| Konu: | Erzurum Kongresi'nin 101'inci, 24 Temmuz Lozan Antlaşması'nın 97'nci yıl dönümüne, 12 Mart 1971 darbesinin ardından bayram olmaktan çıkarılan 24 Temmuz Geleneksel Gazeteciler Günü ve Basın Özgürlüğü İçin Mücadele Günü vesilesiyle tutuklu gazetecilerin serbest bırakılması gerektiğine, 22 Temmuz 2015 tarihinde 2 polisin şehit edildiği Ceylanpınar olayına ve Man Adası belgelerine ilişkin açıklamaları nedeniyle CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na açılan davaya, Anayasa Mahkemesinin bütçe hakkını Meclisin paylaşamayacağı bir hak olarak tescil ettiğine ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 117 |
| Tarih: | 23.07.2020 |
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, bugün 23 Temmuz, Erzurum Kongresi'nin başlangıç gününün yıl dönümü. 7 Ağustos 1919'a kadar sürecek olan kongrede ulusal kurtuluş mücadelemize yön veren çok önemli kilometre taşları döşendi. Erzurum Kongresi'nin beyannamesiyle vatanın bütünlüğü ve parçalanmazlığı, manda ve himayenin kabul edilemezliği ortaya kondu ve bir tek adamın iradesinden ilk kez vazgeçilerek Mustafa Kemal Başkanlığında hükûmet gibi görev yapacak bir temsil heyetinin oluşturulması kararlaştırıldı. Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere kurtuluş mücadelemizin tüm kurucu kadrolarını bir kez daha saygı ve minnetle anıyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)
Sayın Başkan, takvime göre yarın Meclis çalışması yok ve yarın Lozan Anlaşması'nın yıl dönümü. Doksan altı yıl önce Lozan Anlaşması imzalandı ve Türkiye'nin kurucu senedi, tapu senedi ortaya kondu. Adalet ve Kalkınma Partisinin Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan bundan bir yıl önce "Lozan'ı bize zafer diye yutturmak istediler." demiştir. Oysa on sekiz yıl boyunca Lozan'ın yıl dönümlerinde çok farklı açıklamaları da vardır. Aralık 2017'de ise Yunanistan'a yaptığı ziyarette o günkü konjonktüre uygun olarak ve Türkiye'nin geleneksel dış politikasını terk etme alışkanlığını bir meziyete dönüştürmüş olarak Lozan'ın güncellenmesi gerektiğine atıf yapmış ve siyaset tarihimizde olmayan bir tartışmanın içine bizi sokarak dış politikada bir türbülans yaratmıştır. Lozan siyasi bir zaferdir, Lozan diplomatik bir zaferdir; Anadolu'da Türkiye Cumhuriyeti'nin çok da sağlam bir temel üzerine inşa edilmesini sağlayan bir temeldir. Cumhuriyet Halk Partisi olarak 2'nci Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız İsmet İnönü'yü ve Lozan Anlaşması'nı inşa eden kadroları saygıyla ve minnetle anıyoruz. Lozan'a kin, İnönü'ye, İnönü üzerinden Atatürk'e, cumhuriyetin kurucu kadrolarına, kurucu babalarına düşmanlıktan kök almaktadır. Mevcut yöneticiler, dünyanın hiçbir yerinde, kurucu kadrolara, kurucu babalara husumet duyduklarını dile getirmezler; kamuoyunun önünde, dünyanın önünde ülkelerini bu duruma getirmezler.
Lozan'ı, cumhuriyetin kurucu kadrolarını, İsmet Paşa'yı ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü saygıyla selamlıyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun lütfen.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, 24 Temmuz, basında sansürün kaldırılışının yıl dönümü olması nedeniyle "Basın Bayramı" olarak kutlanıldı yıllarca ancak 12 Mart 1971 darbesinin ardından basın meslek örgütleri aldıkları kararla 24 Temmuzu bir bayram olmaktan çıkarmış, "Geleneksel Gazeteciler Günü ve Basın Özgürlüğü İçin Mücadele Günü" olarak ilan etmiştir. Sansürle, otosansürle, siyasi baskıyla karşı karşıya olan günümüz gazetecileri için de 24 Temmuzun anlamı ayrıdır. Bugün gazeteciler, siyasi iktidar tarafından cezaeviyle, iktidar güdümündeki gazete yönetimleri tarafından da işsiz bırakılmakla tehdit edilmektedirler. İletişim Başkanı Fahrettin Altun'un dün ifade ettiği gibi, dördüncü kuvvet olarak görev yapabilmelerinin önündeki ilk engel bizatihi Fahrettin Altun ve kendisine yüklenmiş misyondur. Geceleyin kendisinin onay vermediği gazetelerin manşetlerinin baskıya giremediği, köşe yazılarına birer birer müdahale edildiği...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun lütfen.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - ...köşe yazarlarının iki yurt dışı gezi arasındaki performanslarına göre Cumhurbaşkanının uçağına davet edildikleri bir süreç Türkiye'ye 2020 yılında yaşatılmakta ve hepimiz utandırılmakta, gerçek gazeteciler rencide edilmektedir.
OdaTV Ankara Haber Müdürü Müyesser Yıldız askerî casusluk iddiasıyla 11 Haziranda tutuklandı, üzerinden kırk gün geçti ancak ortada hâlâ iddianame yok. Buradan, Müyesser Yıldız'ın şahsında, tutuklu gazetecilerin serbest bırakılması gerektiği yönündeki irademizi ifade etmek istiyoruz.
22 Temmuz 2015'te Ceylânpınar'da polis memurlarımız Feyyaz Yumuşak ve Okan Acar evlerinde çok şüpheli bir şekilde şehit edilmişlerdi. Olayla ilgili yargılanan 4'ü tutuklu 9 sanık 1 Mart 2018'de beraat ettiler ve dava kapandı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Toparlayınız lütfen.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Şehitler ortada, geride bıraktıkları ortada, Ceylânpınar'ın tetiklediği süreç ortada ama dava bitti, suçlu yok. Dava avukatlarından Hüseyin Akay, davaya bakan Hâkim Nurettin Bulut'un 15 Temmuzdan sonra FETÖ şüphesiyle dikkat çeken açıklamalarını söylüyor ve tutuklandığını da ifade ediyor.
Bir benzer durumu da biz ifade edelim, burada da kayıtlara geçsin: Sayın Genel Başkanımızın Man Adası'yla ilgili davası vardı. Dava görülmeden önce hemen hâkim değiştirilmişti. Dava geçen günlerde Genel Başkanın aleyhine sonuçlandırılmıştı, kamuoyunun malumu. O hâkimin 15 Temmuz sonrası görevden alınınca bir botun içinde 6 FETÖ'cüyle birlikte Türkiye'den kaçarken yakalandığını, daha sonra da o hâkimin nasıl olduysa önce tutukluluğunun ortadan kaldırıldığını, daha sonra itirafçı ya da etkin pişmanlıkla mesleğe iade edildiğini ve bu tutsağın Kemal Kılıçdaroğlu'na ceza verilen Man Adası davasına cellat tayin edildiğini Mecliste hatırlatalım.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayınız lütfen.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - 15 Temmuzdan sonra botta yakalanan FETÖ'cü, Kemal Kılıçdaroğlu'na, Man Adası'na görevlendiriliyor. Tutsaklar cellat yapılırsa istediğiniz gibi infaz yaparlar ama orada tecelli eden adalet değil hukuka sürülmüş kara bir lekedir. Bunun hesabını millete tarih karşısında da ve günü geldiğinde hukuk karşısında da asla ve asla veremezsiniz. (CHP sıralarından alkışlar)
Son konumuz: Bugün sabahleyin kalktık ve Anayasa Mahkemesi, Resmî Gazete'de, bu Meclise, defalarca söylediğimiz ama birilerine anlatamadığımız şekilde hem itibarını iade etti hem de -ta ilk Parlamento deneyiminden beri en büyük kazanım olan bütçe hakkı- bütçe hakkını bu Meclisin paylaşamayacağı ve kimsenin el atamayacağı bir hak olarak tescil etti.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayalım Sayın Özgür.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bitiyor.
Cumhurbaşkanlığı kararnameleri çıkardınız tıkır, tıkır, tıkır, tıkır; "Durun, yapmayın!" dedik. İletişim Başkanlığı kuruyor, Millî Saraylar İdaresi Başkanlığı kuruyor, Strateji ve Bütçe Başkanlığı kuruyor, Devlet Arşivleri Başkanlığı kuruyor. Sanki parasını cebinden ödeyecek; oraya istediğini atıyor, istediğini alıyor, koca binalar dikiyor. Nasıl yapacaksın bu harcamayı? 5018 sayılı Kanun var, Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu; onun ek listesine Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle koymuş: Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, oradan ödeme... Kardeşim, bütçe hakkı var; milletten toplanan paraya da milletin parasının nasıl harcanacağına da burası karar verir. Sen buna nasıl el atıyorsun? Atıyor hep.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Son kez söz veriyorum, tamamlayın Sayın Özel.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bugün Anayasa Mahkemesi, bir üyesi bile karşı çıkmadan, oy birliğiyle dedi ki: "Bunu kanunla yapacaksınız, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi bunu yapamaz." Biz derken itiraz ediyorlardı, biz derken itiraz ediyorlardı; işte ortada. Hatırlayın, Türkiye Uzay Ajansı; hatırlayın, Kapadokya Alan Başkanlığı. Şimdi hepsinin iptal olacağı anlaşılmış, ilgili bakanlık, ilgili bürokrasi "Bunu Meclisin yapması lazım." diyor. Herkes milletten aldığı yetkiye saygı duyacak; "minnetvekilliği" yapmayacağız, milletvekilliği yapacağız. (CHP sıralarından alkışlar) "Beni listeye yazdı." diye birisine minnetten... Yetkime el atarsa, attığı el milletin yetkisine uzanan eldir; ittireceksiniz, ittirmezseniz işte böyle tarih önünde mahcup olursunuz.
Teşekkür ediyorum Sayın Başkan. (CHP sıralarından alkışlar)