü Katar doğal gazını FSRU denilen gemilerle naklediyor. İskenderun'a gönderiyor bir gemi sürekli, gazı oradan bize gönderiyor. Şimdi, demiş ki: "Ben Avrupa'ya da açılayım. Avrupa'ya açılmanın yolu Saros Körfezi'nden geçer. Oraya, ben, BOTAŞ'la bir anlaşma yapayım, bir liman yaptırayım." Yapacakları liman nasıl bir yer biliyor musunuz? 10 bin ağaç kesilecek, 35 kilometre boru döşenecek; hiçbir istihdam yok, doğal güzellikler yok olacak, halk karşı, bilim adamları "olmaz" diyor. ÇED toplanıyor, on dört ayrı görüş, on dörtte 14 "hayır", kuş bilimciler "hayır" diyor, çevre bilimciler "hayır" diyor, ziraatçılar "hayır" diyor, ormancılar "hayır" diyor, inşaat mühendisleri "hayır" diyor. Diyor ki inşaat mühendisleri bir de: "Ya, 7 kilometre ilerisinde aktif bir fay hattı var, böyle bir yere bu iş yapılamaz." Ama Katar aşkı var ya Katar aşkından dolayı, arkasında Katar var, o gemiler oraya gelsin, önemli değil, biz buraya bir liman yaparız. ÇED olumsuz oluyor ama kimsenin sokağa çıkmadığı bir dönemde Çevre Bakanlığında bir toplantı yapılıyor, ÇED anında "olumlu"ya çevriliyor ve tekrar bizler itiraz ediyoruz, Edirne Bölge İdare Mahkemesine başvuruyoruz. Şimdi yeniden bir bilim kurulu oluşturuldu. 8 Kasım günü dosyalar verildi. Ben de oradaydım, gittim. Bilirkişiler daha raporlarını yazmadan her biri raporları aldı, dosyaları aldı, daha altmış günlük süre varken birdenbire dozerler içeri girdi. Yani niye anlatıyorum bunu? Şimdi, siz de böyle bir ajans kuracaksınız, baskı yapacağınız kişiler de her şeye "Tamam." diyecek arkasında Katar varsa. Bölgedeki yurttaşlar tam 45 bin imza topladılar. Yani halk karşı, bilim karşı, hukuk karşı ama siz yanındasınız. Neden? Çünkü Katar buraya gemilerini getirecek, gazı boşaltacak. Sözde diyorlar ki bir de: "Senede bir veya iki tane gemi gelecek." Hayır, öğrendik, yüzlerce gemi gelecek, seferler düzenlenecek. Ya, bırakın da bari yeşil yaşasın. Deniz ile yeşil ne kadar güzel gidiyor, orada turizm yapılıyor, insanlar tarlalarını ekip biçiyorlar. Zaten tarımı mahvettiniz, Tarım Kredi Kooperatiflerine borcu yüzünden çiftçilerin traktörleri haczedildi, inekleri haczediliyor. Bırakın bari çevre kendi kendine yaşasın. O körfez de kendi kendini temizleyen bir körfez olarak kalsın.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)