| Konu: | İşsizlik Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 116 |
| Tarih: | 22.07.2020 |
CHP GRUBU ADINA SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Teşekkürler Başkan. Yeni görevinizde başarılar diliyorum. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Arkadaşlar, iktidar, Meclise "mini istihdam paketi" dediği bir yasa teklifi getirdi. Tekliften ise işçiye açlık, patrona kıyak çıktı. Bu yasa teklifiyle işçilerimize büyük bir tuzak kuruluyor arkadaşlar. İşçi sınıfı, AKP iktidarı ne zaman kendisine el uzattığı görüntüsü verdiyse parmaklarından birini götürdüğünü tecrübeyle öğrendi.
Pakette, coronavirüse karşı mücadele ile ilgili önlemler çerçevesinde işten çıkarmalar, ücretsiz izin, kısa çalışma koşullarıyla ilgili düzenlemeler yeniden ele alınırken patronlara yine destekler sunuluyor. "İşten çıkarma yasağı" adı altında işçilere ücretsiz izin uygulamasını bir yıl daha uzatma hususunda Cumhurbaşkanına yetki tanınıyor. Yani, günlük 39 TL'yle geçinme dayatması, işçilere müjde olarak sunuluyor, tuzak budur. İktidar, işten çıkarmalar yasaklansın talebini tersine çevirip işçilerimizi üç ay süreyle İşsizlik Fonu'ndan verilecek günlük 39 TL'lik sefalet ücretine mahkûm etmişti, şimdi de açlık ve sefalete mahkûm etme politikasını bir yıl uzatıyor. Ücretsiz izne gönderilen işçiler işsiz görünmeyecek, güya işsizlik oranı görünürde artmayacak. Böylece iktidarın işsizlikteki bozuk karnesi daha da bozulmayacak. Talimatlı marketlerden fiyatları toplayıp enflasyonu düşük gösteren iktidarın işsizliği düşük göstermek için bulduğu yeni yöntem bu. İktidar, ne kandırmacalara kaldı; bunu işçiler de halkımız da görüyor.
Peki, bir yıl boyunca işçilerimiz ayda 1.170 lirayla nasıl geçinecek? Bırakın mutfak masraflarını sadece kiraya ve faturalara bile yetmeyen 1.170 lirayı "Al, bununla geçin." demek iktidarın halktan ne kadar uzaklaştığının göstergesidir. Bu paranın geçinmeye yetmeyeceğini de bunun işçilerimizi kayıt dışına iteceğini de iktidar pekâlâ biliyor arkadaşlar. İşçilerimiz bu dayatmaya itiraz edip "Ben bu parayla çocuğumu geçindiremem, kiramı ödeyemem." deyip yeni iş aramak için işinden istifa etse kıdem tazminatından da ihbar tazminatından da yararlanamayacak. Ücretsiz izin boyunca işçilerin SGK primi yatmayacak yani bu süre emeklilikten sayılmayacak. Yani işçimiz yukarı tükürse işsizlik, aşağı tükürse sefalet. Bu yapılanın adı ücretsiz izin değil zorunlu işsizliğe mahkûmiyettir.
Değerli arkadaşlar, işten çıkarma yasağı dediklerine bakmayın, bal gibi işten çıkarma bu. Seç beğen al, itiraz ederse gönder izne, günlük 39 liraya mahkûm olsun. Bunun adı açlıkla terbiye etmektir. Ücretsiz izin daha önce yasada yoktu, gündeme geldiğinde ise işçinin rızası aranıyordu. Rıza göstermeyen işçi tazminatını alabiliyordu; şimdi patron ne derse o. Siz yasak dediklerine bakmayın, artık patronlar iş yerinin kapanması, belirli süreli sözleşmenin sona ermesi gibi gerekçelerle işçiyi rahatça işten çıkarabilecek.
Teklifin 4'üncü maddesiyle Sigorta Fonu kaynaklarından patronlara yeni teşvikler verilmesi öngörülüyor. İş yerinde kısa çalışma uygulayan patron normal çalışmaya döndüğünde işçilerin sigorta primlerini ödeme yükümlülüğünden üç ay kurtulacak, primler İşsizlik Sigortası Fonu'ndan karşılanacak yani işçinin cebinden ama bir yandan da işveren işçinin brüt maaşından bu payı kesmeye devam edecek. İşçi ise işverenin kestiği sigorta primini talep edemeyecek, buna işçi için çifte soygun, işveren için ise çifte kazanç denir, başka bir şey değil.
Covid-19 bahanesiyle işçiyi kısa çalışmaya yolla, ücret ödeme ama aynı bahaneyle ücretsiz izne çıkar, sıfır maliyet olsun, sonra geri çağır, biraz çalıştır, çalıştırdığın sürede sigorta primi ödeme. E, işveren açısından daha ne olsun?
Değerli milletvekilleri, İşsizlik Sigortası Fonu sigortalı işsizlere işsiz kaldıkları süre içinde gelir kaynağı oluşturmak üzere kurulmuş bir fondur. Adı üstünde işçinin fonudur. Sosyal devlet işçinin fonundaki açığı kapatır, onu büyütür. Peki, iktidar ne yapıyor? Bütçedeki açığı fonla kapatmaya çalışıyor. İşsizlik Fonu rakamlarına bir bakalım, 2019'da işsizlik sigortası için işçiye ödenen 10,4 milyar iken işverene ödenen 16 milyar lira yani 2019'da fondan işveren teşviklerine ayrılan pay tamı tamına yüzde 44. Son altı ayda işsizlere işsizlik ödeneğinden toplam 5 milyar 616 milyon TL ödenirken işverenler fondan işsizlere göre 7.1 milyar lira fazla yararlandı. Rakamlar ortada, fondan işçiler dışında herkes yararlanıyor. Meclis kürsüsünden sesleniyoruz: Çekin elinizi işçinin cebinden, İşsizlik Fonu, yağma Hasan'ın böreği değildir arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar)
Değerli milletvekilleri, Türkiye'de fonlar tarihi, yağmalamaların tarihidir. Fakir Fukara Fonu için 2011 Sayıştay Raporu diyor ki: "Fondaki kaynaklar bürokratların kuruyemiş, kozmetik parası oldu." Güya işçileri konut sahibi yapmak için, ücretlerden zorunlu kesintilerle oluşturulan Konut Edindirme Yardım Fonu'nun akıbeti de farklı olmadı.
Zorunlu Tasarruf Fonu'na gelirsek, bu Fon ile çalışanlar, tasarruf etmek yerine ceplerinden devlet bütçesine oradan da sermayeye kaynak aktarmak zorunda kaldılar. Bugün ise İşsizlik Sigortası Fonu da daha öncekiler gibi işçilerden sermayeye kaynak aktarmak için sürekli olarak yağmalanıyor. İşsizlik Sigortası Fonu'ndan karşılanan kısa çalışma ödeneği de işçilerin yararlandığı değil, patronların ücret yükümlülüğünden kurtarıldığı bir uygulama hâline gelmiştir. Fonun yağması bununla bitmiyor, İŞKUR'a göre: Fon kaynaklarının yaklaşık yüzde 80'i tahvillere yatırılmış durumda, yani fondan düşük faizle devlete borç verilmiş. Neden? Kamu bankalarının inşaat sermayesini ayakta tutmak için verdiği düşük faizli konut kredilerinin zararlarını ve nihayet devlet bütçesinin açığını kapatmak için. Kısacası, işçimizden yapılan kesinti, yerli-yabancı tefecilere faiz olarak gönderiliyor, yazıktır!
Değerli milletvekilleri, işsize cimri patrona cömert İşsizlik Sigortası Fonu'nu gerçekten işçimizin, emekçimizin fonu yapmak için, yapılması gerekenler nelerdir diye sorduğumuzda şunları söyleyebiliriz: İşsizlik sigortasının amacı dışında kullanılmasına derhâl son verilmelidir, aktif iş gücü programları fondan değil Türkiye İş Kurumu bütçesinden karşılanmalıdır, işsizlik ödeneğinden faydalanma koşulları kolaylaştırılmalıdır, ödeme süreleri ve miktarları artırılmalıdır, fondan yararlanan işçi sayısı artırılmalıdır, İşsizlik Fonu üzerinden yapılan yanlış yatırım tercihleri nedeniyle fonun uğradığı zarar hazine tarafından karşılanmalıdır, fon bütçesinden iş verenlere yapılan teşvik ve desteklere son verilmelidir, fonun yönetimi işçilerin doğrudan seçtiği temsilcilere bırakılmalıdır.
Değerli arkadaşlar, Soma'da 13 Mayıs 2014 tarihinde meydana gelen kaza sonrasında, kıdem tazminatlarını alamayan işçilerimiz mağdur olmuştu. Bir düzenleme yapıldı, bu düzenleme olumlu ancak eksiktir. Hâlen kıdem tazminatı kapsamına alınmayan 800 civarında madencimiz var. Soma'da Uyar Madencilik ve diğer madenlerde çalışıp tazminat alamayan işçiler ve 2014 Ermenek maden kazası sonrası tazminat alamayan işçiler bu düzenlemeye dâhil edilmelidir. Ayrıca müracaat süresi uzatılmalı, ödeme süresi kısaltılmalıdır. Bu noktada insan sormadan edemiyor: Neden bu kadar süre işçileri ve ailelerini mağdur ettiniz ve neden yine yarım yamalak bir düzenleme yapıyorsunuz? Beş yıldan beri Grup Başkan Vekilimiz Özgür Özel olmak üzere, Manisa Milletvekillerimiz olmak üzere bunun her zaman kavgası veriliyor. Yapacaksanız bu işi tam yapın. (CHP sıralarından alkışlar) Selam olsun "Yüz karası değil, kömür karası; böyle kazanılır ekmek parası." diyenlere, selam olsun yer altında ekmek kavgası verip yer üstünde hakları için mücadele edenlere.
Değerli arkadaşlar, bu kürsüden iktidara diyoruz ki: Kursağındaki her lokmanın yarısına gözünü diktiğiniz bu halk Cumhuriyet Dönemi boyunca hiçbir iktidara nasip olmamış bir teveccüh gösterdi, sizi tek başınıza on sekiz yıl iktidar yaptı. Siz ne yaptınız?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Toparlayalım lütfen Sayın Girgin.
SÜLEYMAN GİRGİN (Devamla) - Tamamlıyorum Başkanım.
Her fırsatta "Nasıl daha fazla hak gasbederim?" bunun hesabını yaptınız. "'3Y'yle -yoksulluk, yolsuzluk ve yasaklarla- mücadele edeceğiz." dediniz ve bugün Türkiye'nin en büyük sorunları yoksulluk, yolsuzluk ve yasaklar. Soruyorum sizlere, tek başına her türlü yetkiyi elinde tutan bir iktidar, on sekiz yılda ekonomiyi neden düzeltemez ya da ekonomiyi düzeltmek için kaç on sekiz yıla daha ihtiyacınız var? AKP'nin uyguladığı politikaların ne kadar yanlış olduğunu bu ülke halkı bizzat deneyerek, test ederek, pratiğe dökerek görmüştür. Artık, AKP iktidarının kredisi halk nezdinde bitmiştir. Nâzım Hikmet'in dediği gibi "Çok alametler belirdi, vakit tamamdır." En fazla üç sene ömrünüz kaldı. Bu süreç içinde gasbınızdan kurtardığımız her hak, yağmanızdan kurtardığımız her kuruş, talanınızdan kurtardığımız her doğa parçası, ülkeye verdiğiniz ağır hasardan çocuklarımızın geleceği için kurtardıklarımız olacaktır diyorum, saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)