GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: İzmir ilinde meydana gelen deprem sonrası arama kurtarma çalışmalarına katılan ekiplere güç kuvvet dilediklerine, parlamentoların acıyı paylaşmak ve üzüntüyü ifade etmek gibi görevleri olduğuna ancak esas görevlerinin acıların tekrarlanmamasını sağlamak olduğuna, kayıpların olmaması için siyaset kurumunun sorumluluk üstlenmesi gerektiğine, 3 Kasım 1990'da hayatını kaybeden halk sağlığı disiplininin kurucusu ve Sağlık Bakanlığı eski Müsteşarı Nusret Fişek'i rahmetle ve minnetle andıklarına, 3 Kasım 1996 tarihinde meydana gelen ve devlet-siyaset-mafya üçgeninin yasa dışı ilişkilerinin ortaya çıkarılmasında önemli rolü olan Susurluk kazasının Meclis tarafından araştırılarak 800 sayfalık bir komisyon raporunun ortaya çıktığına, 3 Kasım 1839'da Gülhane Parkı'nda Hariciye Nazırı Mustafa Reşid Paşa tarafından okunan Tanzimat Fermanı'na ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:4
Birleşim:11
Tarih:03.11.2020

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

30 Ekim Cuma günü saat 14.51'de Sisam Adası açıklarında 6,9 büyüklüğünde bir deprem yaşandı ve başta İzmir olmak üzere Türkiye'nin pek çok kentinde hissedildi. 1'i Seferihisar'da tsunami kaynaklı olmak üzere, son verilere göre 109 vatandaşımız yaşamını yitirdi, 1.026 vatandaşımız da yaralandı. Şu ana kadar da enkaz altından 107 vatandaşımızı, devletimizin çeşitli kurumları ve çok farklı illerden gelen belediye ekipleri ve İzmir Büyükşehir Belediyesi arama kurtarma ekipleri başarıyla kurtardılar. Arama kurtarma ekiplerine güç kuvvet diliyoruz. Çok sayıda mucizenin daha gerçekleşmesini ümit ediyoruz. Elli sekiz saat sonra enkazdan çıkarılan İdil Şirin, altmış beş saat sonra 3 yaşındaki Elif Perinçek ve doksan bir saat sonra, bugün 4 yaşındaki Ayda Gezgin -Türkiye'deki herkesin gırtlaklarının düğümlendiği, gözyaşlarına boğulduğu- hepimize bu topraklarda birlikte acıda, kederde ve bu toprakları sevmekte, bu toprakların insanlarını, çocuklarını sevmekte ortaklaşmayı, belki de unuttuğumuz bir duyguyu bir kez daha hatırlattı. Benzer başarıların sürmesini ve bir daha enkaz altından yeni kayıp haberleri almamayı ümit etmek istiyoruz.

Tabii, parlamentoların, milletvekillerinin acıyı paylaşmak, üzüntüyü ifade etmek, taziyede bulunmak gibi görevleri var. Şartlar bunu gerektirdiğinde, bunu hepimiz yapıyoruz ama esas görevimiz acıların tekrarlanmamasını sağlamak.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Böylesi ölümlerin, kayıpların olmaması için siyaset kurumu olarak hepimizin sorumluluk üstlenmesi gerekiyor. Bu konuda, birazdan hem grup önerisi hem ardından da ortaklaşa verdiğimiz Danışma Kurulu önerisi üzerinde konuşacağımız için, bu konunun ayrıntılarını daha sonraya bırakıyorum.

Sayın Başkan, 3 Kasım 1990'da Nusret Fişek'i kaybettik. Otuz yıl önce kaybettiğimiz Nusret Fişek, Sağlık Bakanlığı Müsteşarıydı, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanıydı, Türk Tabipleri Birliği Başkanıydı ve tüm bu görevlerde yaptıklarıyla, halk sağlığı disiplininin kurucusu ve koruyucu sağlık hizmetlerinin ve sağlık hizmetlerinde sosyalleşmenin mimarıydı. Kendisini, başlattığı bu önemli akım, temsil ettiği bu önemli görevlerde göstermiş olduğu başarılarıyla bir kez daha rahmetle ve minnetle anıyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sözlerinizi tamamlayın, buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - 3 Kasım 1996, Susurluk kazasının ve devlet-siyaset-mafya üçgeninin yasa dışı ilişkilerinin ortaya çıkarılmasında önemli rolü olan bir trafik kazasının yıl dönümü. Cumhuriyet tarihimizin en önemli skandallarından bir tanesi, bu yüce Meclis tarafından da araştırılmış ve 800 sayfalık bir Meclis araştırması komisyonu raporu ortaya çıkmıştı. O komisyon raporunda, hâkim ve savcıların mali durumlarının iyileştirilmesinden organize suçlara ilişkin cezaların caydırıcı olmasına, bu konuların af kapsamı içine asla alınmamasına "devlet sırrı" kavramının sınırlarının net belirlenmesine ve bunun Parlamentonun bilgisine açılmasına kadar, çok önemli ve çok sayıda uyarı vardı. Parlamentonun kendisine verdiği bu ödevin ve Parlamentonun yürütmeye verdiği, Türkiye Cumhuriyeti hükûmetlerine verdiği bu ödevlerin yerine şu ana kadar getirilmediğini ve geçtiğimiz günlerde ortaya çıkan bir fotoğrafla, yine "yeni gladyo" tartışmalarının gündeme geldiğini hatırlatarak bu konudaki sorumluluklarını tüm milletvekillerine ve tüm siyasi parti gruplarına bir kez daha hatırlatıyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Toparlayacağım Sayın Başkan.

BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Parlamentomuz açısından 3 Kasımın çok önemli bir anlamı daha var. 3 Kasım 1839'da, tam yüz seksen bir yıl önce Gülhane Parkı'nda Hariciye Nazırı Mustafa Reşid Paşa Tanzimat Fermanı'nı okudu. Tanzimat Fermanı, 1808'deki Sened-i İttifak'tan sonra, tek adam yetkilerinin terk edilerek, paylaşılmaya başlanarak, denetime açılarak -sonuç almasa da- atılan sembolik adımdan sonraki en önemli adımlardan bir tanesidir. Tanzimat Fermanı, tüm vatandaşların can, mal ve namus güvenliğinin sağlanmasını, yargılamada açıklığı, hiç kimsenin yargılanmadan cezalandırılamayacağını, vergide adaleti, rüşvetin ortadan kaldırılmasını ve herkesin mal ve mülküne sahip olmasını yani mülkiyet hakkını ve daha sonra bunu miras bırakabilmesini düzenlemişti.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Herhâlde bugünlerde gündem bu kadar ağır olmasa, yüreğimiz İzmir'de yanmıyor olsa bu iktidara karşı yapılması gereken en önemli siyasi eleştiri, Gülhane Parkı'na gidip Tanzimat Fermanı'nı baştan okumak olurdu. Tanzimat Fermanı, maalesef, yüz seksen bir yıl sonra, on sekiz yıllık AKP Hükûmetinin getirdiği noktada Türkiye'yi pek çok açıdan 1839 öncesine sürükleyen, savuran, pek çok eksikliği barındıran bu süreçte bir kez daha okunmalı ve Türkiye'nin yol haritası olarak önümüze bir kez daha konulmalıdır diyor, teşekkür ediyorum Sayın Başkan.