| Konu: | Gıda, Tarım ve Orman Alanında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 7 |
| Tarih: | 20.10.2020 |
OKAN GAYTANCIOĞLU (Edirne) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu madde cezaları artırıyor; yani çözemediğiniz konuları cezalarla çözmeye çalışıyorsunuz aynen IV. Murat gibi. IV. Murat da çok içki içerdi ama içki içenden de ceza alırdı.
Şimdi cezalar nasıl artıyor? Gece saat ondan sonra içki satışı olursa eskiden 30 bin liraydı, şimdi 65 bin liraya, hatta sonra 320 bin liraya, sonra da kapatmaya kadar giden bir uygulama geliyor. Cezalar çözüm oluyor mu peki? Cezalar örneğin, sahte içkiden ölenleri geri getirebiliyor mu?
Geçen hafta Türkiye'nin gündeminde sahte içki vardı. Sahte içkiden kaç kişi öldü? Kaç kişi ölecek bundan sonra, biliniyor mu? Bilinmiyor. Cezalar yüksek olduğu için, vergiler yüksek olduğu için herkes kimyager olmaya başladı. Eline bir alkolmetre alıyor, evde içki yapmaya çalışıyor, dozajı bazen ayarlayamıyor, dolayısıyla sağlıklı bir ortam oluşmuyor.
Dünyanın demokrasiyle yönetilen, sağlıklı yönetilen hiçbir ülkesinde sahte içkiden ölen kimseyi duymadık, Türkiye'de oluyor bu. Ne yapmak lazım? Tabii ki çok yüksek olmamakla birlikte, yüksek vergiler alınabilir, yurttaşlar içki tüketimine karşı bilinçlendirilir; bunun yolu bu. Siz ne yapıyorsunuz? "Kim içki içerse daha fazla vergi alalım." Bu sefer ne oluyor? Fazla vergi gerçek vergi kazancını da öldürüyor. Bakın, bu mantık çok yanlış. Neden? Siz iktidara geldiğinizde yabancı içkilerin pazar payı yüzde 5-6'ymış, şimdi yüzde 20'lere çıkmış. Hani, siz yerliydiniz, millîydiniz? İçkilerde bile yörüngeyi değiştirmişsiniz. Yerli içkiler satılmıyor, onun yerine ithal içki tüketiliyor.
Türkiye, dediğim gibi, ithal içki cenneti oldu. Bir tuhaf iş de, iş yerlerini kapatıyorsunuz. Bakın, pandemiden dolayı birahaneler hâlâ kapalı, restoranların bazıları kapalı. Ruhsatta "lokanta" yazınca açık ama "bar" yazınca, "birahane" yazınca kapalı. Bunun pandemiyle ne ilgisi var? Buradaki esnaf çok zor durumda. Bu virüs yemeğin yanında içki içerken yayılmıyor da başka şekilde mi yayılıyor? Yani bunun çözümü bu değil arkadaşlar. Lütfen, bunları yeniden gözden geçirelim. Kesinlikle sahte içkinin önüne geçmek lazım. Buna çok basit bir örnek, güzel yaptığınız bir örnek, size söyleyeceğim: Çiftçinin çok kullandığı yüzde 26'lık amonyum nitrat gübresi vardı, dediniz ki: "Teröristler bunlardan bomba yapıyor." Bunu güzel bir şekilde denetlediniz. Evet, nerede üretiliyor, barkod koydunuz, depolara girdiniz, emniyet güçlerinin de yardımıyla gayet güzel bir şekilde kontrol altına aldınız. Şimdi, etil alkol-metil alkol, bunun da denetimini yapabilirsiniz çok rahat, devletin her şeye gücü yeter. Sahte içki, kaçak içki veya sağlığa zararlı içkiyi bu şekilde kontrol edebilirsiniz, o zaman devlet olursunuz. Ama siz bunu kontrol edemiyorsanız, hâlâ buradan ölümler oluyorsa son derece yazık.
Sayıştay raporuna bakıyoruz, Tütün ve Alkol Dairesi Başkanlığının piyasada denetim yapacak elemanı yok. Binlerce gıda mühendisi, ziraat mühendisi, kimyager işsiz; bu gençleri alıp çalıştırmak yerine, siz, bu işe polisiye tedbirlerle IV. Murat kafasıyla gitmeye çalışıyorsunuz. Bırakın insanların özel hayatına karışmayı, yapabiliyorsanız ekonomiyi düzeltin. Ekonomi içkiye fahiş vergiler, cezalar koyarak düzelmez. Alkolikler bile içkiye sizin sarıldığınız kadar sarılmadı. Sıkıştığınız zaman içkiye zam yapıyorsunuz. (CHP sıralarından alkışlar) Dünyanın bütün içkilerini bir insana içirseniz o kişi bile ekonomi konuşurken "Dolardan bize ne." demez. Demek ki sorun içkide değil. Tekrar söylüyorum: Rakamlara bakın, iktidara geldiğinizde ithal içkinin satışı yüzde 5, şimdi yüzde 20. Demek ki bir yerde hata yapıyorsunuz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayalım.
OKAN GAYTANCIOĞLU (Devamla) - Önce "Bu hatayı nerede yapıyoruz?" Bunu düşünün, üretim ekonomisine geçin.
Bakın, TEKEL'e ait bütün içki fabrikalarını sattınız. Kaç paraya sattınız? Stoklarındaki 100 milyon dolarlık üzümle sattınız. Kaç paraya gitti? 290 milyon dolara. Peki, alanlar sonra ne yaptı? 900 milyon dolara başkasına devretti; 2,5 milyar dolara İngiliz şirketinin şimdi. Yani yerli ve millî sermayeyi siz aslında peşkeş çektiniz. 290 milyon dolar aldınız, hâlbuki 2,5 milyar dolara satabilecektiniz. Ne oldu? Satın alanlar bizim üzümümüzü öldürdü, anasonumuzu öldürdü yani içki yapımında kullanılan bütün maddeleri öldürdü. Şu anda üzüm fiyatı kaç para? Üçte 1 fiyatına alınıyor yani bu şekilde, bu önlemlerle bu işler çözülmüyor, her şeye vergi koyarak, her şeyi cezalandırarak olmuyor. Üreten bir Türkiye, hakça bölüşen bir Türkiye için daha mantıklı olmak zorundasınız diyorum, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)