| Konu: | İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 118 |
| Tarih: | 28.07.2020 |
CHP GRUBU ADINA ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; aralık ayında Çin'de ortaya çıkan, ocakta dünyaya yayılmaya başlayan, mart ayından itibaren de Türkiye'yi etkisi altına alan bir küresel salgın ve bu küresel salgın, bize var olan ama görmezden geldiğimiz veya hatırımıza getirmediğimiz birçok şeyi hatırlattı ya da öğretti. Bu salgından önce kıtalar arasında atılacak füzelere, bu füzeleri erken uyarı sistemleriyle fark etmeye ve gelen bu füzeyi imha edecek savunma füzelerine para harcıyordu bütün dünya. Gözün görmeyeceği bir virüs geldi ve hepimize şunu öğretti: "Hiç uğraşmayın, boşuna da para harcamayın, ben hepinizi birden öldürebilirim." dedi ve artık dünya kıtalar arası füzeler yerine kıtalar arası virüsleri, erken uyarı sistemlerini, bu virüsün bulaşmasını engelleyecek aşıları ya da bulaşsa da tedavi edecek ilaçları ve buna kaynak aktarmayı tartışmaya başladı. Çünkü öğrendik ki küresel olarak en yoksulumuzun sağlığı kadar sağlıklıyız.
Eskiden umurunda değildi, hatta hiç oralı olmuyordu İngiltere, Çin'deki gelir adaletsizliğinden, yoksulluktan, insan hakları ihlallerinden falan ama Çin'in yoksul bir mahallesinde bir hayvan pazarında 4 yoksul Çinlinin içtiği yarasa çorbası, İngiliz Başbakanını yoğun bakıma sokuyorsa artık herkesin oturup düşünmesi gerekiyordu. En yoksulumuzun sağlığı kadar sağlıklı, en yoksulumuzun güvencesi kadar da güvenceliydik, hatta en yoksulumuzun eğitimi, toplam eğitimimiz kadar değerliydi çünkü başımıza ne gelirse onun üzerinden gelecekti ve bütün dünya "Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak." dedi.
Bunu duyduğunda bunu kabullenmeyen kimse yoktu dünyada ve aklı başında sosyologlar, toplum bilimciler, siyaset bilimciler, tarihçiler ve fütüristler şöyle dediler: "Sosyal devletler güçlenecek, sosyal politikalar önem kazanacak ve alan sağ el yerine, veren ve şefkatli sol elin güçlenmesine, bunu savunan siyasetin öne çıkmasına, otoriter popülist liderlerin de zaman içinde güç kaybetmesine sebep olacak bu yaşananların hepsi." Tabii, otoriter popülist liderler buna karşı aynı söylemi tekrarlayarak meydan okudular, "Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak." dediler. Bunu Macaristan'da Orban söyledi, Hindistan'da Modi söyledi, Rusya'da Putin söyledi, Amerika'da Trump söyledi, Türkiye'de de Recep Tayyip Erdoğan söyledi. Otoriter popülist liderler bu akıma karşı baskıyı artırmak, otoriterleşmeyi artırmak, kendi iktidarlarını mutlaklaştırmak için bazı adımlar atmaya başladılar ve bugünkü kanun teklifi, Türkiye'nin gündemine geldiyse bunu baroları parçalayan ve kamu kurumu niteliğindeki meslek örgütlerinin toplumsal muhalif yönlerini bastırmaya çalışan ve buradaki itirazlara rağmen geçen kanundan bağımsız düşünmemek lazım veya bunu muhalefetin sesini duyurabildiği birkaç tane televizyona tekrarında lisans iptaline varacak cezaları vermekten, muhalif gazeteleri çeşitli yöntemlerle gelirlerinden yoksun edecek ve peşi sıra kapanmaya mahkûm edecek cezalardan farklı düşünmemek lazım.
Bugün dört başı mamur bir sosyal medya sansür yasasıyla ve bir intikam yasasıyla karşı karşıya olduğumuzu da hatırlamak lazım. Bizi bu atmosfere bir şeyler hazırlar mıydı? Yani birileri, sosyal medyada yeşil top uygulaması başlattı, sürecekti, kırk beş gün sonra pişman oldular çünkü Onursal başkanın ifade ettiği gibi bir suçüstü durumu da oldu ve öyle bir şey oldu ki neredeyse Parlamentodaki oturuş sıramıza bile uyarak birileri, önce Sayın Meral Akşener'e karşı, sonra Sayın Başak Demirtaş'a karşı, sonra Sayın Canan Kaftancıoğlu'na karşı ve en nihayetinde Sayın Esra Albayrak'a ve minicik yavrusuna karşı hiçbirimizin kabul ve tasvip edemeyeceği saldırıları, sosyal medya üzerinden yaptılar; zamanlama manidar ve sonuncusundan sonra sosyal medyaya bir düzenleme lazım, bunu yapmak lazım. Baktığınızda acaba birileri -hani hep Türkiye'ye operasyon çekiyor ya, manipülasyon yapıyor ya- Türkiye'yi buna hazır hâle getirecek psikolojik, siyasi atmosferi hazırlıyordu da biz bunun farkında değil miydik diye düşünmek de hepimize düşer herhâlde ve şöyle bir gerçekle karşı karşıyayız: Şimdi, bir teklif getirdiniz, nereden bakarsanız bakın, bu teklif hayata geçtiğinde Türkiye'yi dünyada 4'üncü ülke yapacak. Kimden sonra? Kuzey Kore'den, Çin'den ve İran'dan sonra. Sosyal medyayı sansürleme, kapatma ve şirketlerin çekilmesi sonuçlarını doğuracak düzenlemeleri yapan 4'üncü ülke; Kuzey Kore, Çin ve İran'la. Türkiye'yi demokraside, Türkiye'yi sosyal medya özgürlüğünde küme düşen 4'üncü ülke yapacaksınız.
Hani hangi ligde oynadığınız önemli ya; bakın, bu ülkelerle biz hakikaten aynı ligdeyiz yani yapılan işte bir tutarsızlık da yok. Örneğin Basın Özgürlüğü Endeksi'nde Kuzey Kore 180'inci, Çin 177'nci, İran 133'üncü, Türkiye de 154'üncü zaten ve Hukukun Üstünlüğü Endeksi'nde Kuzey Kore tasnif dışı ama Çin 88'inci, İran 108'inci, Türkiye de 107'nci zaten. Zaten biz sizin yönettiğiniz on sekiz yılın sonunda bunlarla aynı ligdeyiz ve o ligde, o sosyal medya ve demokrasi alanında küme düşen 3 takımdan sonra 4'üncü olmamız sürpriz değil, zaten o kategoride bize maç yaptırıyorsunuz. Ve geldiğimiz durum...
"Dünyada da 3 örneği var." deyince, modern dünyadan, gelişmiş demokrasilerden bir örnek, hemen "Almanya var." örneğine sarılıyorsunuz. Almanya buna benzer bir kanunu tam iki yıl tartıştı, Türkiye bu kanunu ikinci gece tartışıyor. Biri, Komisyonda; 16.00'da başladık, 05.00'te bitti; on üç saat. "Ne derlerse desinler; işte, bir iki sataşma olursa kavga dövüş... Onun dışında konuşmayın, savunmayın, bitirelim, gidelim." O gün bitirdiniz, gittiniz; bu gece de görülüyor ki bitirip gideceksiniz. Almanya'nın iki yıl tartıştığı kanunu iki gün tartıştırarak buradan gitmek istiyorsunuz. Oysaki hep beraber bir adım atmıştık, Dijital Mecralar Komisyonu bütün yaz çalışabilirdi, evrensel ölçütlere bakabilirdi, Türkiye için en doğrusunu tartışabilirdi, ekim ayında da bize Türkiye'nin toplumsal uzlaşısını yansıtan bir metni önümüze koyabilirdi ama hayır, siz bunu bu gece halledip gideceksiniz ve bizi Çin'le, Kuzey Kore'yle, İran'la aynı kategoriye sokacaksınız ama bu kötülüğü Türkiye'ye yaparken örnek verdiğiniz Almanya'nın iki tane toplumsal çıpası var. Bir, tarihlerinde bir soykırım utancı var, Neonazizm var, orada Türklere ve Yunanlara başta olmak üzere yapılan saldırganlıklar var ve buna karşı yüzde 90'ın üzerinde bir toplumsal mutabakat var. Onlar Neonazileri durdurmaya çalışıyorlar; siz Türkiye'deki bütün muhalefete Almanların Neonazilere uyguladığı yöntemi uygulamaya hazırlanıyorsunuz.
İkincisi, Almanya'nın bir diğer çıpası bütün her şey mahkeme kararına bağlı, bağımsız Alman mahkemelerine. Vallahi dünyadaki ölçütte 4'üncü sıradalar yargı bağımsızlığında, Türkiye 142'nci, 143'üncü sırada ve siz, mahkemelerin siyasi ile şahıs, devlet ile şahıs ve iktidar ile muhalefet arasındaki davalarda tarafsız, yansız davranabildiklerini düşünüyorsanız, bu, vicdanınıza sığıyorsa ben bir şey demeyeceğim ama yetmez. Almanya'da mahkeme kararı var, Türkiye'de mahkeme kararı yerine geçen 14 kurum var. Bir tanesi Bilgi Teknoloji Kurumu BTK ama devam ediyor: Spor Toto, Millî Piyango, Türkiye Jokey Federasyonu içerik engelleyebiliyor ve Diyanet İşleri Başkanlığı. Yani Almanya'da mahkemenin aldığı kararı Türkiye'de bu kurumlardan herhangi birinden alabilirsiniz, hepsinin başına gelen kişileri de kimin, ne şekilde atayabildiğini de biliyorsunuz. Türkiye'yi bu duruma sürüklüyorsunuz.
Bu kararların sonucunda ne olacak, bunların sonucunda? Bu küresel şirketler, bu sosyal medya şirketleri iki kural üstünde yürüyorlar. Bulundukları ülkelerin kurallarına, kanunlarına uyuyorlar; uyamazlarsa çekiliyorlar. Bu kanunun bir benzerini Rusya çıkardı, verinin yerelleştirilmesinde; Twitter "Çekilirim." deyince "Dur, gitme." dedi. Biz sizin Twitter'a "Dur, gitme." diyeceğinizden ya da WhatsApp'a "Aman yanlış olmuş." diyeceğinizden emin değiliz çünkü Rusya, kanunun ikincil, üçüncül sonucunu hesaplayamadığı için "Dur, gitme." diyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Bu firmaların Türkiye'den çekilmesini sizin birincil fayda olarak değerlendirdiğiniz, öncelikli hedefiniz olarak değerlendirdiğinizle ilgili kuvvetli emareler var. Bu kötülüğü Türkiye'ye yapıyorsunuz. Liderinizi Modi'yle, Orban'la, Putin'le andırabilirsiniz, yirmi yıl sonra birileri bugünleri yazınca bu yasayı buradan geçiren siyaset olarak anılabilirsiniz ama ekonomiye de acayip bir kötülük yapıyorsunuz.
Şunu düşünün: Dünyanın bir yerindeki herkes "Nerede tatil yapayım." diye bakıyor. Çeşitli sitelerden bakarken "Yunanistan'a mı gideyim, Türkiye'ye mi gideyim?" diye düşünen bir gencin Türkiye'de Instagram'ın engelli olduğunu, "İspanya'ya mı, Türkiye'ye mi?" diye düşünen bir başka vatandaşın Türkiye'de Twitter'a yüzde 95 bant daraltılması uygulandığını bildiğinde tatil tercihini siz düşünün ve küresel sermayenin hukukun üstünlüğüne, hukuk güvencesine doğru aktığını ve hukuk güvencesinin olmadığı yerlerden kaçtığını da pek çoğunuz benden daha iyi bilir, aslında bıraksak benden de daha iyi anlatırsınız burada.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurunuz efendim.
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Sayın Başkanım toparlayayım.
Son olarak gelinen noktada yapılanın bir intikam ve bir gelecek tasarımı olduğundan kimsenin şüphesi yok. Benim evde de var, çocuklarınız torunlarınız var. Z kuşağı, onun yerine karar vermekten, ona sormadan ve ona bir şeyi dayatarak yaptırdığınızda, bir, onu yapmıyor; iki, yapsa da burnunuzdan getiriyor. Sınavlarını bir ay ileri aldınız, bir ay geriye çektiniz, 1 milyon "tweet" attılar, dinlemediniz "Canlı yayında kendinizi ifade edeceksiniz." dediniz, altına on binlerce eleştiri gelince Fahrettin Bey yorumları kapattırdı, bu sefer "dislike" dediler yani "Yaptığını beğenmedim." Görev onayına bakıyorsunuz ya Cumhurbaşkanının, gelecek seçimlerde oy kullanacak 7 milyon yeni seçmen, görev onayında "Beğenmedim." diyor "Bu yaptığını beğenmedim." O "dislike"tan belki bugün kurtulursunuz, belki bizi ve muhalifleri susturursunuz ama gençleri susturamaz ve onların seçimde size kesecekleri cezadan kurtulamazsınız.
Teşekkür ediyorum. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)