| Konu: | CHP olarak 5 Kasım 2006 tarihinde vefat eden eski Başbakan Bülent Ecevit'e mezarı başında özlem ve minnetlerini ifade ettiklerine, Gezi olayları sırasında Hatay ilinin Armutlu Mahallesi'nde polis müdahalesinde yaşamını yitiren Ahmet Atakan'ın ölümüyle ilgili olarak Hatay Cumhuriyet Başsavcılığının 7 polisin soruşturulması talebinin Hatay Valiliği tarafından reddedildiğine, ülkede bir cezasızlık kültürünün hâkim olduğu konusuna Parlamentonun dikkatini çektiğine, Harun Başkutlu adlı vatandaşın Kars ili Digor ilçesinde Millî Eğitim Müdürlüğü bünyesinde taşeron işçiyken kadroya geçiş sürecinde yaşadığı mağduriyeti ülkede yaşanan benzer durumlara örnek teşkil etmesi bakımından Parlamentonun gündemine getirdiklerine, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hastanesinin depremde ağır hasar aldığını yöneticilerin dikkatine sunmak istediklerine, sosyal medya düzenlemesinin sorunlu olduğuna, Meclisin kanun çıkarma makinesi ve iradesini teslim eden bir yasama meclisi görüntüsünde olmasının doğru olmadığ |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 13 |
| Tarih: | 05.11.2020 |
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Bugün 5 Kasım, bundan on dört yıl önce Cumhuriyet Halk Partisinin 3'üncü Genel Başkanı, Başbakanımız Bülent Ecevit'i kaybettik. Bugün Cumhuriyet Halk Partisi heyeti olarak mezarı başındaydık ve kendisine bir kez daha özlemimizi, minnetimizi ifade ettik.
Bülent Ecevit; siyasi kimliği, kişiliği, yaşantısıyla özellikle emekçilere, madencilere, dar gelirlilere yaptığı katkılarla, onlara sahip çıkmasıyla halkın Karaoğlan'ı olmuştu. Bülent Ecevit "Bizim iki gücümüz var; biri hak, biri halk." diyen, toplumun her kesimini kucaklayan, alın terinden, işçiden, emekten yana mücadele etmekten vazgeçmeyen, nezaket ile siyasetteki kararlılığı birlikte götürmeyi başarmış bir liderdi; kendisini özlüyoruz, hatırası önünde bir kez daha saygıyla eğiliyoruz.
Sayın Başkan, Gezi olayları sırasında Hatay'ın Armutlu Mahallesi'nde polis müdahalesi esnasında yaşamını yitiren Ahmet Atakan'ın ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada Hatay Cumhuriyet Başsavcılığının 7 polisin soruşturulması talebi Hatay Valiliği tarafından reddedildi. Türkiye'de bir cezasızlık kültürü hâkim ve bu cezasızlık kültürü nedeniyle çok sayıda kamu personeli hakkında soruşturmaya izin verilmemesi sorununun ele alınması gerekiyor. Aksi durum kanunsuz emirler vermeyi, bu emre uymayı ve "Bana bir şey olmaz." öz güveniyle acılar yaşatmayı teşvik ediyor. Bu konuya Parlamentonun dikkatini çekiyorum.
Adalet ve Kalkınma Partisinin dikkatle dinlemesi ve cumhuriyet savcılarının üzerine gitmesi gereken bir konu var: Dört aydır Kars'ın Digor'undan bir vatandaşımız arar; Harun Başkutlu, "Ben, bu sorunumu Kars'ın 2 AK PARTİ'li milletvekiline de söyledim ancak onların da ellerinden bir şey gelmedi, onlar da sorunumu çözmediler, benim sesimi duyurmadılar." diyor ve bu sorunun kendi ismi verilerek anlatılmasını ve ifadesine başvurulmasını istiyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - İddiaya göre, Harun Başkutlu der ki: "Kars Digor'da Millî Eğitim Müdürlüğü bünyesinde taşeron işçiyken kadroya geçiş sürecinde başıma şunlar geldi: Adalet ve Kalkınma Partisinin Digor İlçe Başkanı -ismini de Tuncer Baykiz olarak ifade ediyor- bana yardımcı olacağını ancak kendisine bir ücret ödemem gerektiğini söyledi ve bu istediği miktarı vermediğim için benim işimin olmayacağını söyledi; sınava girdim, sınavı kazandım, başarılı oldum, mülakatta elendim, elenince mahkemeye başvurdum, güvenlik soruşturması gerekçe gösterildi; mahkemeye başvurdum, mahkeme beni haklı gördü, yetkililere gittim, bana şifahi olarak 'Adalet ve Kalkınma Partisinin İlçe Başkanı senin atanmana engel oldu, seninle ilgili olumsuz kanaatini bildirdi.' dediler. Derdimi kimseye anlatamıyorum, beni kim duyacak?"
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - "Beni çağırsınlar, sorsunlar. Polis sorsun, savcı sorsun, eğer bu partide bir adalet varsa Adalet ve Kalkınma Partililer sorsun, derdimi anlatayım." diyor. Bu kadar net bir örneği, Türkiye'nin dört bir yanından gelen benzer duyumlara örnek teşkil etmesi bakımından Parlamentoya ve Adalet ve Kalkınma Partisine emanet ediyoruz ancak arkasını da arayacağız.
Manisa'nın Celal Bayar Üniversitesi Hastanesinden çok sayıda arkadaşımız, hastanenin depremde ağır hasar aldığını ancak Covid ve diğer işlerin telaşıyla bu işlere bakılamadığını söylüyor. Bu konuyu, kamu yöneticilerimizin dikkatine sunmak istiyoruz.
Haklı çıktığımız bir konuyu gündeme getirmek isterim, o da şu: Burada, hep birlikte, sosyal medyayla ilgili düzenleme kanununu görüştük. Dedik ki: "Yapmayın etmeyin, makul bir kanun değil; ortak akılla üç ay çalışalım. Siz, 'Bunu temmuz ayında, Meclis kapanmadan yapalım ki birileri Twitter'dan sinirle çıktı, mahrum kalmasın.' diyorsunuz."
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sözlerinizi tamamlayın lütfen.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - "Bu düzenleme sorunlu düzenleme. Kötü niyet yoksa çok büyük bir hata var ama kötü niyet 'Bu düzenlemeye bu şirketler uymaz ve Türkiye'den çekilirler.' şeklindeyse Türkiye'yi Çin mi yapacaksınız, Kuzey Kore mi yapacaksınız, Rusya mı yapacaksınız?" Düzenlemeyi yaptınız. Rus sosyal medya ağı VK dışında -o bir isim bildirmiş, bakın bakalım kimmiş o isim- hiçbir sosyal medya hizmet sağlayıcısı kanunda öngördüğünüz bildirimi yapmadı; Facebook, Instagram, Twitter, YouTube, Periscope, TikTok ve diğerleri. "Onar milyon ceza keseceğiz." Tahsil kabiliyeti varsa ne âlâ ama bir sonraki tedbirde Türkiye'den çekileceklerini söylüyorlar.
Türkiye'yi tek sesliliğe sürüklemek, gençlerin tepkilerini dile getirdikleri, muhalefetin sesini duyurabildiği çok kısıtlı alanlardan biri olan sosyal medyayı karartmak, bu ayıba sürüklemek; iktidarın artık lastiğinin indiği değil, jantta gittiği değil, jantın da parçalandığı noktasına geliyor. Yapamazsınız; yaptığınız takdirde Kuzey Kore yaparsınız ki bu doğru bir iş değil.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Lütfen -son kez açıyorum- tamamlayın sözlerinizi.
Buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Komisyonda Ankara Milletvekili Sayın Zeynep Yıldız dedi ki: "Bundan sonra artık site kapanmayacak, habere erişim engellenecek." O madde yürürlükte, Oda TV o günden beri hâlâ kapalı. Sayın Zeynep Yıldız tutanak altında diyor ki: "Bu düzenlememizle bütün bir siteyi değil, sorunlu haberi kapatacağız." Oda TV niye açılmıyor? Böyle bir eşitsizlik, haksızlık olmaz.
Sayın Başkan, son sözüm -belki bir kez daha uzatmanızı isteyeceğim- Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemiyle ilgili.
Sayın Başkan, Kamu Denetçiliği Kurumu yeni başkanı seçecek, orada da sorunlu bir işleyiş var ama raporun Mecliste görüşülmesi lazım, yine görüşülmedi.
Sayın Başkan -Rabia Naz; Nadir Hastalıklar; Down Sendromu, Otizm ve Gelişim Bozukluğu Olan Çocuklar; Tıbbi ve Aromatik Bitkiler ve Bilişim Teknolojilerinin Bağımlılığının Araştırılması- hepimizin ortaklaşa kurduğu 5 komisyon, raporları oldu, aylardır raporu görüşülmüyor.
Salı günü gündeminiz çok önemli, "Denetim konuları görüşülmesin, o görüşülmesin, bu görüşülmesin..."
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bitiriyorum, son.
Bu doğru değil. Meclisin, Cumhurbaşkanı tarafından işaret edilen, bakanlar tarafından talep edilen kanunları çıkarma makinesiymiş gibi iradesini teslim eden bir yasama meclisi görüntüsünde olması doğru değil.
Varlık Fonunun raporu gelmiyor, Varlık Fonu; gününde gelmesi gerekiyordu, gelmiyor.
Merkez Bankasının, Sosyal Güvenlik Kurumunun, Sayıştayın, TÜİK'in Plan Bütçeye brifing vermesi gerekiyor, vermiyor. Siz eski Plan Bütçe Başkanısınız Sayın Başkan.
Hayvan hakları araştırma raporu... Hep birlikte yaptık, burada da konuştuk, Sayın Şentop "2020'nin ilk işi." dedi, herkes söz veriyor, hâlâ yapılmıyor. Bunların yapılması lazım.
Güçlü Meclis sözle, sloganla, billboardla değil, çalışarak olur. Bu konuda bütün grupları ama bilhassa gündemi çoğunluk oyuyla belirleyen AK PARTİ ve MHP Gruplarını da göreve davet ediyoruz.
Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)