GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: AK PARTİ Grubu önerisi münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:4
Tarih:13.10.2020

HDP GRUBU ADINA MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yargıyla devam edelim. Nasıl bir yargı var? Dün, Sebahat Tuncel ve Aysel Tuğluk Kandıra Cezaevinde dört yıldır tutuklu oldukları hâlde, Kobani protestosu soruşturması sebebiyle haklarında tekrar tutuklama kararı verildi. Altı yıl sonra garip bir şekilde, her yerde yapılan çağrılar karşılık buldu ve HDP'ye yönelik saldırıların bir aşaması olarak önümüzde duruyor. Nedir? Altı yıl sonra ne oldu? Garip bir şekilde bir gizli tanık icat edildi. Gizli tanık falan yok ha, yanlış anlamayın. Gizli tanığın olmadığını nereden biliyoruz? Çünkü gizli tanık müessesesi AİHM tarafından mahkûm edilen "Adil yargılama ilkelerine aykırı." denilen, yüzlerce davada Türkiye'nin mahkûm edildiği bir müessese. Gizli tanığı görmüyoruz, temas etmiyoruz, soru soramıyoruz, kimliğini bilmiyoruz, ucube bir şekilde, diyorlar ki: "Dosyada gizli tanık var." Peki, gizli tanık ne diyormuş? İfadesini de gördük, gizli ama ifadelerden gördük. Altı yıl önce -sözde- HDP'den bir heyet bir yerlere gitmiş, onu da geçtim, Kamuran Yüksek, Demirtaş'a Kandil'den talimat getirmiş, bunun üzerine MYK bir karar almış. Ya, şaka mısınız ya! Bir kere, o dönem çözüm süreci devam ediyordu. Bizim heyetimiz -resmî, aleni, basın yayın organlarında her zaman yazılıyordu- Kandil'e gidiyordu zaten. Kandil'den birinin talimat getirmesine gerek yok ki, zaten çözüm süreci devam ediyordu. Çözüm süreci kapsamında fotoğrafları siz İmralı'dan getiriyordunuz, yayınlıyordunuz, heyetimizin gittiğini biliyordunuz. Gizli tanığa yanlış ifade verdirmişler.

Diğeri ne? Efendim, altı yıl sonra aklına gelmiş, savcılık demiş ki: "Dört yıl önce açtığımız dava 2911'di; hayır, olmaz, 302 olacak." Neden? Çünkü Cumhurbaşkanı her gün meydanlarda "Benim 54 yurttaşımın katili." diye bağırdı. Savcı dedi ki "Ha, bu "katil" dediğine göre benim yeni bir dava açmam lazım." Tıpkı bugün Enis Berberoğlu meselesinde olduğu gibi. Hukukta olamaz yani olamaz kavramı karşılamıyor. Altı yıl sonra maddeyi değiştirdi, fiil aynı; tıpkı Osman Kavala'da olduğu gibi. Adını koyalım, bu tam bir siyasi kumpastır. Kobani protestoları sebebiyle arkadaşlarımızın tutuklanması, Demirtaş'ın, Yüksekdağ'ın, MYK üyelerimizin, dün Aysel Tuğluk ve Sebahat Tuncel'in hakkında tutuklama kararı verilmesi siyasi kumpasın devam ettirilmesidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Toparlayalım lütfen.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Bu kumpasın kumpas olduğunu eminim iktidar partisi milletvekilleri de gayet iyi biliyor. Sadece vicdanlarına sorsalar bunu bilirler aslında, hayatın olağan akışına baksalar bilirler. Bu nedenle şunu söyleyeyim: Bir kere, Cumhurbaşkanının ya da bir siyasi yetkilinin söylemleriyle iddianame hazırlamak hukuk devletine, yargı tarafsızlığı ve bağımsızlığına, anayasal düzene saldırıdır. Tıpkı bugün Enis Berberoğlu'nda nasıl hâkim bu kararı vermekle anayasal düzeni ortadan kaldırmaya tam teşebbüs etmişse Kobani protestolarında ikinci soruşturmayı açan savcı da aynı suçu işliyor. Ahdolsun ki bu siyasi kumpasların taraflarını sanık sandalyesinde göreceğiz. O zamana kadar mücadelemize devam edeceğiz.

Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)