| Konu: | Hatay ili Belen ilçesinde meydana gelen yangına, Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin yasalaşması hâlinde nelerin yaşanacağına, Çorum ili İskilip ilçesindeki kömür madeninde meydana gelen göçük nedeniyle 1 işçinin yaşamını yitirdiğine, doğayı güvenceye alma kanunu konusunda ortak bir komisyon kurulması çağrısında bulunduklarına, Hatay Milletvekili Hüseyin Yayman'ın yaptığı gündem dışı konuşmasındaki bazı ifadelerine, gözaltında bulunan Barış Annelerinin serbest bırakılması gerektiğine, İstanbul ilinde sahnelenecek olan Kürtçe tiyatro oyununun yasaklanmasının kabul edilemez olduğuna, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi tarafından açıklanan rapora ve bir yerel mahkemenin Anayasa Mahkemesinin Enis Berberoğlu'yla ilgili verdiği kararı yok saymasına ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 4 |
| Tarih: | 13.10.2020 |
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Teşekkürler Sayın Başkan.
Evet, ben de Hatay Belen'de meydana gelen yangınla ilgili birkaç noktayı tekrar ifade etmek istiyorum. Açıkçası Orman Genel Müdürlüğünün bir rakamını paylaşmakla başlayalım; sadece 2019 yılından bugüne kadar 1.377 adet orman yangını meydana geldiğini ve 3.191 hektar alanın zarar gördüğünü biliyoruz. Kaz Dağları, Murat Dağı, Madra Dağı, Çal Dağı, Ünye, Fatsa, Alaplı ve daha birçok doğayı tehdit eden madenler ve vahşi madencilik projelerinden iktidarın sadece son on üç yılında 99 bin hektar ormanlık alan madenlere açıldı. Ormanlardaki maden alanları önceki dönemlere göre üçe katlandı. Kaz Dağları, Alaplı, Ünye, Fatsa, Murat Dağı, Cerattepe; buralarda ya çıkan orman yangınları sonrasında ya da kesilen binlerce ağaç sonrasında maden ocaklarının açıldığını biliyoruz.
Evet, orman yangınları sadece ekolojik yıkım değil aynı zamanda yaşamın da yıkımı anlamına geliyor. Orman yangınları halkın yaşam alanlarını ve geçim kaynaklarını elinden almakta, zorunlu göçe tabi tutmaktadır. 90'lı yıllarda yanan bölgelere giremeyen şirketler şimdi iktidar eliyle halkın yaşam alanlarında maden ocakları, inşaat, HES projeleriyle topyekûn bir saldırı düzenlemektedir.
Evet, Enerji Komisyonuna gelen çok önemli bir kanun teklifi var, Elektrik Piyasası Kanun Teklifi olarak geçiyor ama işin özü, maden ocaklarına kıyak geçilmesi meselesi. Tepki çekmemek için torbanın içine atmışlar maddeleri ve yasallaşırsa ne olacak, şimdiden kamuoyuyla paylaşmak istiyoruz. Maden ocaklarına denetim en aza indirgenecek, maden ocakları izinsiz alanlarını büyütebilecek, bunlara para cezası bile verilmeyecek, madencilik sektörünün denetimsiz ve yıkıcı faaliyetlerinin de cezasız kalması sağlanacak ve bu yasa teklifine karşı sonuna kadar direneceğimizi ifade etmek istiyoruz, yok öyle yağma diyerek herkesi buna karşı sesini yükseltmeye davet etmek istiyorum.
Tabii, bugün sadece Antakya değil koca ülke yangın yeri. Bugün Çorum'da maden ocağında yine göçük yaşandı, 1 işçi yaşamını yitirdi. İnsanların ocağı yanıyor, cebi yanıyor, sofrası yanıyor; eğitim bekleyen çocukların geleceği, sağlığa erişemeyen yurttaşın canı yanıyor. Bu yangını hep birlikte söndürmek zorundayız, yoksa hepimizi alıp götürecek. Evet, biz bu vesileyle doğa duyarlılığını gösterme noktasında Parlamentoyu inisiyatif almaya çağırıyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Birçok yasada doğayı koruyan maddeler olsa da özgün bir kanun çıkarabiliriz hep birlikte ve doğayı güvenceye alma kanunu konusunda ortak bir komisyon çağrısında bulunmak istiyoruz Halkların Demokratik Partisi olarak ve şunu da son olarak söyleyeyim, demin iktidar grubu adına Sayın Yayman şunu söyledi: "Hatay imara açılmayacak, maden sahası yapılmayacak." sözlerini dikkatle dinledik, doğrusu bu sözleri, bu kadar maden ocağı, HES ve diğer meselelerden sonra önemli buluyoruz ve bunu sonuna kadar takip edeceğiz. Hakikaten bugün yangın... Yarın orasının maden sahası olmaması ya da gökdelenlerin yükselmemesi için hepimizin sorumluluk alması lazım.
Sayın Başkan, kısa kısa birkaç nokta daha var. 4 barış annesi Urfa'da sekiz gündür gözaltında ve Urfa Emniyetinde işkence yapılıyor, dün gözaltı süreleri uzatıldı. Sadece bu anneler vesilesiyle diğer bütün hukuksuzluklara da dikkat çekmek istiyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Barış annelerini serbest bırakın.
Biraz önce yeni bir haber aldık. Milyonlarca Kürt vatandaşın yaşadığı İstanbul'da, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin sergileyeceği bir Kürtçe tiyatro oyunu yasaklandı. Gaziosmanpaşa Kaymakamlığı "Teatra Jiyana Nû" isimli özel tiyatroyu yasakladı. Gerekçe neymiş? Gerekçe, genel kamu düzenini bozacakmış. Yani milyonlarca insanın, yurttaşın, Kürt'ün diliyle tiyatro yapılması kamu düzenini bozacakmış. Hayır, kamu düzenini milyonlarca yurttaşın dilini yasaklamak bozar. Bu, düşman hukukunu bile aşan bir meseledir. İngilizce, Fransızca, Arapça, başka dillerde tiyatro sergilenebilir ama Kürtçe sergilenemez yaklaşımını şiddetle reddediyoruz ve bunu kabul edilemez buluyoruz, bu yasağın derhâl geri alınması gerekiyor.
İSİG Meclisi raporu var, o da çok vahim. Türkiye, tarihinin büyük bir işçi kırımıyla karşı karşıya.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Toparlayalım lütfen.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi raporunda, eylül ayında en az 177 işçinin, 2020 yılının ilk dokuz ayında en az 1.493 işçinin çalışırken hayatını kaybettiğini açıkladı. Türkiye'de yılda ortalama 2 bin işçi çalışırken iş koşullarından kaynaklı yaşamını yitiriyor. Savaştan beter bir durumla karşı karşıyayız, bu konuda hızla adımların atılması gerekiyor.
Evet, bugünün en önemli meselelerinden biri, Sayın Enis Berberoğlu'yla ilgili Anayasa Mahkemesinin vermiş olduğu kararı yerel mahkemenin tanımaması, evet "reddetmesi" demiyorum, tanımaması. Yerel mahkemenin böyle bir yetkisi yok. Anayasa'dan, yasalardan kaynaklı herhangi bir yerel mahkeme "Ben Anayasa Mahkemesinin kararının gereğini yerine getirmiyorum." diyemez. Bu gücü nereden alıyor? Bu gücü nereden alıyorsa, eğer o güç bunu engellemezse bu ülkede hiçbir yurttaşın kişi özgürlüğü ve hukuk güvenliği kalmaz. Anayasa Mahkemesinin görevi tam da budur zaten, yasama organının yani bizlerin çıkardığı yasaların -ilk görevi- Anayasa'ya uygunluğunu denetlemek ve bireysel başvurularla da yapılan tasarrufların, işlemlerin Anayasa'ya aykırı olup olmadığını tespit etmektir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Enis Berberoğlu, 26'ncı Dönemde milletvekili seçildi ve 27'nci Dönemde tekrar dokunulmazlık kazandığı hâlde yargılama devam ettirildi. Anayasa Mahkemesi bu yargılamanın derhâl durması gerektiğine karar verdi ve bizce, bunun durmasıyla birlikte İç Tüzük'te hüküm olmasa da genel hukuk prensipleri gereğince tekrar milletvekilliğini kazanması gerekiyor. Açıkça şunu söylemek istiyorum: Yargı, yasama organına ve dolayısıyla halk iradesine müdahale ediyor. 3 dönemdir bu Parlamentoda halk iradesinin temsiliyeti yargı eliyle yok sayılıyor. 2016 yılında dokunulmazlıkların kaldırılması için yapılan Anayasa değişikliği, Leyla Güven, Musa Farisoğulları, Enis Berberoğlu ve 11 milletvekilinin vekilliğinin düşürülmesi, en son 3'ünün vekilliğinin düşürülmesi Türkiye'de halk iradesinin tanınmadığını gösteriyor. Çağrımız açıktır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Evet, son olarak bağlayalım.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Son olarak tamamlıyorum Başkanım.
Anayasa Mahkemesi kararı bizi de bağlıyor, mahkemeyi de bağlıyor, yurttaşları da bağlıyor; hiç kimsenin bu karar karşısında bir ayrıcalığı, istisnai bir durumu söz konusu değildir. Yerel mahkeme bunu tanımama hakkı olduğunu sanıyorsa -ki sanmıyoruz böyle düşündüğünü- hemen vazgeçsin ve itirazın kabul edilmesi, Sayın Berberoğlu'nun vekilliğinin iade edilmesi gerekiyor diyorum.
Teşekkür ediyorum.