| Konu: | Cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal'in ölümünün 82'nci yıl dönümü vesilesiyle Kürt-Türk bütün halkların eşit olduğu bir ülke olunması için mücadele çağrısını bir kez daha yinelediklerine, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın istifasına, işsizlik konusunda da garabet yaşandığına, birikmiş maaşlarını ve tazminatlarını alamadan işten çıkarılan Bimeks işçilerinin haklı mücadelelerini desteklediklerine, Şırnak ili Silopi ilçesinde kullandığı panzerle bir eve çarparak 7 yaşındaki Muhammed Yıldırım ile 6 yaşındaki Furkan Yıldırım'ın ölümüne neden olan polise 19 bin lira ceza veren yargıyı tanımadıklarına ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 14 |
| Tarih: | 10.11.2020 |
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Teşekkürler Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; ben de Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Evet, bugün 10 Kasım. 10 Kasım dolayısıyla cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal'i anıyoruz. Yurttaşlarımızdan siyaset kurumuna, Parlamentodan tüm demokratik kurumlara ve sivil toplum kuruluşlarına varıncaya kadar hepimizin ortak hedefinin demokratik cumhuriyet, özgür yurttaşlık, adalet içinde özgür ve Kürt, Türk bütün halkların eşit olduğu bir ülke olunması için mücadele çağrısını bugün vesilesiyle bir kez daha yineliyoruz.
Evet, dün Türkiye'nin ekonomi koltuğu boştu; koltuktan koltuk affını dilememişti, resmî olarak boşalmasa da o koltukta kimse oturmuyordu. Doğal olarak döviz kurlarında yüzde 5 seviyelerinde bir düşüş gerçekleşti, TL uzun zamandır hasret kaldığı değer artışına bir istifayla aslında kavuştu. Bu, bize şunu çok açıkça gösterdi: AKP iktidarının -yönetimsizliğinden- yönetmesindense yönetmemesi daha büyük bir katkı yapıyor. Yani TL'deki değer artışını çok dikkat çekici buluyoruz.
Şimdi, bu istifa neydi, ne oldu? İki gündür bütün Türkiye bunu tartışıyor diyemeyeceğim, sadece 5 kanal ve 5 gazete tartışıyor. Dün, resmî açıklamadan sonra 180 yayın kuruluşu, "merkez medya" denilen yayın kuruluşu ancak İletişim Başkanlığının açıklamasından sonra sözünü söyleyebildi. Aslında bu, sadece iktidarın iflasını değil, Türkiye'de basının olmadığını da basın-yayın özgürlüğünün olmadığını da tüm dünyaya göstermiş oldu.
Peki, istifa nasıl oldu? Yirmi sekiz saat, istifanın ilk saatlerinde "Acaba hesap 'hack'lendi mi, ne oldu?" diye milyonlarca insan merak etti, bizler de merak ettik çünkü ne yalanlanıyor ne doğrulanıyor. Instagram hesabından istifayı da ilk defa duyduk, genellikle daha resmî ve politik bir mecra olan Twitter'dan olurdu; bu sefer, bu istifa Instagram hesabından yapıldı. İstifanın içeriği çok tartışıldı, daha çok tartışılacak ama iktidarın yaklaşımı yine maalesef, ciddiyetten uzak, bir af yaklaşımıyla yaklaşılıyor. Şimdi, insanların ülkenin...
MEHMET MUŞ (İstanbul) - Ya, siz işinize bakın ya! Adam istemiyor, zaten bu yüzden istifa etmiş. Kendi politikanıza bakın!
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Sayın Muş, siz konuşacaksınız.
MEHMET MUŞ (İstanbul) - Konuşacağım ben.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Müsaade ederseniz görüşümü söyleyeyim.
MEHMET MUŞ (İstanbul) - Yarım saattir, "İstifa öyle miydi, böyle miydi?" diyorsunuz, size mi soracak?
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Ha, bizi de mi susturacaksınız? 180 medya organını susturdunuz, biz de mi konuşmayalım? Yani burada konuşma özgürlüğü yok mu?
MEHMET MUŞ (İstanbul) - Konuşun, buyurun.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Hani talimat gelmeden biz de mi konuşmayalım?
MEHMET MUŞ (İstanbul) - Sabahtan beri takmışsınız...
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Ha, birilerinin talimatını beklemiyoruz, onu söyleyeyim yani bizim sözlerimize itiraz edeceğinize...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Grup Başkan Vekillerimiz, lütfen...
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Yani tamam da ben konuşurken... Olmaz böyle...
MEHMET MUŞ (İstanbul) - Fuzuli bir konuşma.
BAŞKAN - Hem birbirimize müdahale etmeyelim hem de Genel Kurula hitap edelim, lütfen, çok rica ediyorum.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Ama Sayın Başkan yani ben grubum adına konuşurken başka bir grup başkan vekilinin bu yöntemi hiç şık değil. Ben özgürlük olmadığını söylüyorum, neredeyse Genel Kurulda konuşmamızı engelleyecekler yani böyle bir şey kabul edilemez. Bütün Türkiye bunu görsün, işte 180 basın organı, yayın organı, en önemli Bakanlığın istifa haberini nasıl veremiyorsa, bu Genel Kurulda da bu yaşatılmak isteniyor. Yirmi sekiz saat devlet yoktu, yoktu ortada ve 83 milyon yurttaş ne olduğunu anlamadı, sadece 5 kanal bu haberi verdi. Evet, at izi it izine karışmıştı, doğru. İstifa mektubunda da bu, böyle ifade ediliyor. Bu at izi kimdir, it izi kime aittir, neler oluyor; devletin tepesinde, Adalet ve Kalkınma Partisinin içinde neler yaşanıyor, herkes, bütün yurttaşlar merak ediyor tabii ki. Evet "Allah, sonumuzu hayreylesin." temennisi var ama sonumuz Adalet ve Kalkınma Partisi gitmeden hayır olmayacak.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Bir de şunu söyleyeyim: Sayın Başkan, zaten bugün ekonomi konusunda genel görüşme talebimiz var; o konuda sözlerimizi söyleyeceğiz ama şunu söyleyeyim: Af saraydan dilenmez, af halktan dilenir. Bu halka bir sorsunlar; halk affediyor mu affetmiyor mu, en önemlisi odur.
Şimdi, işsizlik konusunda başka bir garabet yaşanıyor. TÜİK, işsizlik oranının düştüğünü söyledi ama aynı TÜİK, istihdam oranının da düştüğünü söyledi. Bu, ancak bir Zaytung haberi olabilir. Yani hem istihdam düşüyor hem işsizlik düşüyor. Nasıl böyle bir çelişkiyi aynı kurum ifade ediyor; bunu kamuoyunun takdirine sunuyorum. Ama TÜİK hesaplarındaki bu çelişki, hani yalancının mumu gibi, hemen sönüyor, kendi kendini tekzip ediyor. Ne diyor? İstihdamın ve iş gücüne katılımın düşüp işsizliğin de düştüğü matematikle TÜİK'in yönetilmesi AKP iktidarının bu ülkeyi yönetemediğinin başka bir kanıtıdır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Toparlayalım.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Türkiye'de gerçek işsiz sayısı 9 milyondur; genç işsizliği ise TÜİK'in aksine çok vahimdir, her 2 gençten 1'isi işsizdir. Evet, 9 milyonu aşkın, genel yüzde 50'ye varan genç işsizliği, bu iktidarın Türkiye halklarına dayattığı ekonomik çöküşün resmidir. Bu felaket tablosunun mimarı da Türkiye ekonomisini yönetemeyen aynı iktidardır.
Bimeks işçilerinin adalet aradığını da paylaşmak istiyorum, Boğaziçi Üniversitesi önünde eylemleri sürüyor. Yarın, 11 Kasımda saat on ikide bir basın açıklaması yapacaklar ve onlar şu cümleyi kuruyorlar: "İşçiye adalet yoksa patrona huzur yok." Aslında çok doğru söylüyorlar, işçiye adalet yoksa iktidara huzur yok. Bence hiçbirimize huzur olmaması gerekiyor. Bimeks işçilerinin yanındayız ve haklı mücadelelerini desteklediğimizi ifade etmek istiyorum. Çünkü maaşlarını alamayan ve tazminatsız bir şekilde işten çıkarılan Bimeks işçileri dört yıldır haklarını almak için...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Beştaş, son kez...
Lütfen, tamamlayalım.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Ama tartışmayı katmamanız lazım Başkan.
BAŞKAN - Onu kullandırtıyorum size ben.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Kullandırtmadınız henüz.
Evet, Bimeks işçilerinin mücadelelerini selamlıyorum.
Şimdi, çok önemli bir karar çıktı geçen hafta, gerçekten, bütün vekillerin dinlemesini istiyorum. Silopi'de, hatırlanırsa bir eve panzer çarptı ve 2 çocuk öldü. Evin içine panzer girdi. O fotoğraflar bugün gibi hafızamızda. 7 yaşındaki Muhammet Yıldırım ile 6 yaşındaki Furkan Yıldırım'ın ölümüne sebep oldu o çarpma. Peki, ne ceza verildi biliyor musunuz? On beş yıla kadar ceza isteniyordu; 19 bin lira para cezası verildi, amire de beraat kararı verilmişti. İstinaf başvurusunda bulundu müdahil avukatları, çocukların ailesinin avukatları ve geçen hafta, üç gün önce istinaf mahkemesi, bölge mahkemesi bu başvuruyu reddetti. Burada söz söylemek hakikaten çok zor. Türkiye'de yargının geldiği tablo budur. 2 çocuğun ölümüne sebep olan, panzerle evin içine giren insanlar 19 bin lira ceza alıyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Beştaş, bitirelim lütfen.
MEHMET MUŞ (İstanbul) - Devam edin Sayın Başkan; Genel Kurul faaliyetlerini bitirmeye devam edebilirsiniz! Böyle yöneticilik olmaz!
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Bitiriyorum.
Ya, bir trafik cezasında bile, hafif bir müessir fiilde bile, bir parmağın kırılması bile 19 bin liradan daha fazla bir cezayı gerektirir. 2 çocuğun hayatına 19 bin lira biçen yargı, yargı değildir. Bu yargıyı tanımıyoruz. Bu yargı kolluğun, devletin, resmî ideolojinin ve iktidarın yanında, sadece ve sadece yargısal faaliyeti yapıyormuş gibi yapıyor. Furkan ve Muhammet'in katillerinin, onların ölümüne sebebiyet verenlerin mutlak surette vicdanı askıya aldığını, şu anda adaletin askıda olduğunu önemle ifade etmek istiyorum.
Teşekkür ediyorum.