GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: HDP Grubu önerisi münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:2
Tarih:06.10.2020

HDP GRUBU ADINA MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; evet, Kobane protestoları... Yıllardır dillere pelesenk edilen meselenin ayrıntılarının araştırılmasını istiyoruz. Halk iradesinin temsil edildiği bu Mecliste gerçekten "Kim, neden, nasıl?" sorularına yanıt bulalım.

Bir kere, her şeyden önce yanlış bilinen bir iki gerçeği söyleyeyim: Kobane protestoları 6 Ekimde değil, 15 Eylülde IŞİD çetesinin Kobane'yi kuşatmasıyla başladı. Yani Türkiye'nin ve dünyanın her yerinde Kobane halkıyla dayanışma gösterileri 15 Eylülden sonra hızla devam etti. Evet, Uluslararası Suriye Gözlemevinin raporuna göre 7 Ekime kadar Kobane'de 412 kişi yaşamını yitirdi. Bu, resmî makamlardan aldığımız rakam.

Şimdi, nedir iktidar tarafından söylenen mesele? "6-8 Ekim Kobane olaylarında HDP MYK'sinin yaptığı çağrıyla bu olaylar meydana geldi." Bir kere HDP MYK'sinin resmî bir kararı yok, bütün mesele bir "tweet"tir; genel merkez hesabından atılan bir "tweet"tir, sosyal paylaşımdır. Ve orada demokratik protestoya bir çağrı vardır, Kobane halkıyla dayanışma çağrısı vardır. Bununla ilgili Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ve birçok savcılıkta suç işlemeye tahrik suçundan dönemin MYK üyeleri ve milletvekilleri hakkında soruşturma yapıldı. Bu soruşturmalarda bildiğim kadarıyla herkes -belki bir iki kişi hariç olabilir ama- gidip beyanlarda bulundu ve soruşturma hâlâ devam ediyor; diğer yargıdan kaçan, "İfade vermiyorum." diyen hiç kimse yoktu. Ama ne oldu? Demirtaş ve Yüksekdağ'ın, aradan beş yıl geçtikten sonra, geçen yıl bu tarihlerde tekrar haklarında aynı fiilden tutuklama kararı verildi. Hukukta bunun hiçbir yeri yoktur. Yani bir insana diyorsunuz ki: "Yaralamadan hakkında soruşturma açtım." Aradan beş yıl geçiyor, "Hayır yaralama değil sen cinayet işledin, yağma yaptın, hırsızlık yaptın." diyorlar, bir dolu suç üretiliyor. Bir kere bunları kamuoyunun bilmesi lazım.

Peki, Kobane protestoları döneminde ne oldu? Gerçekten vahim olaylar oldu. İnsanlar öldü, yağma oldu, hırsızlık oldu, linç oldu, protestolar oldu ve bunlarda 43 kişi yaşamını yitirdi. Başka ne oldu? HDP binaları saldırıya uğradı, 33 HDP'li öldürüldü. Antep'te bir kadın kameraların önünde evinde linç edildi. Polis panzerleri, sivil araçları bilerek itti ve bu görüntülerin hepsi gözümüzün önünde. Peki, sorumluluk kimin? Demokratik protesto yapanların mı, bunu önlemeyenlerin mi, buna yol verenlerin mi, cinayetin işlenmesine ses çıkarmayanların mı, daha da ileri gidiyorum, cinayet işleyenlerin yargılanmaması mı? Şimdi, biz, titiz bir araştırma yapıyoruz. İki dava dışında Kobane protestoları sebebiyle açılan bir dava yok. Peki, hukuk ne diyor: "Devlet vatandaşın can ve mal güvenliğini korumak zorundadır." Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin bu konuda sayısız kararı var ve Türkiye hakkında da ihlal kararları var. Sokağa çıkan sivil protestocuların linç edildiği ilk olay da, 7 Ekimde Hakan Buksur'un polis kurşunuyla Muş Varto'da öldürülmesidir. Yani, ölüm 6 Ekimde değil 7 Ekimde Erdoğan'ın "Kobani düştü, düşecek." açıklamasından sonra Muş Varto'da meydana gelmiştir. Bugüne kadar şunu hiç duydunuz mu? Duymadınız tabii. Tek bir vali, tek bir kaymakam, tek bir emniyet müdürü, tek bir jandarma yetkilisi, tek bir bakan yani olayın asıl sorumlusu, vatandaşın can ve mal güvenliğini korumak zorunda olanların yargılanmadığı ama partimizin altı yıl sonra tekrar hedefe konulduğu ve siyaseten aslında tasfiye amacıyla gündeme getirilen bir meseleden söz ediyoruz. Bizim, HDP'nin hiçbir şiddet ve suç fiiliyle bağlantısı kurulamaz çünkü yoktur, çünkü böyle bir bağlantı olamaz. Yani Kobani halkının karşısında kim var? IŞİD var, IŞİD çetesi var. Kadınları pazarlarda satan, kafa kesen, insanlara tecavüz eden, insanlığa karşı suç işleyen bir cani yapılanmadan söz ediyoruz. Dayanışma gösterenler kim? Sivil halk.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi lütfen.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - HDP her zaman IŞİD'in karşısında yer aldı. Biz yani, 6 Ekimle ilgili değil bu... İlk günden itibaren IŞİD'e karşı 70 ülke, koalisyon ülkesi o tarihlerde dünyanın her yerinde, Buenos Aires'ten Amerika'ya, Amerika'dan Kanada'ya, Avrupa'ya kadar herkes IŞİD'e karşı Kobani halkının yanındaydı. Peki, mevcut iktidar ne yaptı? Kobani halkının yanında değil. Kobani halkına yardım koridoru açılması talebine ret cevabı veren bir iktidar ve dayanışma gösterilerini şiddetle bastıran, cinayete giden yolları açan ve o cinayet işleyenleri yargılamayan bir iktidar. Ne oldu? Bunu biraz sonra Grup Başkan Vekilimiz anlatacak, sonrasında yardım koridoru açıldı. Yine, yani Irak'tan giden yardım oraya ulaştı. O dönemde birçok siyasi gelişme oldu ama bizim bugünkü talebimiz net. Şunun araştırılmasını istiyoruz: O dönem görev yapan kamu görevlilerinin en altından -tırnak içinde- bakana kadar olan süreçte sorumluluğunu araştıralım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Bunu Meclis araştırsın ve biz bunun her şekilde araştırmada bütün bilgilerin paylaşılmasını istiyoruz.

Türkiye ve dünya kamuoyunun bunları bilmeye hakkı var diyor, teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)