GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: HDP Grubu önerisi münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:14
Tarih:10.11.2020

HDP GRUBU ADINA MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Evet, aslında bu ekonomik krizle ilgili genel görüşme önergemizi geçen haftadan hazırlamıştık ama son iki günde yaşanan gelişmeler vesilesiyle çok daha acil ve gündem oldu; üzülerek tabii ki bunu öncelikle belirtmek istiyorum. Ekonomi ne durumda? Türkiye ekonomisi, 80 darbesinden bu yana adım adım kamu varlıklarının yok edildiği, zenginin daha zengin, fakirin ise daha fakir olduğu bir modelle yönetilmeye devam ediyor. Adalet ve Kalkınma Partisinin iktidarıyla birlikte ekonomik politikalar ve eşitsizlik tamamen daha fazla körüklendi. "Her mahallede bir milyoner" diye yolan çıkılan küçük Amerika hayali, her mahallede binlerce işsiz ve yoksul yarattı, yaratmaya devam ediyor. 2015'i hatırlayalım, çözüm sürecinin bitirilmesiyle başlayan süreçte ekonomik olarak yaratılan tahribatları aslında işsiz sayısına bakarak görebiliriz. 1 Haziran 2015'te 3 milyon olan işsiz sayısı, Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine geçilmesiyle 3 milyon 500 bine, bugün ise 9,8 milyona ulaşmış durumda. Evet, 2015 yılından bu yana Basın Özgürlüğü Endeksi'nde 149'uncu sırada olan Türkiye, bugün 154'üncü sırada; Türkiye 5 sıra geriledi. 2015 yılında 2,68 TL olan dolar, bugün 8 TL bandında devam ediyor. Evet, 2014 yılında Hukukun Üstünlüğü Endeksi'nde 59'uncu sıradaydı Türkiye. Bugün, 2020 yılında hangi sırada? 124'üncü sıraya gerilemiş vaziyette. Evet, bu gerileme ile ekonomik çöküş arasında doğrudan bir bağ vardır ve hukukun üstünlüğünü feda eden AKP, bu ülkede genç işsizliğini beş yılda yüzde 18'den yüzde 30'a çıkardı. İktidarda kalmak için hukuku hiçbir zaman ciddiye almadı, takmadı; geride milyonlarca işsiz bıraktı. Evet, iktidar, hukukun üstünlüğünü, basın özgürlüğünü, demokratik çözümü halkların elinden aldı. Karşılığında aslında bir kaşık daha az çorba, bir tane daha az ekmek verdi. Sizler daha fazla savaş, yandaş ve rant dedikçe, daha fazla açlık ve yoksulluk bu ülkeye musallat oluyor. Çünkü, koltuklarınızı savaşa, ranta, israfa endeksledikçe; özgürlük, adalet ve eşitlik endekslerinde Türkiye geriliyor. Bu gerilemenin yükünü kim çekiyor? Aslında, kaynamayan tencereyle, boş kalan sofrayla, milyonlara ulaşan borçla halk çekiyor. Evet, ekonomik krizde havyarları, altın tabakları, günlük 10 milyon TL'lik masrafı kendinize; işsizliği, açlığı, yoksulluğu, intiharları ise halka bırakıyorsunuz. Günlük 10 milyon TL'yi Sayıştayın Cumhurbaşkanlığı bütçesini denetim raporundan aldığımı da önemle ifade etmek istiyorum.

Evet, bu eşitsizliğin ve krizin sorumlusu, ekonominin sorumlusu "Benim, ben!" diyen Erdoğan'dır. Başkasına yüklemesin, çünkü bu ülkede Merkez Bankası Başkanı da Erdoğan'dır, Maliye Bakanı da Erdoğan'dır, vergi dairesi müdürü de Erdoğan'dır. Tek kararı kendisi veriyor, fakat ne kadar yetkili olursanız olun, güçsüzleşiyorsunuz, mızrak kabına sığmıyor. Ruhsuz bırakmak istediğiniz mücadele, Türkiye halklarının itirazlarıyla ruh kazanıyor. "Geçinemiyorum, evime ekmek götüremiyorum, işsizim." diyen her ses, Türkiye halklarının adil ve demokratik geleceğine bir nefes oluyor. "Nefes alamıyorum." diyen yoksullar, işsizler, gençler, kadınlar birbirinin sesine ses, nefesine nefes oluyor. Her geçen gün Türkiye'nin demokratik ve adil, eşitlikçi geleceğini inşa edecek denklem daha net ortaya çıkıyor. Evet, denklem açıktır; AKP iktidarı, saray rejimi yönetimde oldukça Türkiye ekonomisi daha fazla krizlere girecektir. Türkiye'de saray rejimi halkla olan bağını, hikâyesini kaybetmiştir. Maliye Bakanının AKP Genel Başkanı tarafından affedilmesi bir istifanın değil aslında suç işlediğinin kanıtı olabilir ancak. Af niye olur? Bir suç olursa af olabilir, ancak ve ancak suçlu affedilir, bunu da anlamak mümkün değil ama bu af AKP Genel Başkanı tarafından yapılamaz. Eğer bir af olacaksa bu takdir sadece halktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Evet, Albayrak ne diyordu? Her fırsatta "Ekonomiyi uçuracağız." diyordu. Kendisi uçtu ekonomik krizle. Şimdi bu ekonomik kriz aslında sarayı da uçuracak aşamaya gelmiş.

Evet, şu anda hakikaten Türkiye, basınla haber alma hakkı konusunda büyük bir darbe yemiştir ve aynı zamanda basının da -kartel medyanın- büyük bir suç işlediğini ifade etmek istiyorum. New York Times'ın, Reuters'ın, Financial Times'ın gördüğü haberi Sabah ve Hürriyet ya da diğer gazeteler görmedi. Bu da suçtur tabii ki. Evet, bu konuyu dün Merkez Yürütme Kurulumuz tarafından da kamuoyuna açıkladık; AKP-MHP ittifakından bir an önce kurtulmak ve demokrasi ittifakını yapmak Türkiye halklarının önünde çok büyük gündem olarak duruyor. Evet, hepimizin hayrına olan şey, Albayrak'ın dediğinin tersine, ülkede bu ittifaktan, bu iktidardan kurtulmaktır. Bu arada, biz kesintisiz bir şekilde mücadelemize devam edeceğiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Sadece selamlayacağım Başkan, izninizle.

BAŞKAN - Peki, son cümlenizi alayım.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Kesintisiz mücadelemizle şunu talep ettiğimizi ve bir an önce istifa talebimizi buradan da yinelemek istiyoruz. Bu Cumhurbaşkanının istifasıyla bu ülke derhâl erken seçime gitmek zorundadır. Önümüzde duran görev, güçler ayrılığını tesis etmek, tabii ki Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine son verilmesi; demokratik bir anayasa yapmak hepimizin önünde bir görev. Demokrasiyi güçlendirerek demokratik cumhuriyete geçiş Türkiye'nin tek kurtuluşu olabilir. Aksi hâlde hepimiz gün geçtikçe kan kaybediyoruz, umudu kaybediyoruz ama neyse ki bu konuda milyonlar umudu tazelemeye, mücadeleyi büyütmeye, kesintisiz bir direnişle halklara umut olmaya devam ediyor.

Hepinizi selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)