| Konu: | Tahir Elçi'nin öldürülmesine ilişkin Diyarbakır 10. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davaya, taleplerinin faillerin bulunması ve adil yargılama olduğuna, faili meçhulleri unutmadıklarına ve unutmayacaklarına, 21 Ekim Dünya Gazeteciler Günü'ne, Sur Belediyesinin başlattığı "Sur sokaklarını sağlıklaştırma projesi" her bir sokak için 60 bin TL'ye mal oluyorken belediyeye kayyum atanmasıyla her bir sokak için 400 bin TL gider gösterildiğine, Şişecam işçilerinin ve maden işçilerinin mağduriyetinin giderilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 8 |
| Tarih: | 21.10.2020 |
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Teşekkürler Sayın Başkan.
Evet, bugün sevgili Tahir Elçi'nin duruşması Diyarbakır'da görülüyor. Evet, sevgili Tahir hedef gösterilip katledileli beş yıl oldu ama beş yıl sonra ilk duruşma ancak yapılabildi. Ne olmuştu? Evet, bu bir tesadüf olamazdı tabii ki, hepimizin gözü önünde, kameralar kayıttayken katledildi. 3 başsavcı, 5 savcı değişti. Dava açıldı ama dava tabii ki gerçekten failleri bulmak amacıyla değil, failleri aklamak için açılmıştı. Şu anda devam eden davada -yakından takip ediyorum, etmeye çalışıyorum- bu görüşlerimiz maalesef, mahkeme heyetinin her hareketiyle, her ara kararıyla destekleniyor. Ne oluyor şu anda? Sevgili Tahir'in eşi Türkan Elçi konuşmak istediği için -kendisi bu süre zarfında hukuk fakültesini bitirdi, stajyer avukat olarak duruşmada- mahkeme ara kararıyla onu dışarı çıkarma konusunda karar veriyor. Avukatların adil yargılama konusundaki taleplerine beş dakika önce -takip ettim- duruşmadan çıkarılma kararıyla yine ara kararı veriliyor ve naip hâkim olmadan sanık polislerden ifade alınmaya çalışılıyor, polisler bir zahmet mahkeme huzuruna bile getirilmiyor. Yani bu davadan adalet çıkmaması için, katillerin ceza almaması için maalesef yine bir senaryo devrede.
Evet, Tahir'in katili sadece silahı tutan el değil aslında, kalem tutan eller de bir o kadar sorumludur. Şayet yargı bu azmettiriciler yerine hedef olan kişilere yönelirse üzgünüz ama bu suça ortak olacaktır, bu çok ağır bir vebaldir. Savcı, mahkeme heyeti zahmet edip, makamından kalkıp Amedlilere teker teker sorsa "Tahir Elçi'yi kim öldürdü?" diye cinayeti aydınlatacak bir yola girmiş olacak aslında. Aslında, Terörle Mücadele'den gizli tanık ihraç ederek herkesin gördüğü gerçekler çarpıtılmaya çalışılıyor. Diyarbakır sokaklarında Elçi'yi kimin öldürdüğünü o sokağın sahipleri biliyor.
Yüzyıllar geçse de unutamayacağımız hadiselerde eli kanlı olanlar, eli olanlar hakkında gerekli soruşturmalar başlatılmalı; faillerin, sorumluların bulunmasını ve gerçekten adil bir yargılama yapılmasını bir kez daha ifade etmek istiyorum. Bizler faili meçhulleri unutmuyoruz, unutmadık hiç, unutmayacağız da.
Sevgili Tahir'i, sevgili arkadaşımı saygıyla sevgiyle bir kez daha anmak istiyorum. Şu anda 6 milletvekilimiz duruşmada, duruşmayı izliyorlar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurunuz.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Ama talebimizin adil bir yargılama olduğunu bir kez daha ifade etmek istiyorum.
Sayın Başkan, bugün, evet, Dünya Gazeteciler Günü. İktidarın on sekiz yıllık döneminde en az 721 gazeteci tutuklandı, çok sayıda gazete ve haber sitesi kapatıldı, basın-yayın organları sansürlendi ve bu süreç devam ediyor. Pandemiye rağmen 100'ü aşkın gazeteci hâlâ tutuklu, KCK Basın davası dâhil olmak üzere 260 gazetecinin davası da devam ediyor. Evet, gazeteciler ağır tehdit altında çalışmalarını sürdürüyorlar çünkü gazetecilerin önünde iki yol var: Ya gerçekleri hiçbir şekilde görmeyecekler ve yalan haber, algı haberleri, iktidarın talepleri doğrultusunda haber yapacaklar ya da gerçekleri yazacaklar, görevlerini yapacaklar. Görevlerini yapan gazeteciler, yalan atmayanlar, gerçek habercilik yapanlar maalesef tehdit altında tutuluyorlar, tutuklanıyorlar ve ceza alıyorlar ama yalan haber yapmak ve çarpıtmak serbest.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurunuz efendim.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Bunun değişmesi gerekiyor. Ben gerçek gazetecilerin gününü kutluyorum bu vesileyle.
Evet, kayyum gasbını her fırsatta söyleyeceğimizi söylemiş, ifade etmiştik buradan ve devam edeceğiz. Sur Belediyesi Eş Başkanlığına 31 Martta seçilen Filiz Buluttekin ve Cemal Özdemir, Sur'daki Alipaşa ve Lalebey gibi birçok mahallede eski yapıları onarmak için aynı yılın yazında Sur sokaklarını sağlıklaştırma projesini hayata geçiriyorlardı ve proje kapsamında her bir sokak için 60 bin TL harcanıyordu. Evet, şimdi kayyum ne yapıyor? Kayyum 22 Aralıkta atandı, aynı projeye devam etme kararı aldılar ve her bir sokak için 400 bin TL gider gösteriyorlar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurunuz.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Bizim belediyenin gösterdiği fiyatın 6 katından fazla. O geriye kalan 340 bin lira nereye gidiyor gerçekten? Halkın belediyelerindeki bu gelirler, bu hırsızlık, bu yolsuzluk daha nereye kadar devam ettirilecek? Bu açıkça bir gasptır, hırsızlıktır; tıpkı kayyumun gasp ve hırsızlık olduğu gibi. Halkın olanı halka değil kendine harcamanın projesidir bu. Kadayıflar, fıstıklar, şaşaalı makam odaları halkın bütçesinden kayyumun midesine gidiyor. Bütçe dönemine girdiğimiz bu dönemde meselenin son derece hayati olduğunu bir kez daha ifade etmek istiyorum.
Evet, Şişecam işçileri, 550 işçi grevde şu anda. İki yılda bir imzalanan toplu iş sözleşmeleri tıkandı. Ocak ayında başlayan TİS görüşmelerinin sonuçsuz kalması üzerine 9 Ekimde başladı bu grev. İşçilerin grev kararı almasıyla birlikte işveren, fabrikalarda çalışan 550 işçiye önce zorla yıllık izin kullandırdı, ardından da tamamını ücretsiz izne çıkardı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun efendim.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Bunun anlamı, işçilerin aileleriyle birlikte, üstelik pandemi koşullarında çok zor şartlara zorlanmasıdır. İşçilerin ücretlerini maliyet olarak gören, vardiya sistemini değiştiren, 100'e yakın işçinin işsiz kalması için uğraşıyor. Bir an önce işçilerin sesine, taleplerine kulak verilmesini istiyoruz.
Aynı şekilde, Bağımsız Maden İşçileri de on dört yıldır iş tazminatlarını alamıyor. Aynı maden ocağında sekiz yıldır ödenmeyen iş kazası tazminatı ve yıllardır ödenmeyen kıdem tazminatları haftalardır gündemde. Maden işçileri taleplerinin karşılanması için eylemdeler ama maalesef, polis zoru, darp, engelleme, her türlü yasaklama kararıyla durdurulmak isteniyor. Biz, işverenler lehine değil, işçiler lehine bir tutum alınmasını ve seslerine kulak verilmesini buradan da ifade etmek istiyoruz.
Teşekkür ediyorum.