| Konu: | Coronavirüs nedeniyle hayatını kaybeden Aydın Tabip Odası Başkanı Esat Ülkü ve tüm sağlık emekçileri ile bu salgında hayatını kaybeden bütün vatandaşlara rahmet dilediklerine, coronavirüsün sağlıkçılar açısından meslek hastalığı sayılması için Meclisin adım atması gerektiğine, sağlık eğitimi almamış ama sağlık emekçisi olarak çalışanların ek ödeme alabilmelerine yönelik bir çalışma yapılması gerektiğine, tüm grupları ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunu bu konuya eğilmeye ve sorunu çözmeye davet ettiklerine, Bağımsız Maden İşçileri Sendikası üyelerinin kendilerini ziyaretleri sırasında partilerinin üzerine ne düşüyorsa onu yerine getirmeyi taahhüt ettiklerine, coronovirüs nedeniyle her gün 50 ila 60 vatandaşın öldüğüne, 44 vatandaşın da kaçak içki üretimi ve metanol yüzünden zehirlenerek öldüğüne, ülkenin millî gelire oranlandığında dünyada alkollü içkilerden en yüksek vergi alan ülke olduğuna, son sekiz yılda Adalet ve Kalkınma Partisi hükûmetlerince alkollü içkilerden alınan vergin |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 5 |
| Tarih: | 14.10.2020 |
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Aydın Tabip Odası Başkanı Esat Ülkü, coronavirüs nedeniyle hayatını kaybetti. Aydın Tabip Odasının üyelerine, Türkiye'deki tüm sağlık emekçilerine başsağlığı diliyoruz. Hem hayatını kaybeden Aydın Tabip Odası Başkanına ve tüm sağlık emekçilerine hem de bu coronavirüs salgınında hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımıza rahmet diliyoruz; rahatsız olanlara, hasta olanlara acil şifalar diliyoruz. Hastalığa ilaç olsun, aşı olsun, salgına çözüm olabilecek her türlü gayreti de destekliyoruz ve umutla bekliyoruz.
Tabii, umutla beklenen bir şey var, bu Parlamentoya düşen önemli bir görev var. Coronavirüs, sağlıkçılar açısından SGK'nin bir yaklaşımıyla meslek hastalığı kabul edilmiyor. Elimizi vicdanımıza koyalım, coronavirüs meslek hastalığı değilse nedir meslek hastalığı sağlıkçılar için böyle bir dönemde? Bu konuda Meclisin bir adım atması gerekiyor.
Hekim dışı sağlık çalışanlarının çok ciddi sorunları var, elbette hekimlerin de var ama özellikle sağlık eğitimi almamış ama sağlık emekçisi olarak çalışanların, coronavirüs hastalarının odalarını temizleyenlerin, çarşaflarını değiştirenlerin herhangi bir ek ödeme alamadıklarını biliyoruz. Bu konuda bir çalışma yapılması lazım. Müjdeler veriliyor ama arkası gelmiyor. En son, ambulans şoförlerine bir aylık 7 liralık bir fark ödendi, olacak gibi değil. Tüm grupları ve tabii ki Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunu bu konuya eğilmeye, ilgi göstermeye ve bu sorunu çözmeye davet ediyoruz.
Sayın Grup Başkan Vekilinin bıraktığı yerden devam edeyim. Tabii, Soma faciası yaşandıktan sonra beş yıl boyunca biz mücadele ettik Soma'daki madenciler haklarını alsınlar diye. Biliyorsunuz, geçen yasama yılının son günlerinde kısmen sorun çözüldü. Aslında daha önce çözdük ama TÜRK-İŞ'e bağlı, Soma'da örgütlü sarı sendika, madencileri defalarca sattı. Patronla gidip anlaşma yapıyorlar, biz burada kanun çıkarıyoruz. Şirketin gökdeleni var İstanbul'da o gökdeleni devlet satacak, bunlara ödeyecek, ihtiyaç kadarını biz alacağız diye anlaşma yapıyorlar, hep satıyorlar.
Bu sefer madenciler, Bağımsız Maden-İş diye bir sendika kurdular. O sendika, önemli gayret gösterdi, bugün de buradalar. Biz de kabul ettik ve biz de kendilerine dayanışma duygularımızı ve partimizin üzerine ne düşüyorsa onu yerine getirmeyi taahhüt ettik, ediyoruz da. Ama bir gerçek var biz Mecliste sadece Soma kazasında, Soma'da o kazadan sonra o madende ölenler için bir şey yaptık ve onlar için de sadece kıdem ve ihbar tazminatları için yaptık. Örneğin, Uyar Madencilik var, Başbakan olduğu dönemde Sayın Recep Tayyip Erdoğan'la görüştüklerinde de Uyar Madencilik sorununu çözme sözü vermişti. Yazılı maddelerin 15'incisidir, çözülmedi hâlen.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Uyar Madencilikle ilgili Adalet ve Kalkınma Partisinin Genel Başkanı o zaman Başbakandı söz verdi madencilere ve madenciler buradaki eylemlerini kesip geriye döndüler, Uyar Madencilik sorunu çözülecek diye, çözülmedi. Kıdem, ihbar verildi diğer tazminatlar yok.
Örneğin, Ali Kandemir'in 2 gözü birden kör, İdris Sarıkaya'nın 2 ayağı birden yok. Niye? 2 ayağıyla basmış dinamite, Ali Kandemir dinamiti yerleştiriyormuş, dinamit patlamış. O günden beri birlikte geziyorlar. Biri ayak olmuş, biri göz olmuş, onlar alamadı.
Grup başkan vekilleri o zaman hassasiyet gösterdiler, "Tamam, bunlar yok ama biz bunları ödeteceğiz." dediler. 6 ağır yaralı arkadaşın ismini verdik yaz boyunca ödenmedi bunlar ve yani bir tek Soma'da değil, Ermenek'te ve Zonguldak'ta da benzer durumlar var. 1.000-1.500 kişilik bir sorun çözülecek, maalesef bu konuda TKİ'nin ciddi bir direnişi var. Bu konuda, Ermenek konusunda dün Karaman Milletvekilimizin, Zonguldak milletvekillerimizin çabaları var.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Toparlayalım lütfen.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bunlara dikkat çekmek istiyoruz ve bütün partilere biz CHP olarak üzerimize düşeni yapacağız, lütfen bu sorunu çözelim diyoruz.
Şimdi, coronavirüsten her gün 50 ila 60 vatandaşımız ölüyor, yüreğimiz yanıyor. Bir kere şunu hatırlatalım: Altı günde bir bu ülke, Soma yaşıyor ve hemen hemen iki günde bir de bir Gar katliamı yaşıyoruz ama ölümleri sıradanlaştırmamak ve acıları bu kadar kolay içselleştirmemek lazım. Hepimiz artan sayıyı izliyoruz, 44 vatandaşımız da kaçak içki üretimi ve metanol yüzünden zehirlenerek öldü.
Sayın Başkan, Türkiye, millî gelirine göre oranlandığında dünyada alkollü içkilerden en yüksek vergi alan ülke, açık farkla. Hiçbir şeyi katmazsanız en yüksek 6'ncı ülke ama önümüzdeki 5 ülkenin millî geliri bizim 8-10 katımız, İskandinav ülkeleri falan var.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayalım.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Yani, gelirine göre alkollü içkilerden inanılmaz vergi alıyoruz. Son on sekiz yılda Adalet ve Kalkınma Partisi hükûmetleri bunu 10 kat artırdı, 10 kat ve bu sene bütçede alkollü içkilerden 17 milyar, sigaradan 65 milyarlık gelir beklentisi var, toplam 80 milyar. Hani, hep birlikte alkol ve sigarayı bıraksa tiryakiler ve kullanıcılar, 80 milyar liralık bir bütçe açığıyla karşı karşıyayız. Yani, devlet bunu kaldıramaz, çok daha düşükleri için dolar ne oluyor, hepsi birden bıraksa dolar 25 lirayı bulur bir anda ve öyle bir şey ki örneğin, 70'lik Yeni Rakı'nın vergisi yüzde 234, 10 liralık biranın 6 lirası vergi, rakıda vergi yüzde 234. Öyle bir noktaya gelmiş ki 5 yudum içkinin 4 yudumu vergiye, bir yudumu ürüne gidiyor. Yani, tamam bağımlılıkla mücadele edilsin falan ama burada yapılan iş: Biz, devleti alkolik; vatandaşı da vergi bağımlısı yapmış durumdayız. (CHP sıralarından alkışlar)
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen Sayın Özel.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, tamamlıyorum.
Burada, bu aşırı vergiler, artık bu kadar düşük gelirle yani asgari ücretin 250 dolar sınırına geldiği bir yerden bahsediyoruz; bu kadar düşük ücretle de alkol kullanımı düşmediğine göre, ona başka bir çare bulacaksınız. Yapılan iş, insanları zehre itmek, ölüme itmek oluyor, bunun yapılmaması lazım, bu vergi politikalarının gözden geçirilmesi lazım. Adalet ve Kalkınma Partisinin içkiye uyguladığı verginin, yaşam biçimine müdahale maksatlı olduğunu ama içki tüketimini azaltmayıp aksine bir yandan kendisini finanse eden, bir yandan da vatandaşın sağlığıyla oynayan bir noktaya geldiğini ifade etmek istiyorum.
Son sözüm, tabii, konunun en kritik kısmıyla ilgili; dünden beri söylüyoruz. Dün, 14. Ağır Ceza Mahkemesi, Anayasa'ya kafa tuttu, Anayasa Mahkemesini yoka saydı, bu milleti hiçe saydı ve bir milletvekiline ülkenin en üst yargı mercisinin vermiş olduğu ihlal kararını tanımayacağını söyledi.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Son sözlerinizi alayım Sayın Özel.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak olağanüstü MYK'mizi yaptık, olağanüstü grup toplantımızı yaptık. Şimdi, 15. Ağır Cezanın, itirazı karara bağlamasını bekliyoruz ama bir yerden bir şey daha bekliyoruz: Bu ülkenin ve bütün ülkelerin bir demokrasi defteri var, bir tarihi var; o deftere yazı yazıyorsunuz, bazen altın harflerle, bazen kömürle, çamurla. Bugünlerde bu duruma karşı siyasi partilerin, siyasetçilerin ayrı ayrı ve kurumsal olarak takınacakları tavır, tarih boyunca dönüp dönüp okunacak. Bugün, örneğin yapılan askerî darbeleri savunabilen var mı? Çıkıp da "Ben 12 Eylül darbesini savunuyorum, 1960 darbesini savunuyorum, 12 Mart Muhtırası'nı savunuyorum." diyebilen var mı? Tahkikat Komisyonunu savunabilir misiniz CHP'ye karşı 1959 sonu, 1960'ta kurulan? Savunabilir misiniz? Mesela e-muhtırayı savunabilen var mı bugün? Yarın, bu karara karşı susanlar da bugünlerinden utanç duyacaklar, savunamayacaklar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bitiriyorum, son cümlelerim.
BAŞKAN - Tamamlayalım.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Kimse çıkıp... "Efendim, günün birinde bir alt mahkeme, Anayasa Mahkemesine, daha doğrusu Anayasa'ya rağmen 'Yeniden milletvekili seçilen, yeniden dokunulmazlık kazanır.' maddesini kabul etmeyip yargıladı, ceza verdi; Şentop, baskılara dayanamadı, önce 'ak' dediğine sonra 'kara' dedi, okuttu. Bir ay sonra hak ihlali kararı geldi, alt mahkeme, talimatla kararında direniyor. Anayasa Mahkemesi... Ben de ona sustum." Bunu gelecekte savunamazsınız.
O yüzden biz bütün siyasilerin ne dediğini tarih önünde dinliyoruz ama bu, ülkenin demokrasi defterine yazılıyor. Ya altın harflerle yazacaksınız tutumunuzu ya kömürle, çamurla, kara harflerle. Herkes bunu bu açıdan değerlendirsin çünkü bir darbe, iktidara yapılınca iktidar doğal olarak darbenin mağduru, karşı olacak ama muhalefet, o darbeye karşı çıkarsa kıymetli. Şimdi muhalefete ve Meclise darbe yapılıyor, şimdi bakalım darbeye direnecek misiniz?
Son olarak, dünkü "tweet"i atan Anayasa Mahkemesi üyesi, kararınla konuşacaksın kardeşim, sen siyasetçi değilsin. Hele hele böyle abuk sabuk çağrışımlar... Bunu kabul etmemiz mümkün değil. Ama kim atadı? Kardeşim, bu Anayasa Mahkemesi, AK PARTİ döneminde atandı, AK PARTİ döneminin getirdiği bir şey ve İçişleri Bakanlığı ile Anayasa Mahkemesi hesaplar üzerinden, biri kurumsal hesaptan, biri kişisel hesaptan kapışıyorlar gecenin on birinde, olacak şey mi?
Bakın, bu ülkeye şunu yaşattınız, şunu: Şuracıkta, gözümüzün önünde ülkenin polisi ile askeri çatıştı; hepsini siz terfi ettirmiştiniz, hepsini siz atamıştınız. O darbeciler...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Tamamlıyorum.
BÜLENT TURAN (Çanakkale) - İfadeyi düzelt, ifadeyi; asker ile polis değil, darbeci askerler ile...
BAŞKAN - Evet, bitirelim Sayın Özel.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Son cümlem.
Şimdi, o darbeci askerlerin tamamı, AK PARTİ döneminde terfi ettirildi YAŞ'larda ve devletin polisiyle çatıştılar, vatandaşı ezdiler. Kurduğunuz liyakatsiz, sadakate dayalı "Alnı secdeye değiyor." diye torpille getirdiğiniz adamlar, 251 kişiyi ezdiler burada. Sizin döneminizde oldu. Şimdi de sizin atadığınız bir Anayasa Mahkemesi üyesi, darbe çağrıştıracak paylaşım yapıyor, siz atadınız! Devriiktidarınızda liyakatsizlik yüzünden, sırf sadakate baktığınız için oluyor bunlar. Bu devleti yönetemiyorsunuz, bu devlet savruluyor. (CHP sıralarından alkışlar) İçişleri Bakanlığının kurumsal hesaptan attığı "tweet"e ihtiyaç varsa yazıklar olsun hepimize!
Bu Meclis kapalıydı, ışıkları kapalıydı; biz yaktık. Bu ülkede öyle kimse "Darbe yapacağız, darbe çağrıştıracağız..." Tankın da karşısında darbenin de karşısında F-16'nın da karşısında aslan gibi durduk, dururuz ama bu liyakatsiz düzeninize son vermek lazım. Atadıklarınız çatışıyor; ama tankla topla ama "tweet"le ama bir başka yöntemle. (CHP sıralarından alkışlar) Bıktık; Pelikan'ınızdan da bıktık, bu millet de bıktı, Soylu'nun trollerinden de bıktı, Fahrettin Altun'un trol ordusundan da bıktı!
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - İç kavganızdan da bıktık, düşün milletin yakasından! (CHP sıralarından alkışlar)