GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Gıda, Tarım ve Orman Alanında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:10
Tarih:27.10.2020

İSMAİL ATAKAN ÜNVER (Karaman) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye'ye Cumhur İttifakı tarafından dayatılan tek adam rejimi, tek adamın liyakatsiz bakanlarının beceriksizlikleriyle birleşince bugün Türkiye ekonomik bir buhranın içine düşmüştür, tarım da bundan payını almaktadır. Aslında tarımda yapılacaklar bellidir, mesele yapacak iradeyi bulmaktır. Bu dönemde ne yapılabilirdi? Mesela AK PARTİ iktidarı uygulamadığı Tarım Kanunu'nun 21'inci maddesini bu yıl uygulayabilirdi, kanuna göre millî gelirin yüzde 1'i oranında verilmesi gereken çiftçi desteklerini bu orana yükseltebilirdi. Çiftçimizin 2007'den bu yana iktidardan alacağı -eski parayla- 175 katrilyon liraya ulaşmıştır. Garantili müteahhitlerine para bulan AKP, çiftçiye para bulamamaktadır. Mesela Ocak 2018'den Ocak 2020'ye kadar tarımdaki enerji zamları yüzde 108 olmuştur. Ayrıca çiftçimiz elektriği meskenlerden daha pahalıya kullanmaktadır. Sırtına yüklenen bu maliyet, çiftçimizin tarımsal faaliyetini kârsız, verimsiz ve amaçsız bir hâle büründürmüştür. Çiftçinin kullandığı elektrikte fiyat indirimi yapılabilirdi, yapılmadı, akla bile gelmedi. Mesela, elektriğin pahalı olması, tarımsal üretim yapmak için yer altı suyu kullanmak zorunluluğu olan İç Anadolu'da üretim maliyetini çok artırmaktadır. Bu bağlamda, 2018'den beri sadece doğu ve güneydoğudaki 6 ilde uygulanan tarımsal elektrik destekleri İç Anadolu Bölgesi'nde de uygulanabilirdi; en azından, ülkede tarımsal elektrik tüketiminde ilk 10'da bulunan Karaman, Konya ve Aksaray illerinde de uygulanabilirdi. Burada elektrik desteklenmiyor, yine desteklenmesi akla bile gelmiyor.

Hayvansal üretimde de yem fiyatlarındaki yüzde 50'e varan artışlar, küçük ölçekli yetiştiricilerimiz başta olmak üzere, tüm yetiştiricilerimizi üretimi terk ettirecek boyuta ulaşmıştır. Hayvansal üretim de desteklenmelidir. Anaç keçi ve koyun desteği 2014 yılından bu yana aynı kalmıştır. Yine, sürü yönetimi, çoban desteği de yıllardır hiç artırılmadığı için her yıl artan sosyal güvenlik primleri karşında eriyip gitmiştir. Yetiştiricilerimiz bu desteklerin iyileştirilmesini beklemektedir. Meraların ıslahı ve aşıların ücretsiz hâle getirilmesi de küçükbaş hayvancılığa verilebilecek en önemli desteklerdir.

Süt üreticileri de olmak ya da olmamak noktasında yaşamsal bir sınıra gelmiştir. Uzun süredir sattığı sütün parasını dahi tahsil edemeyen süt üreticisinin varlığını sürdürebilmesi desteklenmesine bağlıdır.

Bu süreçte bir şey daha öğrendik: Ülkede hiçbir şey, dövizin artışı, akaryakıt, enerji ve gıda zamları enflasyonu artırmıyormuş ama çiğ süte zam yapılırsa enflasyon artıyormuş. Süt üreticisine kulak tıkayanlar gitsinler mezbahalara baksınlar. Mezbahalar, kesime getirilen süt inekleriyle dolu. Eğer gidişat böyle sürerse süt üretimi azalacak, bu nedenle de süt fiyatları zaten artacak ve bu da enflasyon olarak karşımıza çıkacak, bu arada olan da küçük ölçekli üreticiye olacak. Aklın yolu birdir. İş bu noktaya varmadan süt üreticilerinin fiyat beklentileri karşılanmalıdır.

Pancar alım taban fiyatı da hâlen açıklanmamıştır. Pancar fiyatındaki belirsizlik çiftçiyi, elindeki kota fazlası ürüne göz diken pancar tefecilerinin eline düşürmüştür. Pancar fiyatı bir an evvel açıklanmalıdır, açıklanacak fiyat da TÜİK'e uydurtulan enflasyona değil, gerçek maliyetlere uygun olmalı, tonu 390 liranın altına düşmemelidir.

Geçen hafta yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle buğday, arpa ve mısır ithalatındaki sıfır gümrük uygulaması 1 Ocak 2021'e kadar uzatıldı. Türkiye'de tarım arazileri boş dururken Bakanlığın ithal yoluyla yabancı çiftçiyi desteklemesi ibretlik bir durumdur. Yıllardır yerlilik ve millîlik hamaseti yapan iktidarın yerlilik ve millîlikten anladığı, özbeöz Türk çiftçisi dururken ithalat yoluyla yabancı ülke çiftçisini desteklemek mi?

Tarım Bakanı "Tarımsal hasılada, Avrupa'da 1'inciliğe yükseldik, dünyada ise ilk 10'dayız." diyor. Bazı rakamlara bakalım, aslında gerçek ne? Nüfusu Türkiye'nin beşte 1'i, yüz ölçümü Konya kadar olan Hollanda'nın 2019 yılı tarımsal ihracatı 94,5 milyar avro, Türkiye'ninki ise 16 milyar avro. Türkiye'nin nüfus başına düşen tarımsal üretiminin nüfus artışına orantılı olarak artmadığı da bir başka gerçek.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İSMAİL ATAKAN ÜNVER (Devamla) - Tamamlayabilir miyim?

BAŞKAN - Toparlayın, buyurun.

İSMAİL ATAKAN ÜNVER (Devamla) - Tarım sektöründeki büyüme 2002'de yüzde 8,7 iken 2018'de yüzde 1,3'e düştü, 2003-2018 ortalaması ise yüzde 2,6; bu dönemde Türkiye'nin büyümesi ise yüzde 5,5.

Tarım Bakanı, tarım ve ormanın siyasetüstü bir mesele olduğunu ve siyasete malzeme olamayacağını söylüyordu. İşe gelen bazı rakamlara göre tarımı ele almak siyaset değil de nedir? Esas siyaset budur. AKP Türk tarımını batırmıştır, Bakan da bunu gizlemeye çalışmaktadır.

Söyleyeceğim şu: Siyaseten kullanışlı bir veriyi ele alıp diğerlerini görmezden gelerek tarım ve hayvancılığın sorunları çözülemez. Bu yapılan körlerin fili tarif etmesi gibi, kimin eline filin neresi gelirse filin tarifini de ona göre yapıyor. Bakanlık kör taklidi yapmak yerine Türkiye'nin yeniden tarımda kendisine yeten bir ülke hâline gelme zorunluluğunu kabul etmeli ve Türk çiftçisine sahip çıkarak tarımsal üretimi desteklemelidir. Türkiye'nin kalkınmasının en kolay ve ucuz yolu budur.

Genel Kurula saygılarımla. (CHP sıralarından alkışlar)